|
Komnenosların
Trabzon Krallığı
Komnenosların
Trabzon Rum Krallığı Dönemi ; Daha önce Karadeniz bölgesinde vali
olan ve Doğu Roma
tahtını elinde
tutan Komnenosların sonuncusu olan Andronikos Komnenos'un
(1183-1185) ayaklanan
Doğu Roma
halkı tarafından tahtan indirilip yerine Angelos hanedanından
İsaakios II(1185-1195)'nin geçmesinden sonra Andronikos Komnenos
ve oğlu Manuel vahşi bir şekilde öldürülmüştü. Manuel'in
hapsedilen Aleksius ve David adındaki iki küçük çocuğu akrabaları
olan Gürcistan Kraliçesi Thamar tarafından hapisten kaçırtılmıştı.
Thamar çocuklarla birlikte
Doğu Roma’ın
mücevher hazinesini de götürmeye muvaffak olmuştu. Bu olaydan
sonra Gürcistan sahillerine giden iki kardeşten büyüğü olan
Aleksiu 4 yaşında idi. Kargaşalık ve isyanların devam ettiği
İstanbul 17 Temmuz 1203 tarihinde Haçlılar tarafından işgal
edilerek Aleksius IV. tahta geçirilmişti. Fakat 1204 Ocak'ında
İstanbul halkı isyan ederek Aleksius IV.'yu öldürmüş ve tahta
babasının damadı V.Murtzuphlos'u geçirmişti. Bu olaydan sonra
kendi aralarında anlaşan Haçlılar 13 Nisan 1204'te şehre
saldırarak üç gün şehri yağmayıp İstanbul'da bir Latin devleti
kurarlar. İstanbul'da bir Latin devleti kurulmasından sonra Bizans
tahtının varisleri ve asilzadeler İstanbul'dan kaçarak
sığındıkları bölgelerde yerli halkın desteği ile Bizans'ın devamı
sayılan devletler kurmuştu. Bunların birisi Thedore Laskaris'in
İznik'te kurduğu devletti. Bu olay yaşanmadan kısa bir sure önce
Komnenos hanedanını varisleri olan Aleksius ve kardeşi David
sığındıkları Gürcü Kraliçesi Büyük Thamar'ın (1184-1212) tamamen
Hıristiyan Kıpçak Türklerinden sağladığı bir ordu ile Doğu
Karadeniz sahillerinde ortaya çıkmış ve 1204 Nisan'ında Trabzon'u
ele geçirmişlerdi. Büyük kardeş Aleksius Trabzon'da hükümdarlığını
ilan ederken küçük olan David sahil boyunca ilerleyerek Samsun ve
Sinop'tan sonra Karadeniz Ereğli’sini de ele geçirmiş, fakat
Thedore Laskaris tarafından daha ileri gitmesine mani olunmuştu.
İstanbul'daki Latinlerin de desteğini alan Laskaris Amasra ve
Ereğli'yi geri alarak Komnenosları Sinop'un batısından atmıştı. Bu
dönemde Selçuklular devreye girdi ve 1214'de Aleksius'u Sinop
önlerinde ele geçirip şehri aldılar. Daha sonra yüksek bir
kurtarmalık karşılığı serbest bırakılan Aleksius ile yıllık vergi
ödeme, sefer zamanı Selçuklu ordusuna asker gönderme şartlarını
içeren bir anlaşma yapılır ve Aleksius Komnenos I. (1204-1222)
Selçuk sultanının vasalı sıfatıyla Trabzon tahtına geri
gönderilir. Sinop Selçukluların eline geçtiği için batı ile
irtibatı kesilen Komnenosların Bizans tahtını ele geçirme
hayalleri bitmiş fakat etrafı Türkmenler tarafından sarılmış
Trabzon civarındaki sahil şeridinde Selçuklulara tabi bir devlet
kurmuşlardı. Trabzon'daki Komnenoslarla Selçukluların arası
Trabzon tahtındaki Andronikos (1222-1235) zamanında Moğolların
Karadeniz'in kuzey sahillerindeki en önemli ticaret merkezlerinden
biri olan Suğdak'ın 1223 yılında Moğollar tarafından ele geçirilip
yağmalanmasından sonra çıkmıştır. Andronikos'un donanması Suğdak'a
giderek gemilerle Moğollardan kaçan Suğdaklı Müslüman tüccarların
mallarına el koymuş ve şehri işgal etmişti. Karadeniz'de çıkan bir
fırtına nedeniyle yağmalanmış mallarla Trabzon'a dönmekte olan
donanma Sinop açıklarına düşer ve Sinop donanmasının başında olan
Reis Hayton bu gemilere el koyarak Andronikos'un komutanlarını da
esir eder. Anadolu Selçuklu tahtındaki Alaeddin Keykubad'ın
(1220-1237) Doğu Anadolu sınırında meşgul olmasından istifade eden
Andronikos Sinop'un üzerine yürür, şehre saldırarak civarını
yağmalar, gemilerini ve esir komutanlarını kurtarır. Bu olayı
duyan Alaeddin Keykubad, Reis Hayton komutasındaki donanmayı
denizden, Melik Gıyaseddin Keyhüsrev ve Atabeki Mübarizeddin
Ertokuş komutasındaki bir orduyu da Gümüşhane-Maçka istikametinde
Trabzon'un üzerine gönderir. 1228 yılında denizden ve karadan
Trabzon'u kuşatan Selçukluların şehre hücumlarında çok şiddetli
çatışmalar olur ve Reis Hayton ile Keyhüsrev'in amcası yaralanır.
