Of Hayrat Egitim ve kültür vakfı Mütevelli Üyesi Hemşerimiz İzzet Erdoğan'ın önemle ricası ile yayınlanmaktadır.
YAYINLANMASI İSTENEN YAZI AŞAĞIDADIR
İZZET ERDOĞAN
Of Hayrat Egitim ve kültür vakfı Mütv.Heyeti Üyesi
VAKFIMIZ
Bilindiği üzere, dernek genel merkezi dernek şubemiz ve vakfımız el ele vererek Kadıköy’de vakfımıza ait bir bina inşa edilmiştir. Alt katı kiraya verilmiş, üst katı ise dernek şubemize tahsis ve kiralanmıştır. Özel bir görüşmemizde, Sn. vakıf başkanımız Reşat Aksu ağabeyimize sordum. Sn Başkan Kadıköy’de yapılan binanın vakfımıza maliyeti ne olmuştur? Çok enteresan bir cevap aldım aynen size iletiyorum. Kadıköy’de yapılan binanın maliyeti bilinmemektedir çünkü bina yapılırken açıktan para alınmış ve açıktan para ödenmiştir. Yaklaşık maliyeti nedir diye sorduğumda yaklaşık olarakta bir tutar söyleyemem dedi.
Vakıf adına para alınıyor, vakıf adına para harcanıyor ve bunun hesabını tutan yok. Mal Allahın, kul Allahın anlayışı ile bir vakıf yönetilbilirmi?
Bu olaydan şimdiki başkanımız Sn. Reşat Aksu’nun sorumlu olduğu anlamı çıkarılmasın. Bunun esas vebali, binanın yapıldığı zamanki vakıf başkanı Sn. Niyazi Musaoğlu’nun ve onun harcamalar için tam yetki verdiği mütevelli heyet başkan yardımcısı olan kişinin omuzlarındadır.
Kadıköydeki arsanın tüm masrafları dahil, avukatlık ücreti vs. 105 milyara pazarlığının bitirildiğini o dönemde şube başkan vekili bulunduğum şube yönetimindeki tüm arkadaşlarım da bilmektedir. Şube kongresinde, bu arsaya 160 milyar ödendiği ifade edilmiştir. Bu fazladan ödenen parayı kim ödedi, kiminle beraber ödedi, bunu söylesinler, herkes bilgi sahibi olsun. Bu söylediğimiz bir iddia değildir. Kendilerinin itirafıdır.
Kadıköy şubesi kongresinde kendilerine manevi rant sağlamak için bu binanın hangi başkan zamanında alındığı ve yapıldığı tartışıldı. Bu bina şube başkan vekili bulunduğum dönemde Anadolu yakasında bir yer satın almak için şube yönetim kurulundan 7-8 kişi vakfı ayağa kaldırdık. Vakfın bizden istediği, maddi ve manevi desteği fazlasıyla vererek bu yerin alınmasını sağladık. Bu konuda en büyük öncülüğü yapan, başkanlar değil çok değerli ağabeyimiz Sn. rahmetli Hasan Nuhoğlu’dur. Bu vesile ile, değerli ağabeyimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.
Binanın karkası tamamlandıktan sonra biz şube yönetimi olarak 7-8 arkadaşımızla tüm donanımını ve tefrişatını yaparak şubeyi hizmete açtık. Bunun için yönetimdeki arkadaşlarım Sn. Cengiz Hacıosmanoğlu, Sn. Sabri Demircioğlu, Sn.Celal Parlak, Sn Yaşar Kervanoğlu ve ismini sayamadığım arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.
Çok enteresandır bu bina yapılmadan önce dernek şube yönetimine yönetici almak için üyelerimize adeta yalvarıyorduk. Kimse yönetimde görev almak istemiyordu. Şimdi başkanlık ve yönetime girebilmek için adeta yarış yapılıyor. Hatta yönetimi olağanüstü kongre ile devreden başkanlar bugün tekrar göreve gelebilmek için gayret sarf etmektedirler. İnanın bundan bir Oflu olarak gurur ve mutluluk duyuyorum.
Sn vakıf başkanımız Reşat Aksu ile yaptığım özel görüşmelerde, yönetim kurulu üyelerinin kendilerini yalnız bıraktığını, toplantıların çoğu çoğunluk sağlanmadan yapıldığını ifade etmişlerdir. Şimdi aynı yönetim kurulu ile 2. Dönem tekrar yönetime devam etmelerinin mantığını anlamak mümkün değildir.
Bu 3 yıl içerisinde vakıfça hiçbir proje üretilmemiş hiçbir katma değer sağlanmamıştır. Sn vakıf başkanının makam ofisi dahi Dernek yönetimimiz tarafından yapılmıştır. Vakıf yönetimi bir şeyler yaptığını ispat için derneğin restoran projesine maddi katkıda bulunarak bir şeyler yaptıklarını ispatlamaya çalışmışlardır.
Hiç kimse kendini tek kurtarıcı olarak görmemelidir. Ben varsam dernek var, ben varsam vakıf var ben yoksam fırtına gibi bir anlayışla kendini Allah’ın bir lütfu gibi görenlere gülüp geçeriz. Eğer dernek veya vakıf başkanlığı yapmak bir yükün altına girmekse, bu yükü uzun süre bir kişinin omuzlarına yüklemeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Eğer bir onur ise, bu onuru diğer bazı üyelerin de taşımasına imkan sağlanmalıdır.
Biz bu yönetimi başarılı görmediğimizden, yönetime talip olduk. Yönetime talip olurken projelerimizi de tespit ettik. Bu projelerden birisi ve en önemlisi muhtaç öğrencilerimize verilen burs miktarını 150 TL yapacağımızı taahhüt ediyorduk. Ayrıca Üniversite bitirip iş bulamayan gençlerimize işe yerleştirilmeleri konusunda projeler tespit ettik. Biliyoruz ki, ülkelerin kalkınmışlığı eğitim seviyelerinin yüksekliği ile ölçülmektedir. Eğer Of ve Hayrat’ın kalkınmasına katkıda bulunmak istiyorsak öncelikle eğitim için olanaklarımızı kullanmalıyız. Bir öğle yemeği parasıyla 60-70 TL ile 500 kişiye burs veriyoruz demek bir aldatmacadır.
Bu rakamın finansmanının nereden bulunacağı merak konusu olabilir. Hatırlayınız, Sn Turgut Özal 2. boğaz köprüsünü yapacağım dediğinde kimse inanmamıştı. Ne ile yapacaksın parayı nerden bulacaksın dediler. 1. boğaz köprüsünü satacağım dedi, satamazsın sattırmayız dediler ve sattı. 10 yıllık gelirini sattı ve dediğini yaptı. Şimdi 2 köprü de yerinde duruyor ve 3. sünün yapılması projelendirilmektedir. Finans kaynakları yaratmak vizyon işidir, at binenin kılıç kuşananındır.
Bu ve benzeri düşüncelerimizi ve vakıf yönetimimizin başarısızlığını eski başkanımız Sn. Niyazi Musaoğlu’na, Sn. Cengiz Hacıosmanoğlu ile beraber bir yemekte izah ettik. Sn Musaoğlu, tüm anlattıklarınız doğrudur, size hak veriyorum ama Sn.Reşat Aksu benim 40 yıllık arkadaşım aynı zamanda da iş ortağımdır, onunla ters düşmek istemem dedi.
Bir arkadaşınıza ortağınız olmasından dolayı veya başka nedenlerden minnet borcunuz olmuş olabilir. Bu minnet borcunu vakfın veya derneğin hükmü şahsiyetini kullanarak ödemeye kalkışırsanız yanlış yapmış olursunuz. Bunu yapmaya hiç kimsenin hakkı da yoktur yetkisi de yoktur. Bu yola tevessül edenler karşılarında tüm camiamızın tüm Ofluların etkin ve adaletli gücünü bulmalıdır.
Dünya kurulalı beri başarısızlığın ödüllendirildiği veya benimsendiği veya taltif edildiği bir şahıs, bir kurum veya bir kuruluş görülmemiştir.
Gerek vakfımız ve gerekse derneğimize, maddi manevi katkıları olmuş duayenlerimiz başımızın tacıdır. Onların düşünceleri çok iyi değerlendirilecek ve nazara alınacaktır. Ama bu saygın kişiler kendilerini tek seçici olarak görmemelidirler. Yapacakları olumlu yönlendirmelerle, yönetimin çalışkan, dinamik, iş bitirici kurmay kadroların eline verilmesi için öncü olmalıdırlar.
Kısaca biz bu yönetimi başarılı görmediğimizden vakıf yönetimine talip olduk. Bunun için derneğimizin onursal başkanı ve vakfımızın finansörü Sn.Mehmet Ali Yılmaz’la bu konuda bir görüşme yaptım. Bu görüşmemde Sn Mustafa Çakıroğlu ve Sn.Cengiz Hacıosmanoğlu’da vardı. Sn.Mehmet Ali Yılmaz benim başkan adaylığımın doğru bir karar olduğunu ve açıkça beni desteklediğini ifade etmiştir. Eğer karşında bir aday varsa nezaketen çekilmeli demiştir. Her ne pahasına olursa olsun mutlaka başkan olmalıyım diye bir ihtirasım olmamıştır.

Seçime 8 gün kalana kadar ofisime gelip sağa sola telefon ederek benim başkanlığa seçilmem için gayret sarf edenler, mevcut başkan gitsinde kim gelirse gelsin diyenler seçime 7 gün kala 180 derece dönüş yaparak benim başkan adaylığımdan feragat etmemi istemişlerdir. Sonradan öğrendik ki seçime girmeyi rizikolu gördükleri için çeşitli yöntemlere başvurulmuş, vakıf tüzel kişiliğinin olanakları kullanılarak bazı kişilere veya yakınlarına 7 mütevelli heyeti üyeliği ulufe olarak ( rüşvet verilerek demek istemiyorum çünkü rüşvetin belgesi olmaz bunun 7 canlı belgesi vardır. ) verileceği taahhüt edilerek iradeleri ipotek altına alınmıştır. Bu durum karşısında bende başkan adaylığından feragat ettim.
Şimdi öteden beriden bazı duyumlar alıyoruz. Sn. vakıf başkanı diyor ki, ben Mehmet Ali Yılmaz’a rağmen seçim kazandım. Aldığım bu duyum Sayın Dernek eski başkanı Ruhan Çakıroğlu tarafından da doğrulanmıştır. Bu çok yakışıksız ve talihsiz bir açıklamadır. Sn Mehmet Ali Yılmaz derneğimizin onursal başkanı, derneğimiz ve vakfımızın potansiyel finansörüdür. Sn. Başkan siz de biliyorsunuz ki siz seçilmediniz. Siz atandınız ve hoşnut olmadığınızı söylediğiniz yönetim kurulu ile birlikte tekrar atandınız.
Belki bilmeyenler vardır, vakfımız kurulurken kanunda belirtilen asgari sermaye temin edilemediğinden kurulamıyordu. Yaklaşık 100 kurucu üyeden toplanan para 120 milyon, kanun gereği 200 milyon sermaye lazımdı. Bu geri kalan 80 milyon TL’yi Sn Mehmet Ali Yılmaz nakden ve defaten ödeyerek bu vakıf kurulmuştur. Yani vakıf toplam sermayesinin %40’ını Sn. Mehmet Ali Yılmaz ödemiştir.
Ahde vefa diye adlandırılan bir insanlık anlayışı vardır, biz bunu benimseriz. Dün dündür bugün bugündür anlayışını ise reddediyoruz.
Vakıf tüzüğünde mütevelli heyetine üye tam sayısının salt çoğunluğu ile üye alınabilir ifadesi bulunmaktadır. Kongre döneminde üye tam sayısı 118 salt çoğunluk ise 60 dır. Hâlbuki kongreye 48 kişi katılmıştır. Bu nisapla mütevelli heyetine üye alınamaz. Kanunsuz olarak alınan bu üyelerden biri yönetim kuruluna alınmıştır bu durum yönetim kurulunun da yasallığını tartışılır hale sokmuştur.
Şu kişi seçilmezse kaos olur, bu seçilirse kaos olmaz gibi ifadelerle hiçbir Ofluyu köşeye sıkıştıramazsınız. Her zaman söylediğimiz gibi demokratik ülkelerde ne ölçüde düşünce ve anlatım özgürlüğü varsa, ne ölçüde seçme ve seçilme özgürlüğü varsa, ne bir adım eksiği ne bir adım fazlası derneğimiz ve vakfımızda bu özgürlüğün olmasını istiyoruz ve getirmeliyiz. Önce diyeceksiniz ki biz demokratik bir sivil toplum kuruluşuyuz, ondan sonra da diyeceksiniz ki bu dernek ve vakıfta benim dediğim olur. Hiçbir Oflu bunu kabul edemez ve etmemelidir.
Aldığımız duyumlara göre gelecek vakıf kongresinde seçilecek başkan şimdiden belirlenmiştir. Çeşitli sivil toplum kuruşları vardır örneğim barolar birliği Başkanı avukattır. Tabibler Birliği başkanı tabibtir. Şöförler birliği başkanı şöfördür. Mimarlar odası başkası mimardır. Sahte unvan kullanılarak bu kuruluşlara başkan olunamaz. Keresteciler birliği başkanı kerestecidir.
Vakfımızın adı Of Hayrat Eğitim ve Kültür Vakfıdır. Vakfımızın adı başkanın profilini tarif etmektedir. Bu meziyetlere sahip olmayanların başkan adaylığı söz konusu olamaz, olmamalıdır. Hocaya sormuşlar hocam abdestsiz namaz olurmu? Hoca olmaz demiş ama ben kıldım oldu demiş.
Bütün Oflu hemşerilerime saygılar sunuyorum.
Of Hayrat Egitim ve kültür vakfı Mütevelli Üyesi Hemşerimiz İzzet Erdoğan'ın önemle ricası ile yayınlanmaktadır.
İddialar konusunda web sitemizin somut bir bilgisi yoktur. Konu hakkında bizlerinde birçok duyumu vardır lakin somut bilgi ve belge olmadığından haber yapmadık, bu iddiaların takipçisi olacağız, Başkan Reşat Aksu bey ve Vakıf yönetimi her yerde konuşulan bu söylemlere vereceği cevaplar ile Vakfımızı ve Kendilerini yıpratan söylemlere son vereceğine olan inancımız ile iddia yayınlanmıştır.
Bu yazı toplam 7659 defa okundu.
Anlattıkları gerçekleri yansıtmaktadır. Vakfımızın geleceği bakımından sorunların ve problemlerin daha duyarlı bir hale gelmesi için açıklamalarına katılıyorum ve kendisini destekliyorum. Bu açıklamalarından dolayı kendisini kutluyorum.
Vakfımızın daha sağlıklı ve başarılı olması için vakıf üyelerini göreve davet ediyorum.
Cengiz Hacıosmanoğlu