.

 

DUR VE DÜŞÜN (105)

Ana karnına düşen insan dünyaya gelince,

Yeni ortamlara ve yollara düşüyor.

Hayat yolunda  başlayan yolculuk,

Bir tekrardan ibaret.

Yolculuğun kimi kısa, kimisi uzun,

Yolcuların kimi kısa ömürlü, kimi orta, kimi de uzun.

Yol işaretlerine dikkat edenler var,

yol işaretlerinden habersizler olduğu gibi..

Dur işaretini önemseyen ve benimseyenler var.

Dur işaretini önem ve değer vermeyenler  olduğu gibi.

Durmak, düşünmek içindir.

Allahın huzuruna durmak ve düşünmek.

Ezan okunurken durmak ve düşünmek.

Oruca başlarken ve açarken durmak ve düşünmek.

Cenazenin başında durmak ve düşünmek…

Bir yerde ve bir şeye düşünmek için durmuyorsanız,

veya düşüncesizce duruyorsanız,

bilin ki malayani bir hayat  içinde yaşıyorsunuz demektir.

9 Eylül İzmir’in kurtuluş günü,

8-9 Eylül 2009 ise Edirne ve İstanbul’un sel felaket günü.

Haberlere ve habercilere  bakıyorum,

Yorumlara ve yorumculara bakıyorum.

Durup düşünenleri göremiyorum. mutlaka vardır,

Ama benim veya bizim durup düşünmemize

vesile olacak kimseyi şimdiye kadar göremedim.

O meşhur söz aklıma geliyor.

En kral tedbirler bile takdirin karşısında iflas eder.

Takdir sahibi yaratanı, durup da düşünenleri göremiyorum.

Çok kazanıyorsun, çok zenginsin, hanların hamamların

Yatların  TIR’ların helikopterlerin var….

Onları sana vereni, senden alanı, hesap soranı,  dur ve düşün…

İbadetler yaratanı unutmamak için yapılan tekrarlardır.

İbadet vakti geldiği zaman dur ve düşün.

Seni durduran ve düşünmeye davet edene kayıtsız kalma.

Yanında giderken götüreceğini yedeğine  al.

Bırakıp gideceğin  şeylere, hak ettiğinde fazlasına değer verme.

Değerimiz sahibimize verdiğimiz değer kadardır.

Değerini artırmak istiyorsan dur ve düşün..

Çünkü durmasını ve düşünmesini bilenler değerlidir…

Rabbim bize durmasını ve düşünmesini bilen

İman ve irade gücüne sahip

kullarında eylesin inşallah. Amin …

 

Mahir Eyüboğlu

Eğitimci İletişimci Yazar

9 Eylül 2009