Şehrin düşmekte olduğu sırada başlayan şiddetli bir fırtına nedeni
ile Trabzon kalesinin iki yanından akan dereler taşar. Yağmur ve
seller nedeni ile dağılan Selçuklu ordusu dağlara doğru çekilirken
Melik Gıyaseddin Keyhüsrev Maçka bölgesinde köylüler tarafından
yakalanarak Trabzon'a getirilir. Andronikos ona iyi davranmış ve
asker nezaretinde Sultana göndermişti. Bu dönemde Trabzon,
Celaleddin Harzemşah'ı metbu tanıyordu. Selçuklu ordusunun
Harzemşah ordusunu 1230'da Yassı çimen'de yenmesinden sonra
Harzemşah ordusundan kaçabilenler Trabzon topraklarına
sığınmışlardı. Bu savaştan sonra tekrar Anadolu Selçukluları'na
bağlı olan Komnenoslar'ın 200 mızraklı süvari veya 1000 asker ile
Komnenos ailesinden bir ferdi Selçuklu sarayına göndermekle
yükümlü olduklarını biliyoruz. Selçukluların 1243'te Kösedağ'da
Moğollara yenilmesinden sonra Moğollara tabi olan Trabzon Kralları
1256'dan itibaren Moğolların batıdaki varisi olan ilhanlılarla da
iyi ilişkiler geliştirmişler, İlhanlı başkenti olan Tebriz ile
yapılan ticaret ile iyice zenginleşmişlerdi. 14.yy başlarında bu
ticaret Trabzon'da bulunan bir konsül tarafından idare edilen
Ceneviz kolonisinin eline geçmişti. Bu dönemde Trabzon'da
Cenevizlilerden başka Venedikli tüccarların oluşturduğu bir koloni
daha vardı ve her iki grup da özellikle İmparator Aleksius II.
(1297-1330) zamanında birçok imtiyaz elde etmişlerdi. Anadolu'da
Moğol hakimiyetinin zayıflaması ve birçok beyliğin ortaya çıktığı
dönemde Trabzon Krallığı sınırlarını sağlamlaştırmak ve
genişletmek için uğraştı fakat bu çabası çevredeki Türkmen
grupları tarafından engellendiği gibi Trabzon toprakları bu
gruplarının saldırısına uğradı. 14.yy başlarında iç kesimler ile
sahil ulaşımın yapıldığı Karadeniz dağlarındaki geçitler ve bu
geçitleri koruyan kaleler birer bu grupların eline geçmiş ve
Trabzon Krallığı toprakları Samsun'un doğusundan Harşit Çayı'na
kadar gerilerken Trabzon'un elinde bu sahillerdeki birkaç kale
kalmıştı. 1277 yılında Sinop'u ele geçirmek isteyen Trabzon Kralı
George (1266-1280) bu şehrin civarındaki Çepniler tarafından geri
püskürtüldüğü gibi Samsun'un doğusuna kadar olan bölge tamamen
Trabzon'un kontrolünden çıkmış, Trabzon saraylarının tarihçisi
Panaretos'un bize verdiği bilgiye göre KraI John II. Kalo loannes
(1280-1297) döneminde Halibyanın (Ünye bölgesi) tamamı Türklerin
kontrolüne girmişti. Yine Panaretos'un kroniğinden izlediğimize
göre 1301'de Çepni Lideri Kusdoğan Giresun'a saldırmış, Ordu ve
Giresun bölgesini ele geçiren Bayram Bey 1313 ve 1322'de Trabzon
üzerine iki sefer düzenlemişti. Bayram Bey'in ölümünden sonra
yerine geçen oğlu Hacı Emir bu günkü Ordu ve Giresun vilayeti
dahilindeki topraklarda 14.yy da Hacı Emir Oğulları Beyliği'ni
kurmuş ve bu bölgenin Türkleşip İslamlaşması Bayram Bey ve
varisleri tarafından temin edildiği için bölge ileriki yüzyılda
Osmanlı belgelerine "Vilayet-i Bayramlu" olarak kaydedilmiştir.
