Türkiye'de Bir İlk: İsrail'e Hakarete Hapis Cezası!
21 Aralık 2011 Çarşamba Saat 14:42
AB 2011 ilerleme raporunda konu olan şikayetin gereği hayata geçiyor,
Kayseri'de İsrail takımı ile oynan maçta İsrail aleyhine slogan atan 30 kişi ağırlaştırılmış hapis cezası ile yargılanıyor.
2011 ilerleme raporundan kısa alıntılar ve İktidarın uygulamaları:
Kayseri'de oynanan bir basketbol maçında İsrail aleyhine slogan atan 30 genç 'İsrail'e hakaretten' yargılanıyor.
"Kahrolsun İsrail" sloganı atarak "din, dil, ırk, etnik köken, cinsiyet veya mezhep farkı gözeterek" İsrail'e hakaretten 30 genç; eski "şike" kanununa göre iki yıla kadar, yeni haliyle bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak üzere yargılanacak.
İddia makamına göre, gençlerin suçu sadece İsrail aleyhinde slogan atmak ve Filistin bayrakları açmak...
Konu ile ilgili iddianamede şöyle deniliyor, "Yukarıda açık kimliği yazılı şüphelilerin şuç tarihinde Kayseri Kadirhas Kongre ve Spor Merkezi'inde oynanan Kayseri Kaski Spor ile, İsrail Ülkesinin Maccabi Bnot takımları arasında oynanan Euro CUP kadınlar basketbol müsabakası sırasında açık kimliği yazılı şüphelilerin maçı izledikleri sırada toplu olarak Filistin bayrakları açtığı ve yine hep birlikte "Kahrolsun İsrail" şeklinde slogan atmak suretiyle şüphelilerin üzerlerine atılı Din, Dil, Irk, Etnik Köken, Cinsiyet Veya Mezhep Farkı Gözeterek Hakaret suçlarını işledikleri anlaşıldığından..."
İsrail'e hakaret etmekten yargılanan 30 kişi, Kayseri Cumhuriyet Savcılığı tarafından, sporda şiddetin önlenmesine daire yasanın 14. maddesinin 2. fıkrası ve Türk Ceza Kanunu'nun 53/1 maddesine göre yargılanıyor.
AB 2011 ilerleme raporundan birkaç alıntı madde
Sayfa:30 Heybeliada Ruhban Okulu hâlâ kapalı kalmaya devam etmektedir. Ermeni Patriğinin, Ermeni dili ve din adamları için bir üniversite bölümü açılması önerisi dört yıldır beklemektedir.
Süryaniler, eğitimlerini resmi okulların dışında ancak gayriresmi olarak sağlayabilmektedir.
Patrik, dini unvanını (Ekümenik) her durumda kullanma konusunda serbest değildir. Bu hakkın kullanılmasına yönelik herhangi bir müdahale edilmesinin AİHS’nin 9. maddesine göre Ortodoks Kilisesi’nin özerkliğini ihlal edeceğine ilişkin Venedik Komisyonu 2010 kararı henüz uygulanmamıştır. *
Patrikhane’de yapılan dini seçimlere katılım konusunda, AİHS’ye ve AİHM içtihadına uygun olarak, örgütlü dini cemaatlerin faaliyetlerine katılarak din özgürlüğü haklarını kullanma imkânı bakımından Türk vatandaşlarına ve yabancılara eşit muamelede bulunulması gerekmektedir.
*Mart 2010 tarihinde, Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu, AİHS’nin 9. Maddesi ile korunan din özgürlüğü temel hakkının AİHS’nin 11. Maddesi ile birlikte düşünüldüğünde, dini cemaatlerin tüzel kişilik kazanabilmesi imkânını da içerdiğine karar vermiştir.
Nüfus cüzdanı gibi şahsi belgelerde, ayrımcı uygulamalara yol açabilecek dine ilişkin bilgiler yer almaktadır. İslam dininden başka bir dine geçerek nüfus cüzdanlarını değiştirmek isteyen kişilere yönelik yerel yöneticilerin tacizde bulunduğuna dair bilgiler bulunmaktadır. Bazı gayrimüslimler kimlik kartlarında dinleri ile ilgili bilgi bulunmasının kendilerine yönelik ayrımcılığa neden olduğunu ifade etmişlerdir. Kimlik kartlarında din hanesinin bulunmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine dair AİHM’nin, 2010 Sinan Işık/Türkiye davasında verdiği karar halen uygulanmamıştır.
Alevi ibadethaneleri tanınmamaktadır ve Aleviler bu yerlerin açılmasında sık sık güçlüklerle karşılaşmaktadır. İdarenin bu yerleri ibadethane olarak tanımayan iki kararı mahkemeye taşınmış ve mahkeme bu kararları onamıştır.
2003’te ilgili mevzuatın değiştirilmesinden bu yana33, yeni bir Protestan kilisesi veya bir Yehova şahitleri ibadethanesi inşaatı veya bu yerler için arsa tahsisi yapılmamıştır. Mersin’de bir mahkeme imar yasasını ihlal ettiğine hükmederek Yehova şahitlerine ait bir ibadethanenin kapatılmasına karar vermiştir Bu dava AİHM’e götürülmüştür.
Yehova şahitlerinin İstanbul ve Ankara’da mülkiyet vergisinden muaf tutulmaları reddedilmiştir. Vergilendirme konuları ile ilgili bazı davalar devam etmektedir. Aleviler ve gayrimüslim cemaatler elektrik ve su faturalarını ödemek zorunda iken camilerin bu tür masrafları devlet tarafından karşılanmaktadır. ( Camilerde Elektirik+Doğalgaz cemaat tarafından ödenmektedir)
Misyonerler, toplumun geniş bir kesimi tarafından, ülkenin bütünlüğüne ve İslam dinine yönelik bir tehdit olarak algılanmaktadır.
Gayrimüslim dini azınlıklar nefret suçlarının sürdüğünü bildirmişlerdir. Kiliselere, sinagoglara ve mezarlıklara yönelik saldırıların gerçekleştiği bildirilmiştir. TV dizileri ve filmler dâhil medyadaki antisemitizm ve nefret söylemi cezalandırılmamıştır.
Dini veya başka türlü gerekçelerle askerlik hizmeti yapmayı reddeden vicdani retçilere ilişkin AİHM kararları hala uygulanmamıştır. (Yeni uygulanmaya başlandı)
Sayfa:30 Özellikle Yehova şahitleri topluluğunun üyeleri hakkında Vicdani retçi olmaları nedeniyle mahkemelerde dava açılmıştır.
Sonuç olarak, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü konusunda sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Aleviler ve gayrimüslim dini cemaatlerle diyalog devam etmiştir. Azınlık dinlerine mensup olanlar, aşırılık yanlısı kişilerin tehditlerine maruz kalmaya devam etmiştir. Tüm gayrimüslim cemaatlerin ve Alevilerin gereksiz kısıtlamalar olmaksızın faaliyet göstermelerine yönelik AİHS ile uyumlu bir hukuki çerçeve henüz oluşturulmamıştır.
BÜ ÜLKENİN KADIM SAHİPLERİNİN DİN ÖZGÜRLÜĞÜ AİHM'SİNDE NEDEN GÜNDEME GELMEZ
AİHM'si AİHS'sinin 9. maddesi sadece Azınlıklarımızdan Rumları, Süryanileri, Ermenilerimi etkilemektedir. Sünni Müslamanların ibadet hayatını dahi denetleyen, yöneten bir resmi kurum Diyanetle karşı karşıya bırakılmış olmamız neden şikayet konusu olmaz. Devletimizin Laik konumunda "Din Yönetimi" kurmuş olması, Bilhassa "çoğunluk" Sünni Müslümanları yönetmeye memur edilmesi Din Özgürlüğünü ihlal değilmidir. Dini konuda hiçbir denetime maruz kalmayan Rum patriğininin, dayatılan (Ekümenik) vasfında siyasi ve hukuki dokunulmazlık varmıdır. Her alanda Ekümenik tanımlaması içinde Rum Ekümenik devleti dayatmasımı yapılmaktadır, Batıda Yeni Bizans devleti söylemleri ayyuka çıkmış iken, yerli idarecilerimizden konu ile ilgili somut hiçbir açıklama gelmemesi manidar değilmidir. SEVR dayatması önümüze konmuş, Türkiye masa başında parçalanmaya razı edilmişmidir. Gelişen olaylar bu şekilde düşünmeye mecbur ediyor bizleri
25 Aralık 2011 Pazar Saat 06:10
Behlûl Dane
İsraile fırça çekmek vatandaşa yasak, Erdoğana serbest mi?
Başbakan R.T.Erdoğan'ın İsraile En yüksek makanlarıda dahil fırça atması serbest, Vatandaşa yasak mı? Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Daha dün İsrail'e diz çöktürdük dedi, Bu aşağılama değilmi? İsrail'in Filistinlilere uyguladığı zulüm ve soykırım konusunda Türk toplumuna KONUŞMA YASAĞI getirilecekmi? Geçmiş siyasi hayatı Siyonizm düşmanlığı üzerine kurulmuş olan AKP kurmayları, Çıkarılması istenen bu kanuna onay verecekmi? Göreceğiz, AB 2011 ilerleme raporunda dikta edilen her şey peyder pey hayatımıza giriyor. Bunlarıda bekliyoruz........!
Sünni Müslamanların ibadet hayatını dahi denetleyen, yöneten bir resmi kurum Diyanetle karşı karşıya bırakılmış olmamız neden şikayet konusu olmaz.
Devletimizin Laik konumunda "Din Yönetimi" kurmuş olması, Bilhassa "çoğunluk" Sünni Müslümanları yönetmeye memur edilmesi Din Özgürlüğünü ihlal değilmidir.
Dini konuda hiçbir denetime maruz kalmayan Rum patriğininin, dayatılan (Ekümenik) vasfında siyasi ve hukuki dokunulmazlık varmıdır.
Her alanda Ekümenik tanımlaması içinde Rum Ekümenik devleti dayatmasımı yapılmaktadır, Batıda Yeni Bizans devleti söylemleri ayyuka çıkmış iken, yerli idarecilerimizden konu ile ilgili somut hiçbir açıklama gelmemesi manidar değilmidir.
SEVR dayatması önümüze konmuş, Türkiye masa başında parçalanmaya razı edilmişmidir.
Gelişen olaylar bu şekilde düşünmeye mecbur ediyor bizleri