Kürt istilasına olanca gücü ile direnen Karadeniz bölgesi arkadan kuşatılmak isteniyor.
Geçim sıkıntısı, siyasi yoğun gündem bir çok gerçek tehlikeyi gözlerden kaçırıyor
Ayla Berkin: 02.05.2010
Elektronik posta kutuma düşen bir iletiyi daha sizinle paylaşmak istiyorum.
Türkiye’de güzel şeyler olacak diyenlere duyurulur!!!
Su uyur, düşman uyumaz! Trabzon'u işgal planı!
2008 yılı başları..
Bayburt'un Çayıryolu beldesi sakinleri, Belediye hoparlöründen bir anons işitir:
''Sayın Çayıryolu sakinleri!
Beldemize, 100 bin lira bağışta bulunan inşaat şirketine teşekkür ederiz!''
Çayıryolu sakinleri, bu hayırseverliğin sebebini soruşturmaya başlar. Derken; Bayburt Defterdarlığı'nın 239 bin 879 metrekarelik arsa satacağını, arsanın da kendi beldeleri içinde olduğunu öğrenirler. 14 Temmuz 2008 tarihinde yapılacak ihalenin bedeli, 1 milyon 250 bin liradır. Açık teklif usulü ile yapılacak ihaleye katılmak için 375 bin lira geçici teminat yatırmak gerekmektedir. Söz konusu arsaya; 220 konut, 3 fabrika bir okul ve bir cami yapacağını söyleyen firma, ihaleye katılmamıştır. İhale 20 Ocak 2010 günü tekrar yapılacak. Bu arada; ihale yapılmadığı halde, bölgede şantiye kuran şirketin faaliyetleri, Bayburt valisi tarafından durduruldu!
Defterdarlığın, satışa sunduğu arazi ise köyün merası! Kanuna göre, meraların vasfı değiştirilemiyor. Yani Mera Kanunu da ihlâl ediliyor.
Yine, 2008 başları... İstanbul'dan gelen iki gazeteciden kadın olanı, ABD'nin resmi yetkilisi gibi konuşarak, Kuzey Irak'taki Mahmur Kampı sorumlusuna; ''Kampa iki bin kişi daha alacaksınız. ABD bu işi bitirecek, Kürt devleti kurulacak'' demektedir. Mahmur Kampı'nda, o sırada 10 bin kişi vardır. Katılacak olan iki bin kişi, Kandil'den gelecek olan PKK'lılardır. Mahmur Kampı dışında, bölgede beş kamp daha vardır ve toplam nüfusları 30 bine yaklaşmıştır.
Çayıryolu sakinlerinden biri, şüphelenmiştir.
400 hanesi bile bulunmayan, Köy iken Belde ilan edilmiş, eski adı''Sünür'' olan bu Köy'de yapılacak 220 konutta;
- Kim oturacak?
- Kurulacak fabrikada, kim çalışacaktı?
Çevre köylerden gelenlerle birlikte, köydeki iki okulda okuyan ilkokul öğrencilerinin sayısı; 381 idi. Yani, Belde'nin okul ihtiyacı da yoktu.
Köy Derneği'ne; ''Size bu konutları pazarlamak, satmak için başvuran oldu mu?'' diye sorar, ''Hayır!'' cevabını alır.
Bu köyde herkesin evi, yurdu vardı.
Sorup soruştururken, bir toplantıda, AKP'li bir yetkili kolundan tutup kendisini bir köşeye çeker.
Der ki;
'”ABD, Trabzon Limanı'nı istiyor. Trabzon'u içerden karıştırmak istediler, beceremediler. Üstelik Genelkurmay Başkanı, Trabzon'da yaptırdıkları askeri limanda demirleyen Oruç Reis firkateyninde basın toplantısı yaptı ve herkese Trabzon'u ne kadar önemsedikleri konusunda önemli bir mesaj verdi.
Bayburt'un Çayıryolu beldesi, stratejik olarak Trabzon'a hakim bir mevkidedir.
Türbesi sizin beldede olan Akkoyunlu Kutlu Bey; Pontus devletini, burada kurduğu devlet ile devamlı rahatsız etmişti.