Trabzon Krallığı sınırlarında faaliyet gösteren gruplardan bin de
Büyük İlhanlı Veziri Çoban Bey'in soyundan ve bir dönem
(1318-1322) Anadolu valiliği yapmış, 1322'de Sivas'ta para
kestirip bağımsızlığını ilan etmiş olan Temurtaş'ın oğlu şeyh
Hasan-i Küçük'e bağlı olan ve Çobanlu/Çapanlular'a bağlı oldukları
için bu isimle anılan Türkmenler'dir.1330-31'de Rum Vilayeti
(Sivas Bölgesi)'ne yerleşen şeyh Hasan, Şebinkarahisar'ı ele
geçirmiş ve burada kardeşleri ile birlikte müstakil hareket ederek
beyliğini kurmuştu. 1336'da Trabzon üzerine yürüyen Şeyh Hasan
Boztepe de şehri savunanlarla büyük bir çarpışmaya girmiş fakat
aniden yağmaya başlayan yağmurlar nedeni ile geri çekilmek zorunda
kalmıştı. Panaretos bu çarpışmada Şeyh Hasan'ın önemli
komutanlarından biri olan Abdurahman oğlu Rüstem'in öldüğünü
bildirir. Trabzon Krallığının topraklarını çevreleyen dağlarda
birbirinden ayrı aşiretler halinde yaşayan bir çok Türkmen grubu
vardı. Trabzon Krallığı en önemli gelir kaynağı olan ticareti
canlı tutabilmek için dağlardaki geçitleri kontrol altında tutmak
istiyor,Türkmenler ise sürüleri için zengin otlakların bulunduğu
dağlara yayılmışlardı. Anadolu'da siyasi bir birlik yoktu ve
Türkmenler küçük beyliklere bölünmüş, çoğu zaman birbirleri ile
savaşıyordu. Arkalarında güçlü bir ordu olmayan bu grupları
dağlardan söküp atmak isteyen Trabzon Krallığı saldırılar
düzenliyor hayvanlarını ve ele geçirdiği Türkmenleri çoluk çocuk
demeden öldürüyordu. Saldırı haberini duyan Türkmenler de derhal
toparlanıp intikam için Trabzon topraklarına giriyor şehrin
etrafına kadar olan yerleri yakıp yıkıp yağmalıyordu. 1340 yılının
Ağustosunda Trabzon ordusu dağlarda sürülerini yayan Akkoyunlulara
saldırdı ve birçok ganimetler aldı. Temmuz 1341'de ise
Akkoyunlular intikam için Trabzon topraklarına girdi, şehri
kuşattı ve çok sayıda insan öldü. Trabzon çıkan bir yangınla harap
olurken ölülerin cesetleri salgın hastalıklara neden oldu. 1343
yılında tekrar Trabzon'a saldıran Akkoyunlular bu defa da bir
netice alamamışlar, fakat 1348'de şehirde çıkan veba salgınında
nüfusun ancak 1/5 i sağ kalmıştı. Panaretos 1348'de Erzincan Bey'i
Ahi Ayna Bey, Bayburt Emiri Rikabdar Mehmet Bey, Akkoyunlu Bey'i
Tur Ali Bey ile birlikte Bozdoğan liderliğindeki Çepnilerin
Trabzon'a saldırdıklarını fakat muvaffak olamadıklarını kaydeder.
