03 Ağustos 2021 Salı Saat 19:10
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
15 Ağustos 1461 Trabzon'un fethi gerçek tarihinde kutlanmalı
07 Ağustos 2013 Çarşamba Saat 08:35
Trabzonun Gerçek fetih tarihi 15 Ağustos 1461 dejenere edilerek ortodokslara terk edilmiş, Bizlere 26 Ekim gibi aslı belirsiz bir tarihte Trabzonun fethi törenleri yapılmaktadır.

15 Ağustos 1461 Tarihi Trabzon’un gerçek fetih tarihidir, Trabzon üzerinde kara emelleri olan güçler Trabzon’un kuruluşundan günümüze kadar galen zamanda bölgede yaşamış halklar üzerinde tahrifatlar yaparak, Bölge tarihinde kısa bir dönem Rum hâkimiyetini bölgenin kadim halkı olarak dayatmakta, bu dayatma sonucu Bölge üzerinde siyasi ve kültürel haklar iddia etmektedirler.

Rum, Köken ve kullanım itibari ile Romalı demektir, Yunanistan kavmi Greek’lerle doğrudan hiçbir bağları yoktur, Dolaylı ilişkileri ise diğer kavimler gibi Roma imparatorluğu bünyesinde olmalarındandır.

Anadolu bölgesi Asyadan, Roma döneminde Batıdan gelen çok eski nüfus göçü yaşamış son derece önemli bir alanı temsil eder. İlkçağ boyunca Anadolu sayısız yerli halkın geniş bir yelpazede beşiğiydi: Asurlular, Hititler, Helenler, Frigler, Traklar, Medler ve diğerleri. Roma Dönemi'nde ve daha sonra, Moğol istilsından önce, Anadolu nüfusu 12 milyon insanın üzerinde tahmini bir düzeye ulaşmıştı. Oğuz Türkleri, Anadolu'ya taşınan asıl Türkî halkıydılar. Birçok Türk, 1071'deki Malazgirt Savaşı'nda Selçukluların Bizanslılar karşısındaki zaferinden sonra daha yoğun göçlerle Anadoluya gelmişlerdir.

Malazgirt Savaşı'ndan önce Anadoluya yerleşmiş, Turani kültürünü korumuş Roma ve Bizans halkı içinde Hıristiyan olarak varlığını sürdüren büyük oranda Turani nüfus,1071'den sonraki yüzyıllarda bölgede egemen olan Müslüman Turani nüfusun dinini benimsemiş, var olan Türk kimliğini Müslümanlık inancıyla yaşamaya devam etmiştir.

Hıristiyanlığını muhafaza eden halk Romalı anlamına gelen Rum kimliği ile varlığını korudu, Güzümüze kadar gelen Rumlar son birkaç yüzyıl içinde Ortodoks Dünyanın etkisinde kalarak etnik kimliğini unutmuş, dini kimliğini ön plana çıkarmış olmasından dolayı Yunanistan halkı Greeklerin asimilesi ile Kendilerini Yunanlılarla özdeşleştirmiş olduğunu görüyoruz.

Halbuki Roma ve Bizans içinde Turani kavimler etnik kimliğini korumuş olmalarından dolayı Fatihin İstanbul'u fethiyle Anadoluda Bizans dönemi fiilen sona ermesinden sonra Fatih Sultan Mehmet han ünvanını "kayzeri Bizans"  Bizans Hükümdarı adı ile anılır olmuştu.

Fatih'in Bu ünvanı kullanmasındaki amaç siyasi olmayıp mevcut Anadolu halkının kahhar çoğunluğunun Etnik olarak Turani olmasından kaynaklanmaktadır.

Sonradan gelen nesiller İslamı yaşamada taasuba düşmüş, İslamın ehli kitaba gösterdiği hoşgörü dikkate alınmamış, Hıristiyan yerli halk teba olarak görülmüş, fiilen olmasa bile psikolojik olarak dışlanmış olduğundan bu soydaşlarımız Yunanistan’ın kucağına itilmiştir.

