10 Haziran 2026 Çarşamba Saat 11:46
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Diyanet görevlileri ve Dini irşat vazifesi
09 Ağustos 2008 Cumartesi Saat 18:32
Kendi ellerimizle, çoluk çocuğumuzun gıtlağından keserek inşa ettiğimiz camilerimiz elimizden resmen alınıyor !

Günümüzde yasal dayanakları olmadığı halde semt sakinlerinin kurdukları dernek aracılığı ile inşa edilen yeni camilerinde imamlık görevini, caminin bütün yönleriyle yönetimini diyanet görevlileri yürütmekte, caminin banilerine hiçbir fırsat verilmemektedir.

son çıkarılan diyanet emri ile camilerin banileri olan cami yaptırma ve yaşatma dernekleri cami alanından çıkarılarak cami ve cemaat  adeta semtlerine cami yaptıkları için cezalandırılmaktadırlar. Çevremizde birçok cami derneği bu emirle sokağa atılmış, birçoğu kiraladıkları lokallerde faaliyetlerine devam etmektedirler.

Görevi İslam dini hükümlerine göre hocalık yapmak, çevresindeki camiye gelen veya gelmeyen halka ulaşarak İslam dinini anlatmak olan din görevlileri, diyanetçe  kendilerinden istenen İmamdan Namaz kıldırmak, Kayyımdan Ezan okumak ve Tespih duası yaptırmak dışında camileri Müslümanların bütün  ihtiyaçlarından mahrum bırakmak şeklinde gerçekleşmektedir.

Cami kelime anlamıyla ve tarihsel uygulamasıyla Toplanma, istişare, dini törenler (Düğün,Sünnet, Nişan ) gibi ibadetlerin sosyal ihtiyaçların görüldüğü yerlerdi.
Millet namaz dışında camilerden kovulunca pek çok ihtilafların çözüldüğü istişare toplantılarını cemaat unuttu, bu gibi durumları artık mahkemeler çağdaş hukuka göre yapıyor, Çıkan kararların ne kadar adil olduğu hep tartışılıyor, Camide yapılan istişarelerde Allah adına yalan söylemeye korkan davalılar, insani adalet adına ortamı yumuşatıp , dostlukların devamını sağlıyordu.

Düğün, Nişan, Sünnet gibi ihtiyaçların camilerde İslami usullerle yapıldığı devirde, cemaat ifsat veya tefrite düşmeden İslam'a uygun  törenler gerçekleştirebiliyorlardı. Bu törenler camilerden kovulunca  düğün salonlarındaki uygulamalar, başta alkol , silah, uyuşturucu ile kutlanmaya başlayarak nice acıların ortaya çıkmasına vesile olunmuştur.

Camiler ve cemaat eski günlerini arıyor, Fakat eski uygulamalara çıkan bütün kapılar tek tek kapatıldı.
İnsan fıtratına ne kadar zararlı uygulamalar varsa hayatımıza sokuldu, şimdi içkinin sigaranın üzerine korkunç ikazlar yazmamıza, resimler koymamıza rağmen bağımlılık yapan bu illetlerden  toplumu kurtaramaz olduk.

Toplumda din kardeşliği gibi çok kuvvetli  sosyal bağı kopardık, sevgi ve yardımlaşma bitti, yerini merhametsiz, ilkesiz rekabet ve stokçuluk aldı. Halbuki Allah cc. İnsanları yaratırken ihtiyaçlarını da yaratmaktadır. Fakat birileri hakkı olandan fazlasını tüketirse, israf ve ziyan ederse birilerinin hakkını ziyan etmiş olmaktadır. Çünkü Allah cc. Birileri  israf edecek diye kulları için fazladan rızk yaratmamıştır.

Kuranda açıkça belirttiği gibi ya kardeşçe paylaşacak , israf etmeyerek, stok yapmayarak  huzurlu bir hayat yaşayacaksınız, Yada israf eder, stok yaparsanız  birilerini aç ve çıplak bırakacaksınız bu mahrum kalanlar yaşamak için size saldırarak malınızı, canınızı, huzurunuzu alacak hep birlikte Allah'ın rahmetinden mahrum kalmış olacaksınız.