Tek başına bir netice alamayan Türkmen gruplarının birleşerek
Trabzon Krallığını ortadan kaldırmaya yönelmeleri karşısında
Trabzon Kralı Aleksıus III.(1349-1390)'da onları birbirinden
ayırmak ve kendi aralarındaki çekişmelerden yararlanıp Trabzon'un
müttefiki haline getirmek için yeni bir Siyaset uygulamaya
koyulur. Bu Siyasetin en önemli aracı Trabzon sarayındaki
Prensesler idi ve onları çevredeki Türkmenlerin liderleri ile
evlendirip akrabalık tesis edecek böylece devletinin ömrünü
uzatacaktı. Onun bu akıllı siyaseti bir çok batılı tarihçi
tarafından eleştirilmiş ve daha önce bu Siyaseti izlemiş olan
Bizanslı Kralların daima gayri meşru çocuklarını kullandıkları
yazılmıştır. Oysa Aleksius tüm Anadolu’nun Türkleştiğini ve kendi
devletinin sahilde adeta izole edildiğini ve bu suni ortamda
yaşanılmasının mümkün olmadığını çok iyi teşhis etmiş ve
devletinin Bizans'tan bile daha uzun yaşayabilmesini sağlamıştı.
İlk evlilik 1348'de Trabzon'a saldıran Türkmen ittifakına
yönelikti.1351'de bu ittifakın önemli gücü ve Trabzon sınırındaki
Bayburt'un Sinor köyünü merkez tutmuş olan Akkoyunlu beylerinden
Tur Ali Bey'in oğlu Kutluğ Beğ ile kız kardeşi Maria Komnen (Despina
Hatun)'u evlendirerek hem ittifakı parçalamış hem de arkasında
sığınabileceği güçlü bir müttefik elde etmişti. Dede Korkut
hikayelerinden Kanlı Kocaoğlu Kanturalı Boyu'na ait olanının
işaret ettiği bu evlilikle temeli atılan ittifak ilerideki
yıllarda başka evliliklerle devam etmişti. Kutluğ Beğ'in oğlu
Karayuluğ Osman Beğ'de Aleksius IV.(1417 - 1429)'un kızı ile,
Karayulug Osman Bey'in torunu Uzun Hasan da 1457'de David
(1458-1461) in kız kardeşi Thedora Komnen (Despina Hatun) ile
evlenmişti. Trabzon prensesleri ile Türkmen beylerinin
evliliklerinin ikincisi Trabzon Krallığının batıdaki topraklarını
ele geçiren Hacı Emir oğulları ile ilgili idi. 1356'da Çarşamba
bölgesindeki Trabzon üssü Limnia'ya giden Aleksius III. Yasun
Burnu'nda 14 Türk'ü öldürmüştü. Bunun karşılığı olarak ta 13 Kasım
1357'de Hacı Emir Trabzon üzerine yürümüş Hamsiköy ve Maçka
bölgesini yağmalamıştı. Aleksius III. 1358'de kız kardeşi Thedora
Komnen'i Hacı Emir ile evlendirerek onun saldırılarından da
kurtulmayı başarır. Bayburt Emiri Hoca Latif 1360 yılında
Gümüşhane bölgesinde bir kale inşa ederek kendisine karşı tedbir
oluşturan Trabzon Krallığına karşı harekete geçmiş ve Gümüşhane
bölgesinin Dükü olan loannes Kabasites'i bozguna uğratmıştı. 1361
de Trabzon üzerine gelen Hoca Latif, Maçka'nın Hortokop bölgesinde
köylüler tarafından tuzağa düşürülür ve öldürülür. 1362 yılında
Şebinkarahisar'ı ele geçiren ve Selçuklu soyundan olan Kılıç
Arslan, Kelkit ve Şiran bölgesinde Trabzon Krallığının elinde olan
kalelere yönelmişti. 1368, 1369, 1373 ve 1374'deki çatışmalardan
sonra bölgeyi kontrolüne alan Kılıç Arslan 1379'da Trabzon üzerine
yürümüştü. Kılıç Arslan'ın bu seferini Trabzon Kralını Niksar'ı
merkez edinip Samsun'un doğusunda yer alan ve Yeşilırmak vadisi
ile bu nehrin denize döküldüğü deltadaki toprakları kontrol eden,
Hacı Emirliler ve Kılıç Arslanla arasında çekişme bulunan
Tacettinoğullar Beyliğinin kurucusu Tacettin Bey'in Aleksius III.'nün
kızı Eudokia ile evliliğini engellemek amacıyla yapmış olduğunu
zannediyoruz zira Kılıç Arslan'ın bu akını esnasında Aleksius III.
kızıyla birlikte düğün için yola çıkmış ve Giresun'a ulaşmıştı.
