dil sınavı veya evlilikte 18 yaş sınırı gibi gerekçelerle eşlerini Türkiye’den getiremeyen AB vatandaşı Türklerin karşısına çıkartılan tüm hukuki engelleri ortadan kaldırdı.
AB üyesi ülke vatandaşlarının eşleri serbest dolaşım hakkından faydalanabilecek. Türk kökenli AB vatandaşları eşlerini başka bir AB üyesi ülkeden kendi yaşadıkları ülkeye getirebilecek. Konu ile ilgili ZAMAN’a özel açıklamalarda bulunan avukat Memet Kılıç, AB Adalet Divanı kararının tarihi bir karar olduğunun altını çizerek, bu karar ile aile birleşimi önündeki engellerin rahatlıkla aşılabileceğine dikkat çekti. Adalet Divanı’nın aldığı tarihi karara göre, örneğin Türk kökenli bir Alman vatandaşı aile birleşimini bir başka AB ülkesinde yapmış ise, Almanya onun aile birleşimine oturma izni vermemezlik yapamaz.
Almanya bu kişiye oturma izni vermek zorunda olacak. Diğer taraftan örneğin, aile birleşimi kapsamında Almanya 18 yaşını doldurma şartını koşuyorsa ve örneğin eğer Polonya bu şartı koşmuyorsa ve kişi 17 yaşında evlenip Polonya’da aile birleşimi yapmış ise, Almanya’ya tekrardan eşi ile birlikte gelebilir. Bunun dışında örnek olarak Almanya evlilik için dil şartı istiyor, Macaristan istemiyorsa, Macaristan da aile birleşimi yapan AB vatandaşı Türk, Almanya’ya eşini alarak tekrar dönebilecek.
AB’nin 1612/68 numaralı yönergesinin 10 maddesi şu hükmü içeriyor: “AB vatandaşı, bir başka AB ülkesinde çalışıyor ve ikamet ediyorsa şu kişiler onun yanında ikamet hakkına sahiptirler: Eşi, 21 yaşını geçmemiş çocukları, veya (21 yaşını aşmış olsa bile) nafakalı çocukları.” Kılıç, 1612/ 68 numaralı yönergenin amacının “işçilerin serbest dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması” olduğunu kaydeden Kılıç, şunun net bir dille altını çizdi: “AB yönergeleri kanun hükmündedir ve üye ülkelerin başka bir işlem yapmalarına ihtiyaç duyulmaksızın uygulamak zorunda oldukları hükümlerdir.”
“İçinde yeniden ikamet edilmek istenen yeni ülke 3. ülke vatandaşına sırf diğer ülkede bir oturma izni aldığı için oturma izni vermek zorunda değildir.” ifadesinin tam olarak doğru bir şekilde yansıtılmadığının altını çizen Kılıç, “Burada 3. ülke vatandaşı kendi başına serbest dolaşım hakkına sahip değildir, ancak bu hakkı birlik üyesi kişi ile kurmuş olduğu aile birliğinden alır.” Yani örneğin Almanya, Fransa ve Hollanda serbest dolaşım hakkı olan bir işçinin yanına aile birleşimi yolu ile gelmiş olan eşine veya çocuğuna ‘sizin serbest dolaşma hakkınız yoktur!” diyerek oturma izni vermekten imtina edemez. Bu ülkeler oturma hakkı vermek zorundadırlar ve böyle bir hakkı reddedemezler. Kılıç bu bağlamda şuna dikkat çekiyor: “Bunun aksini düşünmek işçiyi serbest dolaşımdan caydırır ve korkutur. Halbuki AB’nin hedefi işçilerin serbest dolaşımını gerçekleştirmektir. Ayrıca mahkeme böyle bir sorunun AB üyesi ülkelerin kendi iç sorunu olmadığını tespit ediyor.”
Almanya’nın “bu 3. ülke vatandaşının böyle serbest dolaşım hakkı yoktur, onun için bu kanundan yararlanamaz!” iddiası olduğunu söyleyen Kılıç, Adalet Divanı’nın Almanya’nın iddiasına cevabının da şu olduğunu kaydetti: “3. ülke vatandaşı, bir üye ülkenin vatandaşının aile bireyidir. O nedenle onunla beraber bir başka ülkede ikamet etme hakkına sahiptir.” AB’nin güçlü ülkelerinin vatandaşlara sahip oldukları hakları vermemek için bazı konuları bilmiyormuş gibi davrandıklarını ve bazı mahkeme kararlarını anlamıyormuş gibi yaptıklarını ifade eden Kılıç, “Göçmenlerin ve ailelerinin haklarında belirleyici olan bu kişilerin hangi kararlılık ve cesaretle bu hakları savunduklarıdır.” dedi. Kılıç ayrıca şunu da ekledi: “Almanya olsun, Hollanda ve başka bir ülke olsun orada yaşayan ve o ülkenin AB vatandaşı olan kişiler aile birleşimi haklarının tek tek ülkelerin ulusal kanunları ile sınırlanamayacağını bilsinler.”
Başka üye ülkede çalışmak şart
ATAD, Türk asıllı Avrupalıların çok önemli sorunlarından birine kısmen çözüm buldu. Türk asıllı Avrupa vatandaşları Avrupa vatandaşı olmayan eş ya da çocuklarını, başka bir üye ülkede bir süre çalışmak şartıyla yanlarına alabilecek. ATAD yetkilileri ZAMAN’a yaptıkları açıklamalarda “başka bir üye ülkede çalışma” şartı ile Türk asıllıların eş ya da çocuklarını yanlarına alabileceklerini teyid ederek, yanlış anlamalara karşı uyarıda bulundu. Bir yetkili, 11 Aralık 2007’de karara bağlanan Eind davasındaki gerekçeli kararın “Sn. Eind’in İngiltere’de bir süre çalıştıkran sonra çocuğunu Hollanda’ya getirebilmiştir. Dolayısıyla burada hassasiyetle üzerinde durulması gereken hususiyet Avrupa vatandaşının başka bir üye ülkede çalışmış olmasıdır.” dediğine dikkat çekti.
18.01.2008
Brüksel, Zaman
Kaynak: www.eurozaman.com ... »
Bu yazı toplam 276 defa okundu.