1433. HİCRİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN Hicri yılbaşı nedir?
Hicri takvim, Hz Muhammed (sav)’in Mekke’den Medine’ye hicret etmesiyle başlamıştır, Birçok hikmeti vardır. En önemlisi ibadetlerin vakitleriyle ilgilidir
olmaktadır.
Bu tarih, 16 Temmuz 622’dir Ayın yörüngesi üzerinde dönüşüne dayanılarak
düzenlendiği için buna (Hicri Kameri” veya “Sene-i Kameriye” gibi adlar
verilmiştir.
Hicri takvim, İslam’da ibadetlerin düzenlenmesi için oluşturulmuştur.
Müslümanlar Miladi (Güneş) takvime göre ibadet yapacak olsalardı, Yazın oruç
tutan coğrafi bölgeler kıyamete kadar yazın uzun vakitlerde oruç tutacaklardı,
Kışın Oruç tutanlar yine kıyamete kadar çok kısa zaman oruç tutacaklardı.
Hac’ca gidenlerde, bazı bölgeler yaz sıcağında hac’ca giderken, diğer bölgeler
kışın serinliğinde hacca gideceklerdi.
Uzun günler ve kısa günler hayatı bir şekilde etkiler, kameri aya göre takvim
kabulünden sonra her insan 36 yıl içinde yılın bütün günlerinde Oruç tutmuş
olmaktadır, uzun veya kısa günlerde ibadetlerini yapmaktadır. İslam’ın
adaletine uygun bir ibadet takvimidir.
Allah hayatı düzenleyen her şeyi en ince detayına kadar tanzim etmiştir
elhamdulillah.
Hicri takvim ayın hilâl şeklinde göründüğü ilk geceyi ay başı olarak kabul eder
Ayın tekrar görünüşüne kadar geçen süreyi bir ay; on iki ay da bir yıl sayılır
Bu takvime göre ayın dünya çevresindeki dönüşü yirmi dokuz buçuk gün olarak
kabul edilir Bu sebeple bir ay 29, bir ay da 30 gün olarak kabul edilir Böylece
miladi takvimde bir yıl 365 gün, Kameri’de de 354 gün olarak hesaplanır Bu
yüzden hicri aylar miladi aylardan her yıl on bir gün önce gelir Bu durum,
hicri ayların mevsimlere denk düşmesine sebep olur Bu yüzdendir ki, hicri
takvimin bir ayı olan Ramazan, bazen kış, bazen de yaz mevsimlerine veya diğer
mevsimlere rast gelerek, yılın bütün mevsimlerini, haftalarını, aylarını ve
günlerini dolaşır 36 yıl oruç tutan biri de yılın her ay ve günlerinde oruç
tutmuş olur
Hicri takvimde yılbaşı Muharrem ayının 1 günüdür Muharrem ayını, Safer,
Rebiyülevvel, Rebiyülâhır, Cemaziyelevvel, Cemaziyelâhir, Recep, Şaban,
Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları takip eder
Hepimiz Müslüman’ız elhamdülillâh Ama hepimiz Müslümanlığımızın icabını
yaşamıyoruz maalesef
Biz, Müslümanlığın icabını yaşama hâline “dindarlık” diyoruz Kim inandığı gibi
yaşıyorsa, ona dindar insan sıfatını takıyor, dindar adam, diye yâd ediyoruz Bu
sıfat onun hakkıdır zaten
Siz dindarlığı, zamanın kötülük ve fitnesine karşı giyilen koruyucu bir zırh
olarak da kabul edebilirsiniz
Aslında dindarlık, sahibini sadece âhirette Cennet’e koyan bir yaşama tarzı
olmakla kalmayıp, dünyada da huzura, saadete sevk eden bir yaşama tarzıdır
Nitekim İsa Peygamber’in doğumu ile Hazret-i Muhammed’in hicretine başlangıç
olan yılbaşlarında dindar olanla olmayanın yaşayışını ibretle seyrediyorsunuz
Dindar olanlar, yılbaşı gecelerinde düşünüyorken, şuur altında bile olsa
diyorlar ki:
— Yılbaşı gecesinin manası, sayılı ömür senelerinin birinin daha bitmesi, ölüm
denen kesin âkıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip,
ihtiyarlık demlerinin gelmesi demektir Nitekim her yılbaşında siyah saçlara
biraz daha aklar düşüyor, akların sayısı da biraz daha çoğalıyor
Öyle ise, böyle gecelerde daha çok sefalete, daha çok sefahete düşmek yerine;
daha çok ahrete, daha fazla ebedî âleme meyili olmak lâzımdır Zira bu hızlı
gidiş, - ister ikrar et, ister inkâr - kabire, öteki dünyaya doğrudur
İşte dindarlık böyle düşündürüp, böyle tedbirli hareket ettirdiği içindir ki,
dindar insanın, geçen senelerinden pişmanlığı azdır Ama kendisini dinî
ölçülerle kayıtlı görmeyen başıboş insanlarda ise her yılbaşında böyle bir
muhakeme ve düşünceden eser yok Tam bir şuur ve idrak mahrumiyeti içindeler
Ölüme bir sene daha yaklaşmanın delilini teşkil eden gecede, hem ahlâkından,
hem mâneviyatından, hem de parasından zararlar görmekte, fireler vermekte,
pişman olacağı fiilleri çoğaltarak işlemekteler Birkaç saatlik bu eğlence ve
sefahetin arkasından ömür boyu üzüntü ve pişmanlıklar gelmekte
Onu böyle ömür boyu pişmanlıklara sevk eden şey, İslâm’ın icabını
yaşamayışında, yani, dindar olamayışındadır
Şayet dinin emirlerine sadık kalacak bir iman kuvveti, dindarlık emâresi
kazanabilse, her yılbaşı, tam aksini düşünmesine, kendisine çekidüzen verip
iman ve ahlâk bakımından yükselmesine sebep olacak, geçmişinden pişmanlık duyan
bir sefahet ve sefalete düşmeyecek
Demek ki, yılbaşı gecelerinde kimilerini o hâle düşürüp, kimilerini de bu
duruma çıkaran şey, dindar olup olmamaktan başka bir şey değildir
Anlaşılan, şahsı düşündürüp, mes’ud ve bahtiyar kılan şeyin dindarlık olduğu
kesindir
Ferdi muhakemesizleştirip sefalete itenin de dinde lâubalilik olduğu bir
vakıadır
Demek imtihan dünyasıdır bu Her ikisine de yol açık İsteyen oraya, dileyen de
buraya yönelir Kimi yılbaşında şuurunu iptal eder Kimi de ihyâ
Biz şükrederiz dindarlığımıza, hamd ederiz bizi böyle düşündürüp, amel ettiren
Rabbimize.
1433. HİCRİ YILINIZ MÜBAREK OLSUN
Bu yazı toplam 1178 defa okundu.