Aleksius III. Saldırı haberini alınca kızını Giresun'da bırakarak
Trabzon'a dönmüş ve gerekli savunma tedbirlerini aldıktan sonra
geri dönmüş ve bu evlilik Ekim 1379'da gerçekleşmişti. Trabzon'u
tehdit eden bir başka grup da Harşit vadisini ele geçirerek buraya
yerleşsen, Tirebolu ve Vakfıkebir bölgesini kontrolleri altında
tutan Çepniler idi. Daha önce Sinop ve Samsun bölgesini Trabzon
Krallarının istilasından kurtaran, Kuşdoğan liderliğinde Giresun
bölgesini ele geçirmiş ve Bozdoğan liderliğinde Türkmen ittifakına
katılarak Trabzon'a saldırmış olan Çepniler Harşit Vadisinin doğu
ve batısında yer alan topraklarda bir uç beyliği kurmuşlardı.
Panaretos Aleksius III.'nün 4 Mart 1380'de ordusu ile birlikte
Çepnilerin, Harşit Vadisi'nin yukarı kesimlerinde Kürtündeki
kışlıklarına bir baskın düzenlediğini ve bu kampta esir bazı
Trabzonluları kurtardığını yazar. Aleksius III.'den sonra Trabzon
tahtına geçen Manuel (1390-1417) zamanında Yıldırım Bayezıd Samsun
bölgesini Osmanlı topraklarına katmıştı. Timur'un hakimiyetini
kabul etmek zorunda kalan Manuel, Trabzon bölgesinden geçen
Timur'un huzuruna giderek diz çökmüştü 20 gemiden oluşan bir
donanma ile ve Bizans'tan aldıkları yardımla Timur'un
komutanlarının emrinde Osmanlılara karşı savaşan Komnenoslar
Ankara savaşında da Timur'un ordusunda yer almışlardı. Ankara
savaşından sonra 1404 yılında Timur'a giden İspanyol elçi
Klavijonun verdiği malumata göre Trabzon'da Kaleden başka biri
Cenevizlilere diğeri de Venediklilere ait iki kule vardı. Bu
dönemden sonra Trabzon'la Cenevizliler arsında bazı sorunlar
çıktığını biliyoruz. Aleksius IV.(1417-1429) zamanında Cenevizler
üç kalyonla Trabzon donanmasını yenmiş bir manastırı ele geçirerek
silah deposu yapmıştı. 1418'de Aleksius IV. Cenevizlilere harp
tazminatı olarak şarap ve fındık vermeyi kabul etmek zorunda
kalmış fakat daha önce tahrip edilmiş bulunan Cenevizlilere ait
kulenin onarılmasına müsaade edilmemişti. Bunun üzerine Kefe'deki
Ceneviz konsülü bütün Cenevizlilerin Trabzon'u terk etmesi ve
Trabzon'la olan ticaretin durdurulmasını isteyince bu şatonun
onarımına başlanmış ve yeni bir savaş çıkması önlenmişti.
TRABZON RUM
İMPARATORLUĞU İLE SELÇUKLULAR VE TÜRKMEN BEYLİKLER ARASINDAKİ
SİYASİ İLİŞKİLER
Trabzon’un güney
doğusunda Saltuklu Türkmen Beyliği’nin yıkılmasından sonra yerine
hakim olan Selçuklular,Doğu Karadeniz’de yeni başlayan Trabzon Rum
İmparatorluğu’nun oluşumuna şiddetle karşı çıkmışlardır.Erzurum
Meliki Tuğrulşah,Trabzon’a karşı Bayburt kalesini yeniden ve daha
kuvvetli şekilde inşa ettirmiştir.Ancak buradaki mücadeleler
hakkında kesin bilgi yoktur.