Matematik kadar doğru bir denklem olmasına rağmen bu gerçeklerden ibret alanımız maalesef çok az. Dinimizi bizlere öğretmekle görevli olanlar kendilerini namaz memuru, ezan ve tesbihat memuru olarak gördüklerinden , İslam dini sadece namaz, Oruç olarak telakki etmiş, Zekat ve Haç çok zenginlerin mükellef olduğu ibadet kabul edilmiş, cemaat önce evini, arabasını, yazlığını, dükkanını, kira getiren birkaç emlakini oluşturduktan sonra fırsat bulursa zekat verecek hacca gidecek hale geldik.


Cemaati bu konularda bilgilendirmesi gereken görevliler başka işlerle uğraşıyorlar,
Temmuz ayında bir arkadaşım Mısıra gitti, büyük bir hevesle Kahire'de  El Ezher camiinde namaz kılmaya koştu, daha sünneti kılarken yanına çöreklenen biri bir karış olan bacak arası aralığını omuz hizasında açmak için eliyle arkadaşım namazdayken  müdahale etti, arkadaşım Eyyub müdahaleye direnmesi fayda etmemiş adam zorla eyyubun bacaklarını bir metreye yakın açarak namaz kılmasına zorlamış. Bu uygulama Hambeli mezhebine uygun sünnet olan bir uygulama .

Bu cuma Mehmet arkadaşım Hekimoğlu Alipaşa camiine cuma namazı için gitmiş, Hutbede imam " cemaati müslimin biz hanefiyiz namazda bacak arası genişliğimiz  4 parmağı geçmesin" diye telkinde bulunmuş. ( Hanefiye göre bir karış )

Mısırda bir metre, İstanbul'da bir karış ! Ya bunlar namazın  içinden ve dışından 12 farzında var mı, vaciplerinde var mı, Sünnet olduğu bile ihtilaflı konularda cemaatleri birbirine düşürmek için yapılan ihanetlere bakın, Bu zevatlara amelde değil itikatta mezheplerini sorun iki kelam edemezler,

Not: İmamın "Biz hanefiyiz " sözü ne kadar saçma ! Ülkemizde maalesef din girevlileri böyle olursa, kişinin görerek, okuyarak, inanarak sahip olması gereken Akaitte ve Amelde (fıkıhta) mezhebine Miras yoluyla sahip olmuş oluyor,
Türkiye yaratıldıysan amelde Hanefi, itikatta Maturidi.
Mısırda yaratıldıysan İtikatta Eş!ari ve amelde Hambeli.
Suudi arabistanda Yaratılmışsan amelde Vehhabi, itikatta mutezile.
İranda yaratıldıysan amelde şii ,ismailiyye itikatta mutezile
Bütün dünyada bu böylemi yaa !

Allah cc. Kullarından düşünün , akıl edin, karar verin derken biz miras yoluyla han hamam, tarla ,apartman , dükkan ve amelde mezhep, itikatta mezhep sahibi olabiliyoruz !

Birkaç yıl evvel (1999 da) Ferruh Kethuda camiinin 15 yıllık din görevlisine "hocam sizin itikatta mezhebiniz ve mezhep imamınız kimdir diye sordum,
el cevap; imamı azam ebu Hanefi Numan bin Sabit deyiverdi.
Hocam ben amelde mezhebinizi sormadım Akaitte mezhebinizi sordum.
o da ne ?
Hocam sen Mutezile, Cebriye, Maturidi, Eşari diye bir şey duymadın mı ?
Evet ya doğru, Kabahat hep bu cemaatte ! Sormaya sormaya unuttuk !
Hadi ordan  yazı tura din görevlisi, imam hatip okulundan bu kadar din bilgisi çıkar. sende kabahat yok ne diyeyim.