Fatih Sultan Mehmet de, Trabzon'un fethi için bu güzergâhı kullanmıştı.
Şimdi, Trabzon'u rahatsız etmek için sizin köye, Mahmur Kampı'ndan getirilecek 1500 kişi yerleştirilecek.
Böylece, PKK'nın Karadeniz'e açılma stratejisi gerçek olacak.
Konya'da da, aynı sıkıntı var.
Sizin köydeki, 220 konutluk projenin parasını Dünya Bankası veriyor.
Şimdilik kimseye bir bilgi verilmiyor, ama plânlanan budur. Haberiniz olsun!''
Konuyla ilgili, MHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Bölükbaşı;''Mahmur Kampı, teröristlerin Türkiye'ye gelişinde bir ara transfer istasyonu olarak kullanılacak!'' iddiasında bulunmuştu ve ''Mahmur Kampı'ndan Türkiye'ye getirilecekler için özel yerler inşa edileceğini''açıklayan İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ı suçlamıştı.
Kamuoyunun bilgisine sunulur ve Trabzon'daki son olaylarla parelelliğine dikkat edin.
Ayla Berkin
http://www.oytrabzon.com/oytrabzon/modules/sections/index.php?op=viewarticle&artid=5184
Fener papazı fitne sokmak için çalışıyor Fener Rum Kilisesi öncülüğünde 20-28 Eylül 1997 tarihinde gerçekleştirilen “Karadeniz’i Kurtarma Çevre Kirliliği” kılıfı altında düzenlenen sempozyumun ardında Pontus hayali bulunuyordu Bizans İmparatorluğu hayali ile yanıp tutuşan Fener Rum papazı Bartholomeos ile birlikte Rahmi Koç, uluslararası silah tüccarı Ağa Han, Dünya Yahudi Cemaatleri temsilcileri, bir yığın Yunanlı çevre bilimci ve işadamlarından oluşan 400 kişilik bir heyet “Bilim ve Çevre Sempozyumu” adı altında ’Karadeniz’i kurtaralım’sloganı ile Pontus hayali gündeme getirildi. Bu heyetin süper lüks “Eleftherios Venizelos” adlı gemi ile yolculukları ayrı bir mesaj taşımaktaydı.
1996 yılının 15 Ağustos’unda Kutsal Sümela Yortusu’na denk gelen Karadeniz Helen toplulukları 1. Kongresi yapıldı. 20 Eylül 1997 yılında da ’Karadeniz’i kurtaralım “ sloganı ile Pontus gündeme getirildi.
Haliç dururken...
Yorgo Andreadis kitap gelirlerini ve Yunanistan’daki bir vakıf Sümela Manastırı’na, Foça Müzesi’ne yardım ederek Tonya Lisesi’ni birinci bitirene burs verdi. Gemideki 400 kişiyi Devlet Bakanı karşıladı. Bu grup, Ayasofya ve Bizans eserlerini gezdikten sonra Patrikhane’ye gitti. Papazın, burnu dibinde Haliç dururken Trabzon’da ne aradığı merak konusu. Karadeniz turu Megalo İdea turu olarak kendini göstermektedir. Odessa’da Fener papazı Bartholomeos ile Rus Otodoks (Moskova) Patriği Alexy II “ortodoks birliği“ için görüştüler. Fener Rum Kilisesi’nin uluslararası nitelikte organizasyon yapmasına “patriğin ekümenlik kimliği tescil olur“ gerekçesiyle bugüne kadar izin verilmiyordu. 1997 yılında Rahmi Koç’un ve Edinburg Dükü Prens Philip’in (Yunan asıllı) himayesinde Patrikhane’nin ” Çevre Toplantısı “ adı altında uluslararası bir toplantı yapması için gayret harcandı. Sonunda Heybeliada’da yapılan toplantı ” Patrikhane’nin bağımsızlığı için ön adım “ olarak değerlendirildi.
