|
Hayrat'a Din İlmini Getiren Hoca Hacı Tahir Efendi
Çaykara’nın Çoroş köyündendir. Bölgenin yetiştirdiği en büyük
müderrislerdendir. En çok Hundez’de imamlık ve müderrislik
yapmıştır. Rize Karadere’de de imamlık ve müderrislik yapmıştır.
Hacı Tahir Efendi, iki haftada bir Of’a iner, orada büyük camide
vaaz eder ve yine sonra Hundez’e giderdi. At ile olan bu yolculuğu
sırasında Çalek’e uğrar ve arkadaşı olan Çalekli Dursun Efendi’nin
babası Yakup Efendi’de misafir kalırdı. Allah dostu ve kalp gözü
açık olan bu müderris ile ilgili birçok keramet efsaneleri vardır.
Bunlardan bazıları şöyledir: Rize Karadere’de imamlık yaptığı
oraya büyük bir medrese ve cami yapmak ister. O zaman oradaki
ağalardan biri ona cami ve medrese yapımı için yer gösterir. Ancak
gösterdiği yer kendi bulunduğu yerlere yakın olan köyün yüksek
yamaç yeri idi. Tahir Efendi oraya bu medreseyi yapmak istemedi.
Çünkü merkezden uzaktı ve yüksekti. Ağaya çok rica etti. Ancak
ağa, ağalığını hocaya da göstermek için bu isteği kabul etmedi ve
medrese yapımı için köylüye tüm malzemeleri taşıttı. Taşıma işi
bittiği akşam Tahir Efendi, dua etti. “Allah’ın medreseyi aşağıya
yapabilseydim ne olurdu? Diye. O gece, yüksek yamaçtaki bütün
inşaat malzemeleri Tahir Efendi’nin aşağıda istediği yere geldi.
Ağa “bu işi müderrisin bütün köylüye zorla yaptırdığını düşünerek
çok kızdı. Ama ona bir şey demeye cesaret edemedi ama bütün
köylüye ceza olarak o aşağıdaki malzemeleri imece usulü taşıttı.
Malzemelerin etrafına da bir sürü silahlı nöbetçi koydu ve kim
malzemeye tutarsa ve aşağıya götürmeye çalışırsa vurulmasını
istedi. Nöbetçiler bütün dikkatine rağmen köylüler gelmediler.
Nöbetçiler birkaç saniyeliğine uzun külahlı ve beyaz elbiseli
yüzlerce adam gördüler ve o malzemeler anında yine Hacı Tahir
Efendi’nin istediği yere taşındı. Bunu ağa ve nöbetçiler yaşadığı
için bir daha Tahir Efendi’nin isteğine kaşı duramadılar ve
Karadere’ye büyük bir medrese ve cami inşa edildi. Hundez’de
imamlık yapmakta olan Hacı Tahir Efendi, Kono köyü’ne icazet
duasına katılmaya gider. Dönüşte Topal Araboğlu’nun evinde kına
varmış. Kına törenleri sırasında mermi, kemençe, gürültü, eğlence
sesleri ile sanki kıyamet kopuyordu. Hacı Tahir Efendi’nin evin
önünden geçtiğini duyunca hemen sustular. O geçince eski gürültü
ve eğlence yine başladı. O geri geldi. Gürültüyü kesin” diye rica
etti. Sesler kesildi. Ancak o gidince yine sesler bu kez daha çok
başladı. Hacı Tahir Efendi’nin yüzü Kono köyü tarafında. Seslerin
geldiği ev arkasında kalıyor. Yanındakiler onun rahatsız olduğunu
fark edince “hocam biz gidelim, tekrar diyelim” dediler. O susmuş
ve dalmış Kono köyüne bakıyor. Yine sordular, yine ses yok.
Yanındaki hocalar ise kendi aralarında “Hacı Tahir Efendi çok
kızdı, susalım” diye kendi aralarında karar alarak sustular.
Nihayet Hoca Efendi toparlandı, kendine geldi. Ona “sen camiye
git, biz onları sustururuz” dediler. Oda “hangi ev” dedi ve camiye
doğru gitti. Çok kısa zaman içerisinde o evdeki herkes çeşitli
nedenlerle ölür. Ev virane halini alır. Daha sonra inekler evin
etrafındaki çayırlarda otlanırken eve ait sınırlara kadar
otlanıyorlar ev sınırından içeri bir damla bile otlanmıyorlardı.