Evet Eyub imam hatip lisesi mezunu 2 kız yeğenim var, birisini istemeye gelen damat adayının dayısı, sohbet ortamında mutezile olduğunu söyleyince kendisine bu itikadın bozuk olduğunu ve gerekçelerini söylediğimde beni ikna edecek cevap veremeyince ortam kızıştı, kısa yoldan görüşmeyi bitirdik misafirler ayrıldı. salonda çoğunluğu 5 vakit namaz kılan 15 kişi vardı ikimiz arasında geçen bu tartışmadan kimse bir şey anlamamıştı, çünkü Akait nedir bilmiyorlardı.

Misafirlerin gitmesiyle iki yeğenim birden Dayı sen ne yapıyorsun, burada siyaset yapasın diye mi seni çağırdık  dediklerinde her zaman onurla konu ettiğim benim yeğenlerim imam hatip mezunu sözünü artık kullanmamaya karar verdim,

Halbuki amelsiz Müslümanlık olur ama  İtikatsız asla olmaz, itikat esaslarını bilmeyenler kolayca şirke düşerler ve iman dairesinden çıkarlar, Günümüzün din görevlileri kahhar çoğunluğu bu konuda bilgi donanımından mahrum olduğu için, cemaatin itikat sorularına  -- Bu sorular size göre değil, bunlar alimlerin ilgileneceği konulardır, siz namazınızı kılın gerisine karışmayın gibi telkinlerle karşılaşırsınız, bazılarıda bu konuda hadis uydurmaktan bile korkmayarak , Peygamberimiz sav. kader konusunu tartışmayı yasakladı diyerek otomatik olarak konuyu kapatırlar.

Halbuki Kuran-ı Kerim Bakara suresi imanın ana şartlarını sıralayarak başlar, bunların tamamı itikadı şartlardır, bir tanesi bile ameli değildir.

Son olarak Dini İslam'ı Namaz memurlarından öğrenemezsiniz, ezan ve tesbih memurlarından hiç öğrenemezsiniz ( çok az da olsa, İstisnalardan özür dilerim )  Dininizi öğrenmek istiyorsanız okuyun okuyun okuyun başka yolu yok.

Neyi okuyacağız demeyin, ne bulursanız okuyun, İslam güneş gibidir. İslami bir gerçeği öğrendiğinizde belleğinizdeki batıl bilgiler mum gibi söner kaybolur, İlimle ve tefekkürle Allah'tan yardım isteyin Göreceksiniz bildiklerinizi yaşarsanız Allah cc. size bilmediklerini öğretecektir.

Hayatım boyunca her şeyi merak ettim, sordum bazen okudum, beni okumaya en fazla materyalist arkadaşlarım teşvik etti, onların şüphelerine cevap verebilmek için sadece din değil, Başta canlılar anatomisi, tabiat olayları, astronomi, fizik, kimya, tıp, sosyal bilimler tarihi gibi ne bulursam okudum, bulamadıklarımı sordum. elhamdülillah bu gün buradayım, düşüncelerime itirazı olanlardan Allah razı olsun, itiraz etsinler bende araştırarak kendimi ve onları ikna edecek bilgiye birlikte ulaşalım.

Amacımız bağcıyı dövmek değil, Diyanetin İslami bir kurum olmasını istemek hakkımızdır herhalde, kilise'lere, papaz'lara,incillere- havra'lara, sinagoğ'lara, haham'lara Tevratlara - cem evlerine, dedelere -  karışılmadığı gibi Biz Sünni Müslümanların camilerine, namazlarına, kuran-ı kerimin hükümlerine karışılmasın istiyoruz. Devletimiz laik Cumhuriyettir, Batıdan aldığımız laiklik ilkesini lütfen batıdaki gibi uygulayalım, biz buna razıyız

Herkese aydınlık, huzurlu mutlu yarınlar dilerim  Abdullah Gözaydın Fatihten@gmail.com

Bu yazı toplam 536 defa okundu.
 
Paylaş
Bu Yazıya Henüz Yorum Eklenmemiş.
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar