10 Haziran 2026 Çarşamba Saat 11:39
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İSTANBULDA HUZURLU YAŞAMAK HAYAL OLDU
20 Ağustos 2008 Çarşamba Saat 05:05
Terör istanbul'a her koldan saldırıyor,

Başta PKK'nın ve birçok yasadışı örgütün rahatlıkla hayat bulduğu istanbul sokaklarında yürümek, Parklarında oturup sahili seyretmek, Sahillerinden denize girip serinlemek, Ormanlarında piknik yapmak için şartlar gün geçtikçe imkansızlaşıyor.
Her an karşınıza birileri çıkabilir, sesini çıkarma bıçağı yersin tehdidi ile elindeki çantayı, cebindeki parayı kaybedebilirsin, biraz direnirsen sakat kalma ve canından olma rizki çok yüksek.
Kapkaçın cezası artınca soyguncular gaspa ve hırsızlığa yöneldi. Evinde,iş yerinde alarm, kamera varmış ne yazar, hırsızlığa girenler zaten güvenlik sisteminizide çalıyorlar,
14 ağustos günü saat 15.15 de evimden 30 dakika ayrıldım, döndüğümde evin gizli bir bölmesinde bulunan bilgisayarım çalınmış, evin dolaplarını dışarı dökülmüş olarak buldum.
155 polis imdat çağrımıza olay yeri ekibinin gelmesi bir sati aldı ve parmak izi ekibinin gelmesi, gelen memurların çok yoğun oldukları, olaylara yetişemedikleri ve umutsuz duygularla yaptıkları araştırmadan bir şey çıkmayacağını söyleyerek  gitmeleri akşam 20.30'u buldu, gereken eksik evrakları toparlama, karakola ve savcılığa götürme, götürülen bu evrakların dosyaya konmasını sağlamak ise ayrı bir çile.
Olay yeri personelininde üstüne basarak , Vatandaşımız güvenlik tedbiri almıyor, Gördüğü yasadışı olaylara seyirci kalıyor, şahitliğe yanaşmıyor, sıra hasbelkader ona gelince feryat ediyor diyorlar, Yani her zaman olduğu gibi ;asıl suçlu  denetim görevini ve cezalandırmayı caydırıcı yöntemlerle yapmayanlar değil bizler oluyoruz.
İstanbul 15 milyon ve suç oranı dünyanın en ileri seviyesinde, suçlu sayısı olarak değil, ihbar ve şahitlik olmadığından , suç ve suçlu takibi yapılmadığından , çalınan gasp edilen eşyanın el değiştirmesi kayıt altına alınmadığından dolayı , yakalanma oranı çok düşük, buna birde çalınan , gasp edilen eşyanın satılması çok kolay, toplum çalıntı olduğu belli bir malı çok ucuza satın alarak aslında kendi can ve mal güvenliğini de tehlikeye attığının şuurunda değil. Günü kurtarmak için ne olursa olsun zihniyeti hayata hakim ! Ama hayat günlük değilki .
İstanbula son 15 yıldır çöreklenmiş çoğunluğu PKK sempatizanı, yasal hiçbir iş üstlenmeyen, en masumlarının işportacılık, seyyar satıcılık yaparak vergi vermeyerek , vergi mükellefi esnafa haksız rekabet ederek zarar etmesine sebep olan bu zümre, aslında terörün bir başka versiyonunu uyguluyor.
geçen yıllarda  taksi şöförlerine yönelik uygulanan gasp etme,öldürme eylemleri sonucu masum vatandaşlar bu sektörden elini ayağını çekti, ortaya çıkan bu karanlıktan istifa edenleri hep birlikte görüyoruz, günümüzde popüler olan olay taksicilerin müşteri soyma olaylarının arttığı şeklinde gelişiyor.
Böyle söyleyerek İstanbuldaki 20.000 e yakın taksici esnafını töhmet altında bırakmak istemiyorum lakin bu 20.000 araçta ortalama 35-45 bin kişi arasında ekmek kazanan esnafın içinden birkaç yüz kişi sektörün tümüyle töhmet altında kalmasına sebep oluyor. Yolculuk esnasında dertleştiğimiz şöförlerin kahhar çoğunluğu  bu durumu kendileri söyleyerek endişelerini dile getiriyorlar. Trafik denetleme memurlarımıza bu konuda büyük görevler düşmektedir. Medeni Dünyanın en denetimsiz taksi sektörü malesef istanbulda bulunmaktadır.
Yol bilmez, adres bilmez şöförlerin taksicilik yapması ne kadar doğru ?
Bir başka dikkat çekilmesi gereken konu, sokağa bırakılan çöplerden geçimlerini sağlayan bazı insanların konumuna giren hırsızlar, torbalı arabalarına birkaç karton kutu koyarak çöp topluyorum görüntüsü ile hırsızlık yapmaktadırlar. Bu çöp toplama işi her yönü ile şikayet konusu, bir defa çöpe atılan herşey kamuya aittir, avrupada çöpten birşey almak suçtur. bu yasa ülkemizdede uygulanmalıdır. bu sayede torbasıyla sokağa bırakılan çöplerimiz dagıtılmayacak, çöp konteynerleri yağmalanmayacak ve bu yolla hırsızlık yapanların önleri kesilmiş olacaktır.
Polis ve Belediyeler hayatı çileye çeviren bu gasp ve hırsızlık çetelerinin barınma, para harcama yerlerini denetleyerek İstanbulda başıboş ve yasal olmayan yollardan geçimini sağlayan kimsenin kalmamasını sağlayabilir.
Bu durum dahada vahim boyuta gelmeden acilen adresi ve işi olmayan kişilerin şehir dışına çıkarılması sağlanmalıdır.  Yasadışı ve siğortasız bütün mesailer tespit edilmeli, sosyal hayatımız kontrol altına alınmalıdır.
Bu ülkenin en büyük sorunu Kayıtdışı hayatın denetimsizliğidir. Kanunlarımız bu konuda ağır yaptırımlar ön görürken kolluk kuvvetleri imkansızlıklar icad ederek kulağının üzerine yatmaktadırlar.
Toplumsal barışın adaletin olmadığı toplumlarda devlet yönetimlerinin kuvveti mazlumun ezilmesi ile tecelli eder.
Rüşvetle tehditle iş görenler, gördürenler hayatı zindan ederde normal vatandaşın devlete inancı saygısı kalmayarak vatandaşlık görevini ifa etmekten imtina eder,
Günümüzde bu nedenle halk mağdurun yanında olamıyor, kendisinin şahitliği ile maruz kaldığı şiddet ve tehdide karşı kendini güvende hissedemiyor.
Son günlerde gündemdeki ulusal çetelerin ve mensuplarının kimlikleri ve yaptıkları, yasadışılığın hangi boyutlara geldiğinin en belirgin örneğidir.
Gelin  resmi-gayri resmi hep birlikte devlet  hamurunu ihya edelim, bu hamurda suyu tuzu bulunanlarla paylaşalım, hariçten müdahalelere pirim vermeyelim, göreceksiniz hayat ne kadar güzel olacak.
Umutsuzluk en büyük hastalıktır.

Bu yazı toplam 553 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar