Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Rize’de katıldığı programda karşılaştığı talep karşısında şaşkınlık yaşadı.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Rize’de katıldığı programda, bir vatandaşın “namaz vakitlerinin yanlış olduğu, düzeltilmesi gerektiği” talebiyle karşılaştı.
İrşat Vakfı’nın daveti üzerine Rize’ye gelen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Rize Belediyesi tarafından Zavendikli Mustafa Hoca’nın vefatının ikinci yıldönümü dolayısıyla düzenlene anma programına katıldı.
Programda Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, AK Parti Rize Milletvekilleri Hasan Karal, Nusret Bayraktar, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, eski Milletvekili Şevki Yılmaz, eski Adalet Bakanı Şevket Kazan ve çok sayıda kişi katıldı.
Görmez, salona girdiği sırada Mustafa Sırtlı (80) isimli bir kişi kendisinin yanına geldi. Bastonunu yere vurup bağırmaya başlayan yaşlı adam, “Türkiye’ne namaz vakitlerinin yanlış olduğunu” savundu ve yanında getirdiği belgeleri Görmez’e teslim etti. Sırtlı, Türkiye’de akşam namazı ezanının 3, yatsı namazı ezanının ise 10 dakika erken okunduğunu iddia etti ve bunun düzeltilmesini talep etti. Sırtlı, yüksek sesle konuştuğu iddiası ile salondan çıkartıldı.
120.000 personel barındıran diyanet teşkilatında neden Astroloji mühendisi yoktur, Namaz kıldırmak için yüzbinlere maaş veren bir kurum dini ibadetlerimizin düzenlenmesi amacıyla neden bir rasathane tesis etmezde Robert kolejinin uzantısı olan Boğaziçi üniversitesine ait kandilli Rasathanesinin verilerini kullanır.
Merak ediyorum Kandilli rasathanesinde kaç tane namaz kılan teknik eleman vardır?
Diyanet Müslümanların sırtında kambur olmaya devam ediyor, Türkiye Cumhuriyetinin laiklik anlayışına aykırı bir teşkilat, Devlet ile din işleri ayrıştırılmış olmasına rağmen Hırıistiyanlığa, Yahudiliğe, Aleviliğe, Mecusiliğe, Budizme karışmayan, İbadetlerine müdahil olmayan Diyanet teşkilatı, Sünni müslümanlığı denetimi altına almış, İbadet ve İbadethanelerini kamulaştırdı.
Azınlık vakıflarının malları üçüncü şahıslara geçmiş olsa bile ücretsiz geri verilirken Müslüman vakıfları yağma edilmeye devam etmektedir. Dini amaç için vakfedilen menkul ve gayrimenkullare Diyanet sahip çıkamamaktadır.

Bu uygulama Türkiyenin yerleşik hukuku ilede bağdaşmamaktadır.
İslam olmayan vatandaşlarımıza sağlanan haklar ve imkanlar Sünni müslümanlara tanınmamaktadır.
Din konusu sivil toplum kuruluşu olarak yürütülmeli, dini vakıflar bu sivil toplum kuruluşuna devredilmelidir.
Tarihte büyük padişahlarımızın ve idarecilerimizin islami amaçlar için vakfettiği bütün vakıf malları üçüncü şahıslara geçmiş olsa bile geri verilmelidir.
Öncelikle Ehli sünnet mensubu Müslümanların iktidarlardan bu hakkı talep etmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyetinde devlet ibadetlerimizi organize edemez, Umreye bin binbeşyüzliraya giderken Hacca beş bin liradan aşağıya gidemeyişimizin hesabıu verilmelidir. Buradaki payın büyük bölümü islamla alakası olmayan birçoğu yabancılara ait turizm şirketlerine gitmektedir. Bu haliyle Hac ibadeti Farz olmktan bile çıkma tehlikesiyle karşı karşıyadır.
Bunca islami vakfın gelirlerinden faydalanamayan diyanet teşkilatı Camileri cemaatin bağışları ile imar etmekte onarmaktadır.
Başbakanlığın son yıllarda onardığı tarihi camiler turizm amaçlıdır, genel anlamada bir imar faaliyeti değildir.
Bu yazı toplam 947 defa okundu.