1071 yılı öncesi Asya’dan siyasi ve kıtlık nedenleriyle gerçekleşen büyük göçlerle batıya gelen Turani kavimlerin birçoğu Avrupa içlerine gelerek yerleşmiş, soyları günümüze Hungarya (Macaristan) Bulgar, Gagavuz gibi birçok kavmi Hıristiyan olmalarına rağmen Turani etnik kimliğini korumuş olduğunu görüyoruz.

Anadolu’daki Turani Hıristiyanlar maalesef yanlış yaklaşımlar nedeniyle adeta Yunanlaştırılmışlardır. Yakın tarihimizde Rus ve Greklerle işbirliği yaparak Türkiye’yi yok etmeye kalkışmış olduğunu görüyoruz.
Bu saatten sonra Rum soydaşlarımızı kazanmaya çalışmakta ne kadar başarılı oluruz bilemiyorum, Bildiğimiz Yunanlaşan bu soydaşlarımızın Ermeni oyunlarına alet olan bazı Kürt soydaşlarımız gibi Türkiye için tehdit oluşturduğunu asla unutmamamız gerekmektedir.
Bu konuda önyargılara kapılmadan uyanık olmalı, tarihi gerçekleri belgeleri ile ortaya koyarak Yunanlıların, Ermenilerin oyunları bozarak Turani kavimlerin Milleti olan Türk milli kimliğinde birleşmeyi başarmalıyız.

Trabzon’un fethinin 15 Ağustos 1461 olan tarihi bazı mihraklarca tahrif edilmiş, 26 Ekim 1461’in Trabzon’un fetih tarihi olarak halkımıza dayatılmıştır. 
Tarihten habersiz kurumlarımız gerçekleri araştırmak yerine kendilerine dayatılanı benimsemiş, Trabzon’un gerçek fetih tarihi olan 15 Ağustos 1461 gününü Hıristiyan azınlığına terk ederek 15 Ağustos’un Pontusun yıkılışına ağıt günü olarak kutlanmasının önünü açmışlardır.

Tarihler konusunda bu taassup neden, değişmiş olsa ne olur, bırakın 15 Ağustos’u Rumlar kutlasın bizde 26 Ekimi kutlarız, burada kavgaya ne gerek var diyenler, hayatın gerçeklerini bilmeyen, Milli hassasiyetleri olmayan tarih “Lümpeni” kişilerdir.
Büyük milletler sahte mazilerle yaşatılamaz, şanlı tarihimizin tek harfinden vaz geçilmemelidir. Bir harfin yokluğu istikbale ulaşmamızda bir gedik demektir, zamanla bu gedikler büyüyerek mevcut ilkesiz, soysuz, amaçsız bir neslin Türk ve İslam düşüncesine ihanete varan duyarsızlığını yaşar olduk. Bu nedenle 40 milyon Km2 bir vatanın parçalanmasına imkân oluşturuldu. Halen duyarsızlıklarımız devam ettiği için Türk milletinin son kalesi Anadolu SEVR dayatmasının tekrar uygulamaya konulması tehdidi altındadır, konu hakkında bilgimiz, merakımız, tedbir alanımız yok denecek kadar azdır.

Doğrudan akrabam olan bir mühendise “Tarihi İstanbul’un Bizans yapılarak, Vatikan türü bir devletçik oluşturulmak isteniyor dediğimde, Ne güzel 460 milyon Ortodoks Hacı olmaya İstanbul’a gelecek” deme gafletini gösterebiliyor. Bu düşünce yaygın ise artık İstanbul için Türk-İslam kültür başkenti yakıştırması yapmamızın gereği kalmıyor. Bu utanç bize yeter, sanırım Batı emperyalizminin kör-sağır-dilsiz bıraktığı Afrika kabile devletlerinde dahi denli sığ ve menfaatperest düşünceyi kabul etmez.

Acilen devletimiz Trabzon’un fetih kutlamalarını 26 Ekim gibi mesnetsiz bir tarihten kaldırarak gerçek fetih tarihi olan 15 Ağustos gününe almalıdır.
Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu bu konuda bilgi sahibi olduğunu sanıyorum, alışılagelmiş, dayatılana değil, gerçek fetih gününde aslımıza yakışan bir görkemle Trabzon’un fethini kutlamasını istiyoruz. Bütün Trabzon ve Türkiye bu konuda tarafgir olmalı, 26 Ekim gibi asılsız bir tarih dayatmasına son vermelidir.
Bu dayatmanın kökeni Venedik oyunu olduğu tarihçi Hüseyin Albayrak’ın eserlerinde ortaya konmuştur.

