|
CANIM ANNECİĞİM, CANIM BABACIĞIM,
Ben sizden, ta kalbinizden, bir parçayım… Ben sizin çocuğunuzum,
yani sizin içinizdeki çocuğun canlanmış haliyim.
Huylarım size benzer, belki biraz farklılıklar vardır ama ön
tekerlek nereden giderse, arka teker de oradan gider.
Arka teker olarak ben, size bağlıyım. Çünkü ön tekerlek olarak
siz; bilgi ve tecrübelerinizle, manevra kabiliyetine sahipsiniz.
Yine bilirim ki beni, çamurdan değil, çayırdan götürmeyi
seversiniz. O nedenle ben sizi takip ederim. Hem sizi takip eder,
hem de kendi izimi bırakırım.
İz takip edenler, iz bırakamaz diyorlar ama ben sizin izinizi
takip etmeye mecburum.
İster siz gösterin, istersem ben kendi kendime yapayım, deneyerek
yapmak ve öğrenmek beni, hem çok mutlu eder, hem de kendime
güvenmemi sağlar.
Bana zarar vermeyecek şeyleri kendi kendime yapmama lütfen izin
verin.
Eğer bana zarar verecek şeyleri yapmak istersem, lütfen bana önce
izah sonra izah, yine izah edin. Hâlâ ısrar edersem, o zaman ikaz
edin.
Ben, koruyup kollanmaya muhtaç yaratıldım.
Başka canlıların yavruları kısa zamanda kendi kendilerine
yetebilirken ben, belli bir yaşa kadar kendime yetemem.
Annem babam olarak; neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğimi ve
yapacağımı veya yapmam gerekenleri, önce sizden öğrenmek, duymak
ve bilmek istiyorum.
Sorularıma cevap verirken; beni ayıplayan, kınayan veya aşağılayan
ifadeler kullanmayın. Zaten kullanmayacağınızı da biliyorum. Eğer
böyle yaparsanız kendime öz güvenim oluşmaz.
Ama bana hoşgörü ve sabırla, ne yapacağımı, nasıl yapacağımı izah
ederseniz, yani;
Sabrınızı ve hoş görünüzü ne kadar çok tekrarlarsanız, sizi, o
kadar çok sever ve sayarım.
Ben hep öğrenme ve bilgilenme soruları sorarım. Çünkü içimde,
iyiyi kötüye çevirme huyum yoktur.
Bilgilenme sorularıma doğru cevaplar verirseniz size güvenim,
yanlış ve baştan savma cevaplar verirseniz şüphe ve endişelerim
artar.
Her zaman saf ve temiz davranırım. Unutmayın ki, iyileri de
kötüleri de, sizi taklit ederek öğrenirim.
Size göre mantıksız gelen davranışlar, beni ilgilendirip merakımı
çekebilir. Bu benim aptal olduğum anlamına gelmez.
Bu benim çocuk olduğumun ve doğru yanlış fark etmez, merakımı
gidermenin bir yansıması, ayrıca tatmin edilme isteğimin
özelliğidir, unutmayın.
Siz nasıl büyüdüyseniz ben de öyle büyüyeceğim. Büyürken, çok
değişik istek ve taleplerde bulunabilirim.
İsteklerimden neyin gerçekleşebileceğini, ne zaman
gerçekleşebileceğini veya eğer mümkün değilse tersini ve
nedenlerini bana izah edin.
Beni anlamaz sanmayın. Hepsini anlarım ama anladığımı size izah
edemem.
Beni, istek ve arzularımda dengeli besleyin. Elde edebileceklerimi
veya edemeyeceklerimi bana öğretin. Her zaman; izah, izah, izah
yine izah edin.
İkaza sıra gelirse ikaz etmekten de korkmayın. Size darılmam. Tam
tersine size güvenirim.
Bilirim ki; annem babam bana bağırmasını da bilirler, bağırlarına
basmasını da…
Beni hafife almayın, küçümsemeyin, sizi vücudumla değil, ruhumla
anladığımı ve anlayacağımı unutmayın.
Şımarık davranışlarıma izin vermeyin. O zaman kendimi
beğenmişlerden olurum. Şımarık davranışlarımı gördüğünüz zaman,
beni sıcak ve samimi bir dille uyarın. Her doğru davranışı da bana
izah edin.
Unutmayın, herkes gibi ben de emir cümlelerinden hiç hoşlanmam.
Öyleyse kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi bana da yapmayın.
Bana efeliği değil, efendiliği öğretin. Nezaket ve rica
cümlelerine her zaman pozitif duyarlıyım. Bana efendice hitap
ettiğiniz zaman, kendimi sizin yanınızda çok değerli ve kıymetli
hissederim.
Biliyorum amacınız beni mutlu etmek. Benim için en iyi olanı
yapmak ve göstermek.
