|
1916 Of
Direnişi'ne katılan gönüllü birlikler
1916 yılında Of'ta yapılan Of Direnişine katılan Oflular İle
ilgili sorular üzerine tespit edilen gönüllü Oflular ile ilgili
bilgiler aşağıdadır.
Of Müftüsü Hüseyin Sabri Bakkaloğlu'na bu direniş öncesinde Vali
ve Lazistan Havalisi Komutanı Avni Paşa tarafından ''Of halkını
milis kuvvetleri olarak teşkilatlandırmak için'' emirname
verilmişti. Bakkaloğlu, bu emirname üzerine -diğer din alimleri
gibi- derhal faaliyete geç-ti. Kendi isteği ile bulunduğu
büyükçe bir köy olan Uğurlu'yu (Uğurlu o zaman bucak veya nahiye
değildi) gönüllülerin top-lanma yeri olarak duyurması daha sonra
savaşta büyük yararlı-lıklar gösterecek olan Sarı Alioğlu Ömer
Ağa'nın da adamlarıy-la beraber buraya gelmesini sağladı. Kısa
zamanda civar köy-lerden de gelen eli silah tutan vatanperver
gençlerle doldu taştı Uğurlu. Ana, babalar en değerli bu
varlıklarını, evlatlarını geti-rip kendi elleriyle
bırakıyorlardı. Gelen gönüllülerin elinde Osmanlı mavzerleri ve
tüfekleri ile Rus mavzerleri ve Yunan kırmaları vardı. Fakat
bunların hepsi eski ve haraptı. Belki de bazıları hiç
kullanılamayacak durumda idi.
Uğurlu'da bulunan gönüllüler, kafileler halinde karargahın
bulunduğu Yavan (Sugeldi) Köyü'ne gelerek Lazistan Havalisi
Kumandanı Avni Paşa'nın emrine girdiler.
Yaklaşık elli kişilik ve çoğu Bölümlü Köyü'nden oluşan ilk
kafile Molla Alioğlu Tahir Ağa'nın evinde, Paşa tarafından kar-şılandı.
Bu kafileye talim yaptırma görevini yine Bölümlülü biri olan ve
daha önce orduda takım subaylığı yapmış Kukuloğlu Ahmet adında
biri üstlendi. Sarıkamış'ta Ruslarla savaşarak başçavuşluğa
yükselmiş Uğurlu'dan Mollasalihoğlu, iyi oku-yup yazma
bildiğinden Avni Paşa'nın nezaretinde sevkıyat iş-leriyle
görevlendirildi ki o da birinci kafiledendi.
İkinci kafile daha çok boğaz köylerinden oluşmuştu. Bunlar:
Cuduloğlu Mehmet Onbaşı
Kulaçoğlu Mustafa Çavuş
Şemoğlu Sabit, İshat ve Behram
Cordanoğlu Dursun
Kobudoğlu Ömer ve Dursun
Of Müftüsü Hüseyin Sabri Efendi'nin emrine uyarak onun yanında
kafileyle Uğurlu'ya gelenler arasında Çambaşı, Taşkı-ran,
Taşlıgedik, Köknar, Uzuntarla ve diğer boğaz köylerinden adını
tespit edemediğim gönüllüler de vardı. Etraftan gelen bu
gönüllüleri yapılarına, sağlıklarına göre ayırma ve bunlardan
uygun olanlarını cepheye gönderme, olmayanları, içinden bir
kısmını cephane taşımakla bir kısmını ise erzak getirmekle gö-revlendirme
işlerini Hüseyin Sabri Efendi,
Sarı Alioğlu Ömer Ağa ve Osman Çelebioğlu İbrahim Efen-di
yapıyordu.
Adı geçen ve çoğunluğu Of'un yukarı köyleriyle, bugünkü
Çaykara'ya bağlı köylerin halkından meydana gelen kafile i-çinden
daha önce askerlik yapmış elli kişi seçilip Avni Paşa'nın
yanına, karargaha (Sugeldi Köyü) gönderilecek, buradan da Avni
Paşa tarafından derhal daha önceden cepheye yerleşmiş bulunan 8.
Piyade alayının emrine verileceklerdi.
Böylece, kafileler birer birer asker saflarına katılıp savaşa gi-riyorlardı.
Bir yandan da Oflu alimlerin fedakarane gayretleri ele bu çok
yetersiz asker sayısını takviye amacıyla gönüllü top-lama
faaliyetleri devam ediyordu. Planlı ve programlı bir şe-kilde
yürütülen bu faaliyetler, her gün bir yenisi kurulan teşki-latlar
aracılığı ile gerçekleştiriliyor ve her geçen gün daha içi a-çıcı,
daha umut verici sonuçlar alınıyordu.
Boş yere harcanacak hiç vakit yokken ve vatanın
bütünlüğü-bölünmezliği tehlikeye girmişken, alimlerin, halkın
karşısına gelip uzun uzadıya savaşın nedenlerini, savaşmanın
gereklili-ğini anlatmalarının yersiz olduğunu düşünebilirsiniz.
Yersiz değildi. Çünkü: Son on beş yıl içinde, en önemsiz
ayaklanmala-rı bile bastıramayacak kadar güçsüzleşen Osmanlı
İmparator-luğu, biri bitip öbürü başlayan birçok savaşa girmek,
taht aley-hine yapılan sayısız başkaldırmalara karşı koymak
zorunda kalmıştı. ''93 Harbi''ni saymazsak, 1897 Yunan Savaşı,
1911 Trablusgarp Savaşı, 1912-1913 Balkan Savaşları, 1914-1916
(He-nüz savaş bitmeden) I. Dünya Savaşlarında tüm ülkede olduğu
gibi Of'ta da vatandaşlar varıyla yoğuyla savaşmış, çoğu öl-müş,
ölmeyenler sakat kalmış, yüzlerce, binlerce ocak sönmüş-tü.
I. Dünya Savaşı, halen devam ettiği için savaşa katılan Oflu-lardan
geri dönen olmamıştı. Bu yüzden Ruslar Of'a girdiğin-de, onları
karşılayanlar, daha önceki savaşlarda sakat kalan ya-da
sağlığının bozulması nedeniyle memleketine dönen hastalar,
çocuklar, kadınlar, yaşlılar ve askerlik çağını dolduramamış
er-keklerdi. Yaşlılar ve sakatlardan ümit yoktu ama kendisi
isterse çok şeyler yapabileceklerde vardı. Sonra bazı ailelerin
çocukları okuyordu ve bunlar savaşa katılmıyorlardı. Birden
fazla yetiş-kin erkek çocuğu olan ailelerde bunlardan biri
savaşa gitmi-yordu. Bir de, 1914 yılında askerlik çağında
olmayıp da 1916'larda askerlik çağına gelenler istemezlerse
savaşa girme-yebilirlerdi.
İşte bu durumda olanların aydınlatılması, hatta ikna edilme-si
gerekiyordu. Çünkü kaybedilecek vakit yoktu ve eğer en kısa
zamanda el birliği edilip -imkanlar her ne kadar kısıtlı olsa
da- bu ölüm kalım savaşı verilmezse herkes her şeyini kaybedebi-lirdi.
Her şeyi olan hürriyetlerini.
Of ve Çaykara o dönemde yurdun önde gelen dini eğitim
merkezlerinden biri idi. 1914 yılındaki kayıtlarda Şeyhülislam-lık
makamına bağlı olarak 69 medrese, 69 müderris, 1490 öğ-renci
bulunuyordu ve bu da bayağı bir yekun tutuyordu. Halkın her
yönden bilinçlenmesini olayları doğru olarak değer-lendirmesini
bunlar, bu alimler gerçekleştiriyordu. Bazen ayın işi, sülale
liderleri, çevresinde etkili olabilen kişiler de üstleni-yordu.
