|
Doğu Karadeniz'de
Pontus Irkı Yok
TARİHİN HİÇBİR DÖNEMİNDE DOĞU KARADENİZ'DE PONTUS IRKI YOK
Haşim ALBAYRAK
Genelde Doğu Karadeniz tarihi Anadolu tarihi ile iç içedir.
Anadolu’ya ilk insan yerleşmeleri genelde Kafkasya üzerinden
olduğundan Anadolu’ya ilk gelenler öncelikle Doğu Karadeniz’e
uğramışlardır. Fakat Doğu Karadeniz’in hırçın doğası buralarda
siyasi teşekkül kurulmasına ilk başlarda izin vermediğinden
buraya ilk gelenler daima dağlardaki insan yaşamasına müsait
yerlerde ve kıyılardaki ulaşımın kolay olduğu yerlerde
birbirlerinden ayrı olarak yaşamışlar ve siyasi teşekkül
oluşturamadıklarından kalıcı kültürleri olmamıştır.
Doğu Karadeniz’e ilk gelenler sanıldığı gibi Yunanlılar
değildir. Yunanlılardan önce buralara çok değişik zamanlarda çok
değişik topluluklar gelmiştir. Bunlar arasında M.Ö. 2000 den
önce gelen kavimler olduğu gibi Hitit zamanlarında ve sonrasında
özellikle Anadolu’nun Karanlık çağında istilalardan kurtulmak
amacıyla gelen Hitit ve Luvi gibi Anadolu toplulukları da
vardır. Yunanlılardan önce gelen kavimler yada topluluklar
incelendiğinde batılıların Asyanik Kavimler dediği genelde Türk
kökenli olma olasılığı çok yüksek kavimler gelmiştir.
Yunanlıların Doğu Karadeniz’de koloniler kurmasıyla Doğu
Karadeniz tarihi onların kaynaklarına göre aydınlanmaya
başlamıştır. Özellikle Heredot ve Ksnefon ile Strabon’un
eserlerinden anlaşıldığına göre buralarda Yunanlılarla beraber
bir çok topluluk vardı ve büyük ordularla savaş yapabilecek
kadar birlik ve güce sahiptiler. Bunlar arasında İskitler,
Kimmerler, Tibarenler,. Khaldlar, Kolkhlar gibi Türk ağırlıklı
kavimler olduğu gibi daha sonradan bölgeye gelen ve bölgeye
genel ad olarak topluluklarının isimlerini veren Lazlarda
vardır.
Yunan asıllı Miletli kolonizatörler Doğu Karadeniz kıyılarında
ilk koloniler oluşturduğunda buralarda fazla bir nüfusa sahip
değildir. O nedenle bölge üzerinde her hangi bir siyasi
egemenlik kuramamışlardır. Bölge Yunan kolonizatörlerinin olduğu
dönemlerde ilk önceleri Medler ve Persler gibi ilkçağ İran
uygarlıklarının egemenliğinde idi. Daha sonraları B.İskender’in
Anadolu ve İran seferleri sonucunda Persler yenilip Anadolu
hakimiyetlerini kaybedince Doğu Karadeniz bölgesi uzun süre
hamiyet mücadeleleri içinde savaşlarla geçti. Bu savaşlar
sonucunda Doğu Karadeniz’de Pontus Krallığı kuruldu. Bu krallığı
kuranlar İran kökenli yöneticiler olup tebaası yerli halktı.
Bunlarda Yunanlıların hiçbir hükmü yoktur. Merkezleri önceleri
Amasya ve sonraları Sinop olan bu krallıkta Trabzon şehrinin
fazla bir etkinliği yoktur. Zaten Pontus krallarının kaya
mezarlarının çoğu Amasya’da olup Trabzon’da olmaması bu durumu
doğrular.Ancak Pontus Krallığının olması tarihte Pontus ırkı
diye bir ırkın olduğunu ortaya koymaz. Tarihte böyle bir ırk
yoktur. Pontus devleti tamamen Anadolu'daki ilkçağ kavimlerinin
karışmış halde İranlı devlet kurucuları önderliğinde kurduğu
devlettir. Bir çok ulusal tarihçi bu kavimlerin çoğunu Türk
kabul eder. Yazılı belgelerde bu kavimlerin Türklüğü ile ilgili
kesin bir şey yok isede yaşayış ve kültürleri açısından
benzerlikler vardır. Bu nedenle eğer ulusalcı tarihçilerin
"Anadolu'nun yerli halkını Türk kabul etme" tezi doğru ise o
zaman Pontus demek ile Türk demek arasında fazla bir fark olmasa
gerek. daha da öz olarak başka bir makalemin isminde belirttiğim
gibi "Pontus Türk'tür" denilebilir.
Pontus krallığını yıkan Roma İmparatorluğu, bu bölgeye ayrı bir
önem vererek Trabzon limanı ile İpek yolunun bitim noktalarından
birini oluşturması Trabzon’u önemli bir ticaret kenti yaptı.