Ama unutmayın ki, sizin bilgi ve tecrübelerinizin çokluğu; benim
anlama kapasitem kadardır. İzin verin de ben, alabileceğim
kadarını alayım. Ne olur beni zorlamayın.
Öğreneceğim ve yapacağım şeyleri yaparken; kendi istek ve
arzularınızdan önce, benim onu yapmada istekli ve arzulu olup
olmadığıma önem ve değer verin.
Yani bir şeyi öğretirken ve yaptırırken, zorlaştırmayın
kolaylaştırın, korkutmayın sevdirin.
Söz ve davranışlarınızdaki iyi ve güzel şeylerle, kötü ve çirkin
şeyleri anladığımı sakın unutmayın.
Çünkü aklım ve zekâm var anlarım ama şuurum, yani olgunluğum yok,
iyi ve kötüyü ayırt edemem.
Şuursuz ve saf olduğum için, bazen iyileri kötü gibi, bazen de
kötüleri iyi gibi algılayıp, yapmaya kalkarım.
Kendimi ve olayları keşfetmeye başladıkça, ben de iyi ve kötüleri
keşfeder, ayıklamaya başlarım.
O zaman lütfen bana destek çıkmayı unutmayın. İyi ve güzeli
yaptığımda takdir ve taltifinizi, kötü ve çirkini yaptığımda izah
ve ikazınızı esirgemeyin.
Canım anneciğim, canım babacığım, beni nasıl yoğurursanız öyle
şekil alırım. Ağaç yaşken eğilir. Eğer Allah'a inanıyorsanız:
bana, beni yaratan Allah'ımı ve Peygamberimi, onları sevmeyi ve
onların gösterdiği yolda nasıl güzel ahlâk ve fazilet sahibi
olunuru öğretin.
Ondan gelip, yine ona gideceğimizi, hem sözlerinizle hem de
davranışlarınızla öğretin bana.
Her canlı, kendini yaratanı bilecek şekilde yaratılıyor. Unutmayın
bana öğrettiğiniz her doğru ve güzel bilgiler ile her yanlış ve
çirkin bilgileriniz için size şahitlik edeceğim.
Eğer inanmıyorsanız; siz zaten neyi öğretip, neyi
öğretmeyeceğinizi biliyorsunuz. O olgunluğa ulaştığım zaman,
inançlarımda serbest olduğumu da bana öğretin olmaz mı?
Sizi tanımadan dünyaya geldim. Siz de beni tanımıyordunuz. Ama
beni size, bilhassa anneme bağlayan, Rahim sıfatını öğretin bana.
Siz kendi büyüklerinize nasıl davranırsanız, benim de size aynı
davranışları göstereceğimden hiç kuşkunuz olmasın.
Bana önce, tutabileceğiniz sözü verin. Sonra verdiğiniz sözü
tutun. O zaman size çok güvenirim.
Eğer önemli bir nedenden dolayı, verdiğiniz sözü tutamazsanız,
lütfen bana nedenini veya nedenlerini yavaş, yavaş ve birkaç defa
izah edin.
Ruh, vücut ve iş disiplinine sahip olduğunuzu bana gösterin ve
öğretin. Bunu katı kurallar içinde değil, yumuşak ifadeler içinde
uygulayarak gösterin.
Tenkit ve ikazlarınız, pamuğun içindeki iğne gibi olsun.
Uyarılarınız, iğne gibi batsa da, pamuk gibi yumuşak ve şefkatli
tavrınız bana acıyı unutturup benim ders almamı sağlasın.
Lütfen beni can (kalp) kulağınızla dinleyin. Beni dinlediğinizi
bildiğim zaman kendimi çok değerli hissederim.
Sözlerinizi; benim hoşuma giden, dinlerken dinlendiğim, duyunca
düşündüğüm ve sevdiğim, sevince yaptığım ve yapacağım ifadelerden
seçin.
Kirpi bile yavrusunu “A benim yumuşak tüylü pamuğum" diye
severmiş, unutmayın olmaz mı?
Yaptıklarımı hep size beğendirmeye çalışırım. Çünkü sizler benim
onay makamımsınız.
En kötüyü bile yapsam beni aniden ve birdenbire azarlamayın.
Yaptığımın yanlış olduğunu bana yavaş, yavaş izah edin. Doğrusunu,
nasıl ve ne şekilde yapacağımı da, nasıl yaparsam güzel olacağını
da, bana izah ederseniz çok sevinirim.
Doktor abla ve amcalar, yaramaz çocukların zeki olduklarını
söylüyorlarmış. Eğer ben de yaramaz isem, yani yaptıklarım işe
yaramıyorsa, işe yarayan şeyleri nasıl yapabileceğimi bana
öğretirseniz size zorluk çıkartmam.
Kendimi yenilerim ve kendime güvenim artar. Sizi üzmez, sizi mutlu
etmenin mutluluğunu yaşarım.