Dördüncü Haçlı
seferleri sonucunda Türkler rahatlamış ve Bizans’a karşı güney ve
kuzey sınırlarında üstün duruma geçmiştir.Ancak yine aynı olay
sonucu ortaya çıkan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun Karadeniz
sahillerine yayılma hareketleri,Selçuklulara zarar vermeye
başlamıştır.Çünkü o dönemdeki siyasi gelişmeler sonucunda Asya ve
Avrupa arasındaki ticari faaliyetler,en güvenli yol durumuna gelen
Selçuklu topraklarından Sinop yoluyla Kırım’a uzanıyordu.Bu
yolların hakimiyeti Selçuklularda idi. Trabzon Rum İmparatorluğu
Karadeniz kıyılarından Bizans’ın merkezine ulaşma arzusu yüzünden
bu toprakları ele geçirmeye başlayınca Selçukluların ticari yollar
üzerindeki hakimiyeti zayıfladı ve bu yollar üzerindeki
kervansaraylar işlemez oldu.Bu arada Rumların Amisos şehrini ele
geçirmek isteği,bu şehrin hemen yakınındaki Türk Samsun şehri
Türklerini de zor duruma sokunca Selçuklu Hükümdarı Gıyasettin
Keyhüsrev’den yardım isterler.Bunun üzerine Gıyasettin Keyhüsrev,1206
yılında Trabzon şehrini kuşattı.Bu olay yüzünden Selçukluların
elindeki ticari yollar işlevini yitirdi.Ancak bir sonuç çıkmadı.
İzzettin Keykavus;İznik’teki
Laskaris ile Trabzon’daki Davit arasındaki mücadeleden yararlanmak
için ve İznik devletinin İstanbul ile uğraşmasını fırsat bilerek
Karadeniz’e çıkmak ve çevrelenmekten kurtulmak için büyük bir ordu
ile Sinop seferine çıktı. Bu arada Sinop’ta olan Trabzon Rum
İmparatoru Alaksios,yanına 500 askerini alarak şehir dışına çıkıp
sarhoş sarhoş avlanmakta iken Selçuklu öncü birliklerinin
baskınına uğrayarak esir edildi.Asıl güçler ise Sinop’u kuşattı.
Aleksios, hükümdarın huzuruna çıkarılarak aralarında anlaşma
yapılır.Bu anlaşma sonucunda Sinop teslim olur.1214 yılında
hükümdar şehre girer.Aleksios ise sultana bağlı krallık olarak ona
vergi vermeyi,savaşlarda asker göndermeyi kabul eder.Sinop’ta
Selçuklu yönetimi başlar.Rum imparatorluğu Selçukluların bir iç
isyan sırasında tekrar Sinop’a saldırdılar ise de bu kez
karşılarına bölgeye yeni yeni yerleşmeye başlayan Çepni Türklerini
buldular ve düzenli olmayan dağınık haldeki Çepniler ile
yaptıkları savaşı kaybederek geri çekilmek zorunda kaldılar.Rum
hükümdarlar,Selçukluların Moğollara yenilmesine kadar onlara bağlı
vasal bir devlet olmayı sürdürdüler(1 )
Trabzon,korunma
açısından güçlü bir şehir olduğundan Türkler,genelde Trabzon’u
değil çevresini almaya çalışmışlardır.Trabzon Rum İmparatorluğu
kurulmadan önce daha 1138 yılında Danişmentli Melik Mehmet Canik
(Samsun) bölgesinde fetihlerde bulunmaya başlamış idi.Onu takip
eden yıllarda Melik’in kardeşi Yağıbasan’da 1155 yılında Ünye ve
Bafra bölgesine akınlarda bulunmuştur.
Anadolu
Selçukluları 1175 yılında Danişmentlilere son verince bu kez
onlar, Trabzon çevresinde akın ve yayılma siyaseti izlediler.1194
yılında kısmen Samsun limanını da içine alacak şekilde Karadeniz
sahillerinde önemli fetihler yapmışlardır.
(1 ) Ayrıntılı
bilgi için bakınız:Yrd.Doç.Dr.Ahmet Toksoy, “Selçuklu-Trabzon
Münasebetleri ve Trabzon Kommenosları’nın Tabiiyyete Alınması”,
Trabzon ve Çevresi Uluslar arası Tarih-Dil-Edebiyat Sempozyumu,3-5
Mayıs 2001,Trabzon,sf.53-59.
|