|
DOĞU KARADENİZ
BÖLGESİNİN KISA TARİHÇESİ
Doğu Karadeniz Bölgesinin
tarihçesi bu çalışmadaki etnik unsurlarda yer yer anlatıldı. Fakat
genel olarak bölge ile ilgili tarihi bilgileri kısaca aktarmakta
yarar vardır.
DOĞU
KARADENİZ’İN İLK İNSANLARI
Karadeniz bölgesinin insanlarına ait en eski buluntular Yontma Taş
Devri dönemine kadar gider. Bu dönemle ilgili buluntular
şunlardır: (1)
1-
1951 yılında Kastamonu’nun Tahta ve Malak köylerinde (Achellen ve
Mousterien tipte aletler). Bkz. E. Bostancı, DTCFD V/2, 1952, s.
224 vd.
2-
1960 yılında İ. K. Kökten tarafından Ünye’nin Yüceler Köyü Ceviz
Deresi sekilerinde (Achellen tipi el baltası) Bkz. İ. K. Kökten,
DTCFD XX/3-4, 1962, sf. 275 vd. Lev. I-II.
3-
1979-1980 yıllarında Trabzon’un kuzeyinde, Bayburt’un 13 km. güney
doğusunda, Çoruh Irmağı’nın kollarından biri olan Gez Deresi
kıyısındaki Gez Alanı’nda N. Gündüzalp ve ekibi tarafından
Achellen tipte el baltası, Levalloisien-Mousterien tipte
kazıyıcılar ve yonga aletler bulunmuştur. Bkz. N. Gündüzalp,
TTKong. IX, 1981, sf. 49-54, Lev. 7-23, Res. 1-32. Bu son
buluntular Trabzon K.T.Ü. Doğa Tarihi Müzesi’nde sergilenmektedir.
Bölgede daha sonraki döneme ait (M.Ö. 100.000 – 40.000 yıllarında
tarihlenen Orta Paleolitik safhaya ait aletler Kastamonu Gölköy
Enstitüsü yakınında bulunmuştur.) Levalloisien tipte aletler. Bkz.
M. Şenyürek, DTCFD II/2, 1944, sf. 349-352
M.Ö.
40.000 – 12/10.000 yılları arasında tarihlenen üst Paleolitik
safhaya ait buluntular. İ. K. Kökten tarafından Ünye-Tozkoparan
mevkiinde yapılan sondaj çalışmaları sonucunda ele geçmiştir. Aynı
yerleşmede Kalkolitik ve İlk Tunç Çağı buluntuları da görülmüştür.
İ. K.
Kökten 1940 yılında Samsun-Tekkeköy’de Fındıcak ve Çınarlık
vadilerindeki volkanik karakterli arazide 2 mağara, 30’dan fazla
sığınak ve inler tespit eder. T. Özgüç ve N. Özgüç ile birlikte
burada “A Mağarası’nda yaptıkları kazıda Mezolitik olduğunu
söyledikleri aletler bulmuşlardır. Samsun ve çevresindeki kazı ve
araştırmalar ile ilgili olarak bkz. Belleten IX/35, 1945, sf.
361-400, Lev. 63-74; TTKong. III, 1943, sf. 393 vd.
Karadeniz Bölgesi’nde henüz Neolitik olabilecek bir yerleşmeden
söz edemiyoruz. Buna karşılık az sayıda da olsa, Kalkolitik Çağ
yerleşmelerine ait buluntuları Dündartepe, Horoztepe, İkiztepe
gibi kazılarda Ch.Burney’in Batı ve Orta Karadeniz Bölgesi’nde,
U.B. Alkım ve ekibinin Samsun İli’nde, M. Özsait ve ekibinin
Amasya, Ordu ve Tokat’taki yüzey araştırmalarında ele geçmiştir.
Bartın’dan Ünye’ye, Ordu’ya kadar olan sahil kesiminde az, iç
kesimlerde ise çok sayıda ilk Tunç Çağı yerleşmesi tespit
edilmiştir. Buna karşılık dağların bir sur gibi uzandığı
Ordu-Giresun-Trabzon-Rize sahil kesimini 1945 yılında sistematik
olarak araştıran İ.K.Kökten, tarih öncesi çağlara ait bir iz
bulamamıştır. Bkz. İ.K.Kökten, DTCFD III/5, 1945, Sf. 478
M.Ö.3000
yılından sonra Anadolu’nun doğusunda Hurri Devleti bulunmaktaydı.
Bugün Trabzon-Rize illeri yerleşim alanlarının Hititler döneminde
Hayaşa (daha doğrusu Azzi) ismini taşıdığı bilinmektedir. Buna
karşılık Giresun-Rize arasında (sahil kesiminde) M.Ö.2000 yılında
yerleşme izlerine rastlanmamıştır (2).
Doğu Karadeniz’e coğrafi yakınlığı bulunan Kafkaslar ve
Kars çevresinde saptanan Neolitik dönem (İ.Ö.8000-5500)
yerleşimlerine dayanarak, Artvin ve çevresinin de bu çağla
birlikte iskan edildiği düşünülebilir. Ne yazık ki Şavşat-Meşeli
ve Yusufeli-Demirköy’de tesadüfi olarak bulunan baltalar hariç,
geçmişe ait elimizde arkeolojik bir veri bulunmamaktadır.
Sözü
edilen baltalar, İ.Ö.3 binli yıllara tarihlenerek Anadolu’nun
bilinen ilk uygarlığı olan Hititlerin ve daha sonra aynı
toprakları paylaşan Hurrilerin, Artvin ve çevresine de yerleşmiş
olabilecekleri; buradaki zengin maden yataklarını işletmeye
açtıkları varsayılmaktadır (3). İ.Ö.2 binli yılların başında, Orta
Anadolu bölgesine yerleşen Hititlerle;yörede yaşadıkları
varsayılan Hurrileri kendilerine bağımlı kılan Mitannilerin
bölgedeki etkinlikleri henüz netlik kazanmamıştır.
Bu
duruma göre Doğu Karadeniz Bölgesine Yunan asıllı Kolonizatörler
gelmeden binlerce, hatta on binlerce yıl önce insanlar yaşamakta
idi. Bu insanlar henüz tarih öncesi devirleri aşmamış Taş Devri,
Maden Devri dönemlerini yaşamakta idi. Bunlara ilim dilinde
çeşitli adlar verilmekte olduğundan bu adları açıklamakta yarar
vardır:
Mezolitik dönem: Anadolu’da Mezolitik dönem M.Ö.10.000- 9.000
yılları arasıdır. Bu dönem yoğun besin toplama evresinin son
dönemidir.
Proto-Neolilitik
dönem:Anadolu’da M.Ö.9.000-M.Ö.7.000 yılları arasıdır. Bu dönemde
insanlar, besin toplayıcılıktan besin üreticiliğine geçmiştir.
Ayrıca bu dönemde neolitik devrin belirtileri ortaya çıkmaya
başladı. Neolitik döneme kadar, çiftçilik ve hayvancılık yerleşti.
Neolitik dönem:Anadolu’da M.Ö.7.000-5.600 yılları arasıdır.Bu
evrede, madenden yapılmış silah ve aletler, geleneksel taş
aletlerin yerlerini almaya başlamıştır.
Anadolu’nun M.Ö.5000’den önceki dönemindeki bitki örtüsüne
bakıldığında Anadolu, ormanlarla kaplı idi. Ekilebilir sınırlı
alanlar ise, Toros dağlarının kuzey eteklerinde, orta Anadolu
platosunun güney kenarında yer alıyordu. Bütün Anadolu ve
Ortadoğu’nun daha ormanlık olmasının temel nedeni,o dönemlerde
iklimin daha nemli ve yağışlı olmasıdır ( 4 ). Bu da gösteriyor ki
Doğu Karadeniz bölgesi henüz ekilebilir alanlar arasında
sayılmamakta idi. Bu nedenle çağ öncesi dönemlerde Doğu Karadeniz
bölgesi, avcılık ve meyvecilik yaşantısına uygun yer idi.
Kalkolitik dönem ise Anadolu’da M.Ö. 5600-3500 yılları arasında
tarihlenir ki Doğu Karadeniz bölgesindeki ilk arkeolojik
buluntuların bu dönemi kapsar.
(1)
Prof. Dr. Mehmet Özsait, İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi,
Trabzon Tarihi Sempozyumu Bildirileri, Trabzon, 2000, sf. 35 vd.
(1)
Prof. Dr. Mehmet Özsait, İlkçağ
Tarihinde Trabzon ve Çevresi, Trabzon Tarihi Sempozyumu
Bildirileri, Trabzon, 1998, sf. 35 vd.
(2)
A.Erzen,Doğu Anadolu ve
Urartular,Ankara,1984,sf.16-18
(3)
E.Akurgal,Anadolu
Uygarlıkları,İstanbul,1990,C.3, sf.30-48
(4)
Sevgi Aktüre, Anadolu’da Bronz Çağı
Kentleri, İstanbul, 1997, sf. 115-116
|