Romalılar, kendi merkezlerine uzak olan bu kenti yerel
yöneticiler ile yönetmeyi uygun gördüklerinden buralarda Lazika
krallığı denilen krallığı kurdurarak vasal devlet haline
getirmişlerdir. Ancak zaman zaman bu krallık Romalılara karşı
İran devleti olan Sasanilerle iş birliğine girip isyanlar etmesi
ile bölge uzun zaman çatışma alanı olur. Burada da Yunanlılık
söz konusu değildir. M.S. III. Yüzyıldan sonra Anadolu’da
Papalığa bağlı olmayan yeni Ortodoks mezhebinin kurulması sonucu
bu mezhebin kurulduğu yerdeki Yunan kökenli Romalılar Anadolu’da
Hıristiyanlığı resmi din haline getirip dilini de Rumca yapınca
Doğu Karadeniz’deki yerel diller ve yerel topluluklar önemlerini
ve benliklerini kaybetmeye başlarlar.
Romalıların yıkılıp yerlerini Bizanslılara devretmesi de
buralarda Yunan etkinliğine katkıda bulunmaz. Yunanlılar sadece
Miletten önce Sinop’a gelen ve oradan da diğer kolonileri
kuranlardı. Artlarında yenileri gelmediğinden Yunanlılık yok
gibidir.
Haçlı seferleri sonucunda Bizans’ta ortaya çıkan karışıklıklar
sonucunda iki Bizans İmparatorluğu kurulur. Bunlardan İznik
merkezli olanı imparatorluğun devamı olur. Trabzon merkezli olan
Trabzon Rum İmparatorluğu ise yıkılana kadar başka devletlere
bağlı küçük krallık olmak özelliğinden öteye gidemez. Buradaki
Rum sözü ise Yunanlılıkla ilgili olmayıp Romalı manasınadır.
Yunanlılık hiç yoktur. Bu krallığın yöneticileri Bizans
imparator hanedanındandır. Bu devleti kurduranlar Gürcülerdir.
Bu krallığın ilk askerleri ve ordusunun ağırlığı önceleri
Gürcistan ordusunda bulunan Türk asıllı Hıristiyan
Kıpçak/Kumanlardır. İmparatorluğu döneminde Doğu Karadeniz
gittikçe Türkleşmeye başlar. Müslüman olmayan Türkler, bu
imparatorluğun merkez bölgelerine, Müslüman olanlar çevredeki
dağlık arazilere yerleşmeye başlar. O nedenle Trabzon Rum
İmparatorluğu bir Yunanlı kültür olmaktan uzaktır. Bu dönemde
buralarda Türk ve Gürcü kültürü daha ağırlıktadır. Yunan kültürü
sadece din ve dilden öteye geçemez. Bu dönemde Çepniler,
Akkoyunlular gibi Oğuz Türk boyları yörede etkin olmaya
başlarlar ve bunlar yörenin yer adlarında da kendini gösterir.
Trabzon ve çevresi Fatih Sultan Mehmet tarafından Türklerin
eline geçtikten sonra ortaya çıkan nüfus hareketlerinde ilk
başlarda Romalı manasına gelen Rum nüfusu özellikle Trabzon
kenti ve doğusundaki yerlerde fazladır. Ancak 1700 lü yıllardan
sonra bu nüfus sayısı sıfıra kadar düşer. Fakat 1900 lü yılların
başlarından itibaren bu nüfusta belirgin artışlar görülür. Bunun
sağlanması için Ortodoks merkezi olan Fener Patrikhanesi ve dış
güçler etkili olur. Bunun sonucunda Osmanlı devletinin en zayıf
dönemlerinde ve Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesi sonucu
ordusunun dağılmasından dolayı ortaya Pontus devleti kurma
hayali çıkar. Yurdumuzun her noktasında olduğu gibi Doğu
Karadeniz’de de bir hayli sıkıntılar oluşur. Önceleri Türkler
baskıya uğrarlar ve Rus işgalinin de etkisiyle Doğu Anadolu’dan
göç etmeye başlarlar. Ancak Rusların savaştan çekilmesi ve
M.Kemal Atatürk’ün üstün gayretleri sonucu Anadolu’da birlik
sağlanarak tüm isyanlar bastırılır ve isyancı durumunda olan
Doğu Karadeniz’deki Hıristiyanlar, Yunanistan’a gönderilir.
Ancak bu insanlar arasında önemli oranda dinleri Hıristiyan
olduğu için gönderilen Türkler de vardır.
Günümüzde Pontus tartışmaları vardır. Ancak günümüzde ortada
Pontus yoktur, Pontuslu denilen Rum yoktur. O halde Pontus
devletini kim kuracaktır? Günümüzde dış güçlerin desteklediği
Pontus Kültürü savunucularının, hatta sadece ana dili olarak
Rumca konuştuğunu iddia eden bazı hemşehrilerimizin "anadilim
Rumca olduğuna göre demek ben Rumum" mantığı ile kendini bazı
şeylerden soyutlaması bölgemiz kültürüne fazla bir etki
etmeyecektir.
|
|
|