Mitsotakis’in Pontus propagandası
Patrikhanede yapılan sempozyumu düzenleyen komite tarafından dağıtılan program metninde Fener Rum papazı, evrensel (ekümenik) patrik olarak gösteriliyordu. Sempozyumda Ortodoks patriği Bartholomeos için ” the ecumenical patriarch “ (Evrensel patrik) tabiri kullanılıyordu. Yunan İstihbarat Teşkilatı Pontus propagandası için bu sempozyum senaryosunu hazırlamıştı. Bu teşkilatın, amacının dışına taşarak dağıttığı haritalarda Karadeniz’i ” Pontus Gölü “ olarak göstermesi düşündürücüdür. Ege’yi Yunan Gölü yaptıranlar şimdi de Karadeniz’in ” Rum Gölü “ne dönüşmesi hayaline Batı’ya şirin görünmek uğruna seyirci kalmaktadır.
Anadolu’daki helenizm
1993 Ağustos’unda ” Sümelalı Meryem Ana Vakfı “nın düzenlediği toplantıda konuşan o tarihteki Yunan Başbakanı Mitsotakis şunları söylemişti: ” Anadolu’daki helenizmin bu bölgedeki köklerinden kopmasından 70 yıl sonra, milletimizin tarihinde bir daha böyle bir trajedi yaşamaması için dua etmeliyiz. Dedelerimiz, Pontus topraklarına dönüş hayalini size miras bırakarak öldüler. Bu mirası kalbinizin içinde koruyun. Pontus’u ve kökeninizi asla unutmayın. Kaybedilmiş vatanın anası, helen ırkının en güzel idealleri ile bağdaşmıştır...
Mal varlıklarını talep edecekler
Çevre toplantısına katılanları taşıyan Yunan gemisinin adının Venizelos olması rastlantı değildi. Venizelos, 1919’da Anadolu’yu işgal için Yunan ordusunu İzmir’e yollayan Başbakan’dır. Aynı tarihte Rumlar’ı ayaklandırıp Pontus devletini kurmak için Trabzon ve Samsun’a 100 subay yollayan kişidir. Fener Rum papazı öncülüğünde 20-28 Eylül 1997 tarihinde gerçekleştirilen “Karadeniz’i Kurtarma Çevre Kirliliği” kılıfı sempozyumunun ardında Pontus hayali bulunuyordu. Devletin resmi haber ajansı (A.A)’nın bir haberine göre sempozyuma katılanlara Karadeniz’i “Pontus Gölü” olarak gösteren haritalar dağıtılmıştı. Bu haritada yer alan kentler Rumca isimlerle gösterilmişti. Trabzon’a “Trapezus” adı verilmişti. 1994 yılında bir sempozyumda Türk Ortodoks Patriği Selçuk Erenerol şunları söylemişti: “Barhtolomeos, ekümenikal patrik ünvanına sahip olduğu takdirde, ilk icraat olarak Ruhban Okulu’nu (Halki Teoloji Okulu) açacaktır. En korkulan nokta ise bunun Vatikan usulü olmasıdır. Bu noktaya gelindiği an ’İstanbul bizimdir’deyip mal varlıklarını talep edecekler.”
Sıkıştırma hesapları
İngiltere’den dünya liderliğini devralan ABD’nin birkaç yıl önce ünlü tezkere krizi öncesi Başbakan Erdoğan’la yapmış olduğu anlaşma ve sözleşme gereğince istediği iki liman kenti vardı. Bunlardan biri Trabzon. Tezkerenin reddiyle öfkelenen ABD, intikamını Kuzey Irak’ta çuval olayı ile Mersin’de PKK’yı, Trabzon’da ise TAYAD ve fanatik odakları kullanarak olaylar çıkarmak yoluyla almaya çalıştı. ABD, Trabzon limanı ve havaalanını askeri gemi ve uçaklar için halen taleplerini sürdürüyor. ABD, Türkiye’yi Trabzon için sıkıştırırken yeni bir sürprizle karşılaşmamak için Trabzon’u by-pass edecek B planını da uygulamayı hedefliyor.
http://www.yutes.net/modules.php?name=News&file=article&sid=330
Bu yazı toplam 871 defa okundu.