Annem babam olarak sizleri çok sevdiğimi biliyorsunuz. Benim en
çok sevdiğim şeylerden biri de, annem ve babam olarak benim
yanımda, birbirinizi sevdiğinizi görmek ve göstermektir.
Birbirini seven anne baba olduğunuzu bilmek, benim için
mutlulukların en yücesidir.
Beni beraber takdir ve taltif edin veya beraber azarlayın.
Aranızda gördüğüm ahenk ve uyum benim size olan saygımı artırır.
Ne olur benimle bağırarak konuşmayın. Hem sizi anlayamam, hem de
anlamak istemem.
Sertliğiniz beni yumuşatmaz. Aksine yumuşaklığınız benim
sertliğimi alır.
Yumuşak serti aşındırır deyip, hani itfaiyeci amcalar sert
düşenleri kurtarmak için altlarına yumuşacık hava yastığı
koyuyorlar ya. Benim sertliğimi de sizler öyle alın.
Kusurlarımı sıksık tekrarlayıp, beni küsmeye hazırlamayın.
Yaptığım veya yapmaya çalıştığım iyi ve güzel şeyleri şımartmadan
tekrarlayıp, beni koşmaya, başarılı ve mutlu olmaya hazırlayın.
Beni olumsuz şeylerle kıyaslamayın. Başarılarımı destekleyin.
Gayret ve çabalarımı takdir edin. Yapabileceğimin en iyisini
yapmaya çalıştığımı kabul edin ve yapamayacaklarım için beni
zorlamayın.
Her şeyin bir zamanı var deyip, bilgilerimin, duygularımın ve
davranışlarımın olgunlaşma zamanını sabırla bekleyin.
Beni yalana zorlayacak beklentiler içine girmeyin.
Kusurlar işleyerek kusursuzluğu öğrenebileceğimi ama hilelerle
dürüstlüğü öğrenemeyeceğimi sakın unutmayın.
Özür dileme ve paylaşma erdemliliğini bana da öğretin, izah edin.
Beni haksız yere üzdüğünüz zaman benden özür dilemeniz, size olan
saygımı artırır.
Beni olduğum gibi sevin ve kabul edin. Herkesin başarılı ve
başarısız yanları vardır. Ne yaparsam daha başarılı olabileceğimi
sıkılmadan tekrar, tekrar izah edin.
Madem sizin çocuğunuzum, kör topal şaşı da olsam; "İşte bu benim
çocuğum" diyerek, beni kabullenmeniz, bunu bana hissettirmeniz
benim için mutlulukların en yücesidir.
Ben, nasıl size ait isem unutmayın sizler de bana aitsiniz.
Siz bana soruyorsunuz ya " Seni mutlu edebiliyor muyuz yavrum?"
diye. Bir gün gelecek ben de size aynı şekilde soracağım.
"Anneciğim, babacığım sizi mutlu edebiliyor muyum?
Çünkü siz mutlulukların en güzeline layıksınız” diye.
Sizi çok seven oğlunuz Mahir
27 Ocak 2007
Mahir Eyüboğlu
Eğitimci-İletişimci-Yazar
HUZUR
Huzur, hazırda olanı kullanmasını bilme sanatıdır.
Hazırda olanı takdir etmek, ancak şükür etmesini bilenlere hastır.
Hazırda olanı kullanırken şükredenler,
Huzurun mutluluğunu taşıyan ve yaşayanlardır.
En güzel insan;
Kendisine var olan güzelliğin ve zenginliğin
Sırrına varabilen insandır.
O nedenle o:
Şikâyet eden değil, şefaat eden,
Kusur arayan değil, hüner arayan,
Bulmaya çalışan değil, olmaya çalışan,
Değiştirmeye çalışan değil, değişmeye çalışan,
Almaya çalışan değil, vermeye çalışan,
İsyan eden değil, itaat eden,
Tamahkârlığı değil, kanaatkârlığı tercih eden,
İlahi sevgi ilacıyla, beşeri tedavi etmesini bilen,
Yemeğin ilacın, ilacın yemeğin olsun diyerek beslenen,
Mutluluğunu, başkalarının mutsuzluğu üstüne kurmayan
Kendisine şah damarından daha yakın olan,
Yaratıcı ile sağlıklı ilişkiler kurabilen kişidir.
Haddi bilmek, Hakk’ı bilmekten geçer.
Kadere teslim olan kederden emin olur,
Çünkü kaderi Allah yazar, insanlar yaşar. O nedenle;
Haddini bilenler, şükretmeyi sevenler ve bilenlerdir.
Çünkü isyan tarlasında, huzur ağacı meyve vermez.
Yazılmışı, sabırla ve tedbirle
Yaşayanlardan olabilmemiz dilek ve dualarımla
Nice huzurlu ve mutlu ömürler dilerim.
Allah'a emanet olunuz efendim.
Mahir Eyüboğlu
Eğitimci-İletişimci Yazar
4.6.2008
|
|
|