Başta duyarlı sivil toplum örgütlerimiz 15 Ağustos tarihinde Trabzon’un fethi törenleri düzenlemeli, günün anlamını içeren konuşmalar yaparak ilgili yayınlar dağıtmalıdır.
Artık önü alınamaz bir şekilde 15 ağustosta Sümela manastırında Rusya ve Yunanistan başta olmak üzere Dünyanın dört bir yanından gelecek, beklide onbinlerce militan Ortodoks’un Trabzon’da gövde gösterisi yapması, anlamadığımız Yunanca-Rusça-Latince terimlerle Fatih’e, Fethe lanet okumasına göz yumacağız.
Bu gün bunu Ortodoks tarihinde hiçbir kaynağı olmayan Meryem ana töreni adı ile lanse etmeleri, ilk fırsatta Pontusun ihyası ayinine dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Türkiye üzerinde herkesin bir emeli olabilir, bize düşen görev bu emellerin hayata geçmesini sağlayacak eksikliklerimizi acilen gidererek düşmanlarımızın elindeki kozları bertaraf etmektir. Türk’ün Türk’e düşmanlık yapmasının sebeplerini yok etmek, Millet olmanın gereği birlik ve beraberliği Din-Dil-Kavim ayrışmalarına fırsat vermeyecek Milli toplum olmayı başarmaktır.

Kavmiyetçilik ve mezhepçilik ile bizleri parçalamaya çalışanların oyunlarını bozmalıyız, Günümüzde Afganistan’da, Irak’ta, Mısır’da, Cezayir’de, Libya’da, Sudan’da, diğer İslam ülkelerinde yaşanan iç karışıklıklar Batının yeniden başlattığını en yetkili ağızlardan duyurduğu 3. BİN YIL HAÇLI SEFERİ uygulamasından başka bir şey değildir.

Demokrasi ihracı gibi komik bir gerekçe ile bütün İslam alemi yangın yerine dönmüş, son 20 yıldır milyonlarca Müslüman öldürülmüş, milyonlarcası sakat kalmış, İslam devletlerinin ellerindeki sanayi yok edilmiş, yer altı kaynaklarına el konulmuş olduğunu hala göremiyorsak ….
Bekleyin ölümlerden en kötü ölümleri gelmesi hiçte uzak değildir.
Allah Türk ve İslam âlemini uyandırsın, 3. Bin yıl Haçlı seferini başarısız kılarak, Dünyaya barış ve kardeşliğin tesis edilmesinde bizleri şuurlu nefer kılsın inşaallah.

HÜSEYİN ALBAYRAK’IN KALEMİNDEN “TRABZON’UN FETHİ”    

Trabzon kenti, kuruluş tarihi itibariyle Anadolu’nun en eski ve köklü şehirlerinden biridir. Tarihçiler bu kentin kuruluş tarihini M.Ö. 4000’li yıllara kadar indiriyor. Pontus Rum İmparatorluğu’nun 257 yıllık başkenti olan Trabzon, Bessarion’un deyimiyle Doğu’nun en eski ve en şöhretli şehridir. Fakat bu kadar köklü bir medeniyete beşiklik etmiş olan Trabzon hakkında yeterli ve güvenilir tarihî kaynaklar ne yazık ki yoktur; acıklı olan da budur.

Osmanlılar bu şehrin tarihiyle ilgili ciddi bilgi ve belgeler bırakmamışlardır geriye.... Bizde Trabzon tarihiyle ilgili ilk güvenilir bilgiler, fetihten 400 yıl sonra Trabzonlu Şakir Şevket tarafından yazılan “Trabzon Tarihi” adlı eserde verilmiştir. 1877’de eski yazı ile yazılan bu kitabı 2001 yılında İsmail Hacıfettahoğlu Latin harflerine çevirip yayınlamıştır.

Trabzon’un tarihi konusunda çelişkili bilgiler vardır. Bu kentin tarihi, yeterli bilgi ve belgelerle aydınlatılamamıştır. Fetih günü olarak kutladığımız 26 Ekim 1461’in Trabzon’un gerçek fetih günü olduğu da belirsizdir. Zira fetih ordusunda bulunan Vaka-i nüvis Tursun Bey bu olayın tarihini vermez. Bu konuda Trabzon üzerine önemli bir çalışma yapan araştırmacı M. Hanefi Bostan ise Bryer ve Winfield’ın Osmanlı ordusunun takip ettiği güzergâh ve takvime dair bilgilerinden yola çıkarak Trabzon’un fetih tarihi konusunda 15 Ağustos 1461’de ısrar etmektedir. Trabzon’un fethinin yıl olarak 1461 olduğu kesindir.

26 Ekim 1461’i Trabzon’un fetih yıldönümü olarak kutlasak da bu şehrin fethinin ay ve günü konusunda kesin bilgiler mevcut değildir. Bununla ilgili tarihçilerin değişik tarihler söyledikleri bir gerçektir. Bunlardan en enteresanı tarihçi Fahrettin Kırzıoğlu’na aittir. Kırzıoğlu Trabzon’un 15 Ağustos 1461’de fethedildiğini söyleyerek fethe ayrı bir boyut kazandırır. Bunun aksine bugün Trabzon’un fetih tarihi 26 Ekim olarak kabul edilmektedir. Bu görüş tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya aittir. O, W. Miller’i kaynak göstermektedir. Macaristan’daki Venedik elçisine bildirilen bir Venedik vesikası belge kabul edilmektedir.

Trabzon’un fethiyle ilgili olarak değerli araştırmacı-yazar Hüseyin Albayrak da 1995’te bir kitap kaleme almıştı. İkinci baskısı Trabzon Belediyesi Kültür Yayınları arasında çıkan kitap, 98 sayfadan meydana gelmektedir. Albayrak Hoca, kitabını üç bölüme ayırarak oluşturmuş. Birinci Bölüm “Trabzon’un İlk Kuruluşu ve İskânı”, İkinci Bölüm “Trabzon’un Fethi”, Üçüncü Bölüm “Trabzon’da Türk Hâkimiyetinin Kurulması” adlarını taşıyor.

Hüseyin Albayrak’ın merhum Mahmut Goloğlu’nun aziz hatırasına ithaf ettiği “Trabzon’un Fethi” adlı kitabının “Sunuş” yazısını Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu kaleme almış. Bu kitap aslında yeni değil, eserin ilk baskısı 1995’te yapılmış. 2010’daki ikinci baskıda birinci baskının önsözü de yer alıyor. Albayrak bu ikinci baskıya da ayrıca önsöz yazmıştır. Fakat bu ikinci baskının ilk baskıdan daha kapsamlı olduğunu görüyoruz. Zira Albayrak, ilk baskının önüne ve sonuna birer bölüm daha ilave ederek eseri genişletmiştir. Albayrak, bu ikinci baskının Önsöz’ünde Trabzon üzerinde karanlık hesapların yapıldığına işaret ederek Pontus Rum hayallerine karşı okuru uyarıyor.

“Trabzon’un Fethi” adlı kitabın yazarı Albayrak, Trabzon’un ilk yerli halkının ve şehri ilk kuranların Kafkasya üzerinden gelen “Turânî kavim” dediğimiz Türkler olduğunu belirtmektedir. Albayrak’ın eseri resim, fotoğraf ve gravürlerle görsel zenginlik kazanmıştır.

            Trabzon üzerine yaptığı birbirinden güzel çalışmalarla tanınan Hüseyin Albayrak “Trabzon’un Fethi” adlı eserinin sonunda geniş bir Bibliyografya(Kitabiyat) vermektedir. Bu bölümde Trabzon’un tarihi, kültürü ve medeniyetiyle ilgili 124 esere atıfta bulunulmaktadır.

Gençlerimiz yaşadığı kentin tarihini bilmiyor, en kötüsü de bunu bir eksiklik olarak görmüyor. Albayrak’ın “Trabzon’un Fethi” adlı eserini kaliteli bir baskıyla Trabzonlulara ücretsiz sunan Trabzon Belediyesi’ne teşekkür etmeyi bir borç biliyorum.  Bu kıymetli eser üç bin adet basılarak kütüphanelerdeki yerini almıştır. Eseri kaleme alan Trabzon’un saygın araştırmacı yazarı Hüseyin Albayrak’ı yürekten kutluyor, eserlerinin devamını diliyorum

Bu yazı toplam 13471 defa okundu.
 
Paylaş
Tuğrul
Trabzon Fetih
Tarih bilgilerini kaptırırsan böyle konular karışır. Önemli olan bu toprakların artık Türk'lerin olduğu gerçeğidir,değişmez. Ekim'dir ister inanın ister inanmayın. Nasreddin Hoca misali kazanın doğurduğuna inanıyoruz da kazanın öldüğüne neden inanmıyoruz.
13 Kasım 2016 Pazar Saat 10:57
Dr. Özlem Yıldırım
TARİHÇİLER İKİ ÇEŞİTTİR, BİRİ GERÇEĞİ ARAR DİĞERİ KENDİ TARİH YAZAR
Birileri sadece hükümeti savunmak uğruna göz göre göre ihanet içine düşüyor.
İsmail Hakkı Uzunçarşılı'nın sözleri ayet mi?
Şöyle bir internete göz atın, soruyu Yunan'ca, Rusça sorun, yunan - rus sitelerine bakın (15 Ağustos 1461) diye sorsanızda olur, Dünyanın en ciddi tarih kaynağı siteleri ve Yunanistandaki genel kabulün 15 Ağustos 1461 olduğunu göreceksiniz.
Türkler fethi Ay gün ay yazmamış, 1461 olarak kayda almışsa birde tarihi vesikalar var, sefer günlükleri var.
Tarihçi dediğin bir vesika var diye onu kabul etmemeli, şartlarını ve günümüze gelen uygulamaları gözlemlemeli
Başta Çaykaralı Tarihçi Doç. Dr. Hanefi Bostan ve birçok profesör Trabzon tarihi kitapları 15 Ağustos 1461 tarihinin gerçek tarih olduğunu söyler.
Ayrıca Yunan kaynaklarına itibar etmek zorundayız, nedeni onlar Bizansın ve Pontusun hayaliyle yaşıyor, ABD ve Avrupada güçlü dernekler kurmuş davalarını savunuyor, 15 Ağustos 1461 tarihinde ağıt ayinleri yapılıyor, Şimdi sumelada olduğu gibi.
26 ekim tarihini bize dayatanlar ya cahil yada pontusçular nezdinde işbirlikçidir
22 Aralık 2012 Cumartesi Saat 11:55
selçuk
fatih ve fetih
"Bunun aksine bugün Trabzon’un fetih tarihi 26 Ekim olarak kabul edilmektedir. Bu görüş tarihçi İsmail Hakkı Uzunçarşılı’ya aittir. O, W. Miller’i kaynak göstermektedir. Macaristan’daki Venedik elçisine bildirilen bir Venedik vesikası belge kabul edilmektedir." Belge varmış işte, daha neyin kavgası güdülüyor ki ..

ADMİN CEVAP:
Sayın selçuk, araştırma içeriğini detaylı okursanız ve aşağıdaki linkteki doktora tezini okursanız söz konusu venedik mektubunun hiçbir ciddiyeti kalmadığını göreceksiniz.
Ve tarihçilerin neden Venedik mektubuna itibar etmediğini göreceksiniz
http://www.ofhayrat.com/news_detail.php?id=5540
22 Aralık 2012 Cumartesi Saat 05:03
Tüm Yorumları Göster(5)
GEREKLİ SAYFALAR
YAZARLAR
Reklamlar
Reklamlar
SİTE ANKET
Hayratta nüfus artışı olsunmu
Evet iyi olur
Fark etmez
Olmasın sıkıntı olur
Yatırımdan sonra olur
Geri Dönüş imkanı yok
Reklamlar