Bu şekilde çalışma yapan, Of ve Çaykaralıların teşkilat-lanmasını
sağlayanlardan tarafımdan belge ve röportajlar ve yerinde
inceleme yöntemiyle yapılan çalışmalar sonucunda tespit
edilebilenler şunlardır:
Of Merkezinde;
Sarı Alioğlu Ömer Ağa, Hasan Efendi
Sadullah Ağa (Abdikoğlu), oğulları Sefer Ağa ve Hüseyin Efendi
Çakıroğlu Rüstem Ağa, Hasan, Miktat, Yakup Efendiler
Tellioğlu Halim Ağa, Bilal Ağa, Emin Ağa
Nuhoğlu Esat Ağa
Gençağalar - Kapıcıoğlu Sadullah Ağa
Boduroğlu Hasan Efendi
Kancoğlu Rasim
Kemaçoğlu Reşit Ağa
Hacıbektaşoğlu Ömer ve Yakup Efendiler
Ramoğlu Hafız Ahmet Efendi
Kurumahmutoğlu Ahmet Efendi'nin oğlu Hacı Mustafa E-fendi
Hacı Kemal Zırh (Oflu),
Atıf Kurtoğlu,
Vefik Kalkavan,
Hakkı Mataracı,
Hafız Osman Tatoğlu,
Çakıroğlu Mithat Efendi( Oflu),
Saraloğlu Hasan Efendi (Oflu),
Giresunlu Kubilay Mehmet
Taşhan'da
Hacı Haşim Ağa
Balekoğlu Kamil Efendi
Geveroğlu Abdullah Ağa
Hacı Maksut Efendi (Bölümlü'den büyük din alimi)
Küçükhol'den
Salihoğlu Mehmet
Hacıpaşaoğlu Mehmet, Tufan Ağa
Yarakar'dan
Hurşitoğlu Hasan Bey (Nurioğlu-Sarı Alioğullarından)
Ahmetoğlu Osman Bey
Abdurrahmanoğlu Osman (Sarı Alioğullarından)
Molla Salihoğlu Hamit Efendi
Hacı Mustafaoğlu Mahmut Efendi.
Dernekpazarı'ndan
Cansızoğlu İbrahim Ağa, Ömer Ağa, Behram Ağa,
Hacı Bakioğlu Aziz Ağa
Kaldırımoğlu Mahmut Ağa
Hacı Cevahiroğlu Hamit ve Ali Osman Ağalar
Hacı İslamoğlu Hasan Ağa
Hacı Abdullahoğlu Hasan Efendi (Çufarukseli)
Hacı Dursunoğlu Mustafa Efendi (Halmanlı)
Terzi Alioğlu Osman Efendi (Fotgeneli)
Kabaoğlu Mehmet Efendi (Zenolu)
Kemaloğlu Hamdi Efendi
Hacı Azizoğlu Cemal Efendi.
Hadi Kasabası
Osman Çelebioğlu İbrahim Ağa, Hüseyin Avni
Bakkaloğlu İsmail Efendi Hopşeralı Hoca İdris Çakır
Karaoğlu Hayrullah Efendi
Kus Boğazı'ndan
Molla Ahmetoğlu Ahmetin oğlu Ali Osman
Saidoğlu Mustafa'nın oğlu İsmail
Çakıroğlu Yunus'un oğlu Şakir
Abdullahoğlu Tursun'un oğlu Süleyman ve Ali
Hamiz Alioğlu Tursun'un oğlu Osman
Abdulfettahoğlu (Taşkın) Ahmet'in oğlu Fettah
Parharoğlu Hüseyin'in oğlu Yunus
Hamizalioğlu Alioğlu Şemsettin
Ukşuloğlu Ömer'in oğlu Mehmet
Yukarıda adı geçen şahıslar, bulundukları yörenin en saygı-değer
kişileri olduklarından (bazıları ilim, bazıları zenginlik,
bazıları da unvan, bazıları da sülalelerin büyükleri olmaları
yönünden) kendi bölgelerindeki halkı kısa zamanda seferber
etmeyi başarmışlardır. Bunda etkili olan şüphesiz onların
coş-kulu, inanmış sesleri ve avizane bir ortamda ne yapacağını
şa-şırmış halkın, nabzını tutabilmeleridir. Halk, bu büyük
felaket karşısında yalnız olmadığını biliyordu böylece. Ve
yüreklerin-de yanıp tutuşan Vatan, Millet, Hürriyet aşkının
semaları yır-tan bir figana dönüştüğü ''Allah, Allah!..''
nidalarıyla cepheye koşuyorlardı.
Denebilir ki, 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgalinden sonra
baş-layan Kuvvayı Milliye (Milli Kuvvetler) Hareketinin ilk
örnek-leri, üç yıl önce 1916'da Of'ta yaşanmıştır.
Baltacı Deresi Savaşları'na başlandığı zaman kuvvetlerimi-zin
durumunu incelersek: Arhavi Deresi'nde toplam 11 tabur vardı. Bu
taburların mevcudu 1.000 kişiden biraz fazla olduğu-na göre
kuvvet, 12.000 kişi kadardı. Ne var ki Batum, Gümüşlü, Arhavi
Deresi, Abu Deresi ve Fırtına Deresi'nde yapılan savaş-larda bu
önemli kuvvetin yarısı şehit düşmüş ve yaralanmıştı.
Sonuçta Baltacı Deresi Savunulmasına geçildiğinde toplam kuvvet
şöyle idi:
1) Nizamiye askerleri 5.00 kişi,
2) Savaşın 10. gününde Çanakkale'den gelen 28. Piyade ala-yı
yaklaşık 3.000 kişi,
3) Oflu Milis Kuvvetleri en fazla 3.000 kişi olmak üzere
Toplam 6.500 kişi idi.
Düşman kuvvetlerinin hangi tugay, tabur ve birliklerden oluştuğu
''Savaş Hazırlıkları'' başlıklı ilk konuda belirtilmişti.
Ruslar, 37.000 askeri ve bol silah, araç, gereç, cephanesi ile
Türklerden kat kat üstün durumdaydı. Bunlara bir de geriden
gelen takviye birlikleri ve deniz desteği de eklenirse aradaki
farkın ne kadar aşılmaz olduğu rahatça görülebilir.
Türk Kuvvetleri'nin genel karargahı Sugeldi Köyü, Komu-tanı ise
Trabzon Valisi ve Lazistan Havalisi Komutanı Mirliva Ahmet Avni
Paşa idi. Müfreze Komutanlığı da Of'ta bulunu-yordu ve
komutanlığını Binbaşı Ethem Necdet üstlenmişti.
Baltacı Deresi'ndeki savaşlarda birliklerin yerleşme sahası
şöyle idi:
Eskipazar'dan Sivrice Köyü'ne kadar olan 11,5 km.lik bir cephede
8. Piyade Alayı müstakil olarak bulunuyordu. Ve ba-şında Ziya
Bey vardı. Bununla birlikte Sürmene'den gelen milis kuvvetleri
arasında:
İsmail Cebioğulları
Seymenoğulları
Bazıoğulları
Hasan Çelebioğulları
Küçük Alioğulları diye anılan sülalelerden eli silah tutanlar
katılmışlardır. Bunlar dışında sonradan 8. Piyade Alayı'na
katı-lan Oflu ve Çaykaralılar arasında:
Cuduloğlu Mehmet Onbaşı
Kulaçoğlu Mustafa Çavuş
Şemsioğlu Sabit ve İshak, Behram
Cordanoğlu Dursun
Kabudoğlu Ömer ve Dursun'da vardır.
Bu isimlerini tespit edilebilenler dışında Taşlıgedik, Köknar,
Çambaşı, Taşkıran, Uzuntarla köylülerinden de bir kafile
o-luşmuştu. Kafileden 12 kişi 8. Piyade Alayındaki Çerkes İsmail
Çavuş emrine, 11 kişi Geredeli Feyzullah Onbaşı emrine, 27 kişi
de Koleçoğlu Mustafa Çavuş emrine verildi. Bunların dışında, bu
cephedeki komutanlardan tespit edilebilen bir kişi Göynük-lü
Hasan Çavuş idi. Savaşın 10. günüde, Çanakkale'den gelen 28.
Piyade Alayı'nın cepheye katılmasıyla epey bir güç fazlalığı
oluştu.
Baltacı Deresi'ndeki İkinci cephe Güney Cephesi olup
Sivri-ce'den Keler Köyü'ne kadar uzanan 15 km.lik bir hattan
mey-dana geliyor ve burasını Teşkilatı Mahsusa Alayı tutuyordu.
Bu alayın kumandanı Şatıroğlu Ali Rıza Bey (Arsenli) idi. Of ve
Çaykaralıların oluşturduğu, daha ziyade Solaklı Deresi
köylü-lerinden meydana gelen ve Alayın Karargahının Pazarönü
Köyündeki
Velioğlu Dursun'un evini uygun gören bu şahıslardan;
Cansızoğlu İzzet Ağa
Hacı Haşim Ağa
Osman Çelebioğlu İzzet Ağa
Saraloğlu Tufan Ağa ve Ahmet Ağa'ya bağlı kuvvetler bü-yük yekun
tutuyordu.
Dereyurt, Pınarca, Geçitli Köylerinde ise kuvvetlerimiz yok
denecek kadar az, hatta yoktu.
Bu bilgiler Haşim Albayrak ''Doğu Karadeniz Muharebeleri ve Of
Direnişi'' İstanbul 2007 adlı kitaptan derlenmiştir. 2 baskı
yapan kitap yakında üçüncü baskısını yapacağından eksik yada
hatalı bilgiler varsa lütfen düzeltilmesi için buraya yorum
yazmanızı yada doğrudan bana ulaşmanızı istirham ederim.
Haşim Albayrak Araştırmacı Tarihçi - Yazar
|
 |
|