.


Alim ve Ulema kavramı üzerine:
Ulema kavramı, ilim- bilmek mastarından türetilmiştir. Aynı zamanda âlim sözünün de çoğuludur. Ancak yurdumuzda genel kullanımı ikinci şekil yani âlimler manasıdır. Ulema toplum yönetiminde etkin bir isimdir. Yöneticiler, ulemanın fikrini almak konusunda duyarlı idiler.

İslam hukuku Kur’an ve Peygamber’in sünneti üzerine kurulduğundan ulemanın asıl görevi bu konularda cemaatin sorularına muhatap olarak onları cevaplamaktır. Ancak zaman zaman bulunulan bölgenin ortamına göre yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu soruları cevaplamak ve fetva vermek ulemaya mahsustu. Çünkü fetva verebilecek ulema sınıfının mutlaka Kur’an, hadis ve fıkıh konularında uzman olması gerekirdi.
Uzman olabilmesi için de okuduğu ve ders gördüğü âlimlerden icazetname (diploma) alması gerekirdi.
İcazet sistemi günümüze kadar gelebilmiştir. Sadece bir âlimin verdiği icazetname zaman zaman bir üniversite diplomasından bile üstün olabiliyordu. Bunun örneği Of ulemasında görülebilir. Çünkü Cumhuriyet öncesi Of ulemasından alınan icazetname ile âlimler cumhuriyetin ilk yıllarında Cumhuriyet okullarında öğretmenlik yapabilmiş ve üst mevkilere gelebilmişlerdi.

Ulema sınıfı genel olarak demokrasi biçimindeki yönetimlerde fazla etkin olmaz. Ancak monarşi yönetimlerinde daha etkindir. Bu nedenle İslamiyet’in ilk zamanlarında ulema etkin olamadı. Buna karşın İslamiyet’teki ilk monarşi yönetimi olan Emeviler ile birlikte monarşi yönetimi başlayınca dini konularda yönetime kılavuzluk edecek din adamlarına ihtiyaç oldu. Din adamları ulema sınıfını oluşturuyordu. Bazı hadislerde ulema sınıfı peygamberin varisleri olarak rivayet edilir.

İslamiyet’in ilk zamanlarında dini hizmetler, maddi bir kazanç ya da çıkar sağlamak amacıyla yapılmazdı. Bu nedenle ulema sınıfı aynı zamanda maddi kazanç sağlayacak işler yapmak zorunda idi. Ancak daha sonradan özellikle Abbasiler döneminden itibaren devlet yöneticileri, ulema sınıfına maaş ve rütbe vermek suretiyle kontrol altına aldılar. Bu durum daha sonraki monarşi yönetimlerinde de devam etti.

Osmanlı sisteminde ilk dönemlerden itibaren ulema sistemi etkin rol oynamıştır. Osmanlılarda neredeyse okuyan tek kesim olmasından dolayı ulema sınıfı kolaylıkla devletin eğitim, hukuk ve kültür ve din konularında yönetimde olmuşlar veya yönetime etkin olmuşlardır. Ulema sınıfından müderris, kadı, imam, hatip, vaiz gibi maaşlı meslekler çıkmıştır. Ancak ulema sınıfı Osmanlı toplumunda en hürmet görülen toplum idi. Çünkü okuma kültürü olmayan halkın bilen durumunda olan ulema sınıfına büyük inancı ve desteği vardı. Zaman zaman ulema sınıfından çıkan kişiler, çıkar hırsına bürününce kendi yanlarına kandırarak yandaş ettikleri halkla devlete başkaldırmışlardı. Zaman zaman İslamiyet’e aykırı düşünceleri halka inandırıp onları devlete karşı isyana teşvik edebilmişlerdi. Osmanlı ve öncesi İslam tarihinde bunun örnekleri çoktur.

(Haşhaşiler İsyanı, Şeyh Bedrettin İsyanı vs. gibi). Yine de bu gibi dine aykırı etkinliklerde bulunan ulema sayısının çok az olması dolayısıyla halkın ulemalara bakış açılarında her hangi bir olumsuzluk olmamıştır. Halk nezdinde ulema dini bilen ve öğreten, danışılan kişidir. Ulema, halkı yönlendirebilmekte ve etkileyebilmekte idi. Bu durum bazen siyasi ve savaş alanlarında da etkisini gösterebilmekte idi. Ulemanın yönlendirmeleri ile halk, savaşlarda daha çok başarı gösterebilmektedir.

Osmanlının son zamanlarında özellikle yapılan 1. Dünya Savaşı’nda ulemanın etkisi büyük olmuştur. Of’ta Ruslara karşı yapılan direnişte Of ulemasının rolü büyüktür. Çünkü kendilerinden 15- 20 kat daha büyük, düzenli, modern silahlı Rus ordularına karşı yapılan mahalli savaşlarda Of halkının top yekün mücadele etmesinde Oflu ulemalar, çok etkin olmuştur.
Haşim ALBAYRAK 2006