|
İLHAMİ BEYİN NASİHATLERİ
(103)
Hey evlat, şimdi kostak kostak yürüyorsun değil mi?
Sanki hiç belin bükülmeyecekmiş gibi..!
Senden önce kimler geldi kimler geçti.
Nice siyah, ela, yeşil gözler, toprağa düştü.
Nice iç geçirilen kalçalar, göğüsler eller yüzler,
Böceklere ve yılanlara yem oldu.
Bu
vücudun sahibi kim?
Peki bu aklın, bu mantığın bu düşüncenin…
Sana verilen beden nimetlerinin,
sosyal nimetlerin, ana baba, evlat v..s.
Sana verilen ekonomik nimetlerin,
Varlık, yokluk, hastalık sağlık,
Her ne aklına gelirse,
Sahip olduğun şeylerin sahibi kim?
Sana bunları veren kim?
Eğer kıymetini bilmezsen,
Bir gün elinden alıvermez mi sanıyorsun?
Ne kadar az şükrediyorsun,
Ne kadar az zikrediyorsun,
Ne kadar az sabrediyorsun.
Hep bırakıp gideceğin şeylere
İtibar ve iltifat ediyorsun.
Yanında götüreceğin şeyleri
Hazırlamak zoruna gidiyor değil mi?.
Kimi insan rahmetle anılır.
Çünkü o hep sıkıntı gideren,
Maddi ve manevi gönüllere huzur verendir.
Kimi insan ise zahmetle anılır.
O
da maddi ve manevi
Sıkıntı veren ve yükleyen olmuştur.
Kimi insan kalıcı iz bırakır,
Onu takip edenler, yollarını kolay bulurlar.
Kimi insan buz bırakır,
Üstünde yürüyeler çabuk düşer,
Düşmekle kalmayıp bir yerlerini de kırarlar.
Hele bir de arkasında toz bırakanlar vardır.
Daima lanetle anılır.
Kimi insan kendini yeniler,
Yeni ufuklara yelken açar,
Ona gönül verenleri gemisinde taşır.
Kimileri durmadan yerinde sayar.
Ne
yürüdüğü bellidir ne durduğu,
Üzengideki ayak gibi.
Bir de hiç yerinden kıpırdamayalar vardır,
Nefsinin ağırlığından.
Elinden tutulup da kaldırılmasını ister.
Kimi kanlar başta, kimi kanlar yaşta görülür,
Başı kanlı dolaşanlara başkan denir.
Durmadan taşlanırlar meyveli ağaç misali.
Bilgi, azim, sabır ve hoşgörü kavuğunu giyip
Yumuşak serti aşındırır deyip,
Hor görülerden kurtularak çalışırlarsa,
Hem rahmetle anılır hem de başlara taç olurlar.
Yaşın kanı gençlikteki delilikten gelir.
Hele bir de nefsini terbiye etmesini bilmişse,
O
delikanlı Allah’ın övgüsüne ulaşır.
Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşi,
Bize rehber olmuş daha niceleri.
İnsan olarak bizden farkları yoktu.
Onları unutulmaz yapan,
İslam’ı iyi bilmeleri ve bildiklerini yaşamalarıydı.
Her şeyleriyle Allah ve Resulüne
Yakın durup, Onların rızasını kazanmalarıydı.
Bizleri sevdiklerinin arasında yaşat Ya Rabbi.
Amin…
Mahir Eyüboğlu
Eğitimci İletişimci Yazar
22
Ağustos 2009
|