Evin viranesi bile lanetlemişti. Kendirli camisinde imamlık yapan
Hacı Tahir efendi, son zamanlarda cemaatinin özellikle sabah ve
yatsı namazında oldukça azaldığını görmüştü. Sonra sabah ve yatsı
namazında cemaate katılmayan birini diğer namazlardan birinde
yanına çağırıp sorar: “neden sabah ve yatsı namazlarına
gelmiyorsunuz?” diye. O da “bu aralar tarlalarına bir çok domuzun
musallat olduğunu ve tüm ekinlerini yediklerinden domuz ve çakal
beklemek zorunda kaldıklarını” belirtir. Hacı Tahir Efendi onlara
“siz yine cemaate katılın ben tarlalarınızı beklerim” dedi. Hacı
Tahir Efendi çok saygın biri. Onun dediklerini yapmamak
düşünülemez bile. O gelmeyen cemaat mecburen namaza gelirler.
Ancak akılları tarlalarındadır. Bir Hacı Tahir Efendi tek başına
mı hepsinin tarlalarını koruyacaktı. Namazdan sonra herkes
ekinlerinin yenilmiş olduğu düşüncesiyle tarlasına gider. Bir
bakarlar ki tarlalarında ekinleri yerli yerinde duruyor fakat her
tarlanın etrafında bir sürü çakal ve domuz leşi var Bir gelin,
Hacı Tahir Efendi’ye kayınpederinin kendisine sarkıntılık ettiğini
şikâyet eder. Hacı Tahir Efendi, adamı çağırır. O kabul etmez.
Hacı Tahir Efendi, gece olunca o evin önüne gelir ve gizlice evi
dinler. Adamın gelinine yine sarkıntılık ettiği ve gelinin
bağırdığını duyunca, kendisi ile beraber gelen yanındakilere “hadi
gidelim, artık bu ev ıssız bir ev olacak” der ve gider. Daha
ertesi günü ev, içerisindeki insanlarla birlikte yanar ve ıssız
olur. Hacı Tahir Efendi, imamlık yaptığı köyde uzun zaman yağmur
yağmıyordu. Onu yağmur duası için çağırdılar. Kalabalık toplanmış
ve onu dua yapması için bekliyordu. O, etrafını çevirenlerin
huzurunda uzun süre hiç konuşmadan bekledi. Onlar dayanamayıp
“efendi, sizi bekliyoruz, konuşmaz mısınız?” dediler. O ise birkaç
dakika daha bekleyin yağmur bulutları şimdi Rize Kalanos köyünde,
birazdan burada olur” der ve gerçekten birkaç dakika içerisinde
oraya sağanak yağmur yağdı. Hundez köyünden olan ve Hacı Tahir
Efendi’nin oğlu ile arkadaş olan Hasan Akosman, Hacı Tahir
Efendi’nin oğlu ile birlikte Tahir Efendi camisi yaptırmaya
çalışırlar. Genç oldukları için fazla itibar görmezler. En sonunda
dernek kurmaları halinde daha çok yardım toplayabileceğini
öğrenirler. Kurdukları dernek ile bir taraftan yardım toplamaya
başlarlar, bir taraftan camiyi yapmaya çalışırlar. O günün
şartları içerisinde onların tasarladığı cami altmış bin liraya
olabilecektir. Arada bir yerel gazetelerde caminin yapımı ile
ilgili haber yaparlar ve dernek banka numaralarını verirler. Cami
başlar ancak en fazla beş altı bin lira toplanmıştır. Bir gün
dernek hesabının olduğu banka müdürü onları arar. Bankada caminin
parası olduğunu ve derneğe havale geldiğini söyler. Bunlar fazla
bir para beklemezler ancak bankaya gittiklerinde dernek
hesaplarında kırk bin lira para yatırıldığını öğrenirler. Banka
müdürü bir türlü kim tarafından para yatırıldığını söylemez.
Sadece Ordu’dan paranın yattığı ortaya çıkar. Böylelikle caminin
parasının çoğu miktarı hesapta olduğundan cami yapımı kolaylaşır.
O sırada dış görev için yurt dışına çıkan Hasan Akosman, caminin
açılışını göremez.
|
|
|