Dernek yönetimi Batı yapım tarafından çekimi yapılan Kubilay filmi için dernek restoranı, lokali, mescit bölümlerini plato olarak film şirketine tahsis etti. Sokakta kalan müdavimler İSYANDA!!!
Cumhuriyet devrimleriyle yurdun birçok bölgesinde başlayan ayaklanmalar bir iç savaşa dönüşmeden kanlı bir şekilde bastırılmıştı,
Bu isyanlar Din elden gidiyor, yapılan devrimler kabul edilemez gibi gerekçelerle karşı taraftar bulurken, devlet güçleri ile isyancılar arasında çıkan çatışmalarda kardeşler kardeş kurşunu ile ölüyolardı.
Bilhassa Harf ve Şapka devrimleri büyük tepki almıştı, Bu başkaldırda doğu Karadeniz bölgesinde büyük olmasada kısmi ayaklamalar çıkmış, askeri kuvvetlerce bastırılan ayaklanmalar sonucu bölgenin önde gelen liderlerinden birçok kişi suikastler ve idam kararları ile öldürülmüştür.
Bu isyanların biride Manisa Menemende ortaya çıkmış, Çıkan çatışmlarda Teğmen Kubilay isyancıların kurşunu ile hayatını kaybetmişti.
Bu konu söz konusu filimde, konu alabildiğine abartılarak adeta bir kesimi kışkırtma senaryosu olarak işlendiğini fimin tanıtım yazılarından okuyoruz.
Konuyu bu denli çarpıtan bir senaryo ile çekilen, tarihsel olmaktan uzak malüm bir miyonun ajitasyon kokan bu filmin Of -Hayrat derneği lokallerinde çekiliyor olması, Bu filmin çekimine müsaade eden dernek ve vakıf yönetiminin tarih içinde önemli şekilde sorgulanacağına inanıyoruz.
Filmin çekimi dernek merkezimizde, Restoran, Lokal ve mescidinde gerçekleştirildi
Çekimlerin birkaç gün süreceği haberiyle morallari iyice bozulan dernek müdavimleri sokakta kalarak isyan ettiler.
Film yapılmcısı Batı yapım filmleri: Yahşi batı,
Kubilay filminin ekip ve senaryo özeti:
Filmin Yönetmeni:Zeki Akıncı-F.Ahmet AKINCI
Filmin Yapımcısı: Batı Yapım Kültür Sanat Org.Tic
Filmin Senaristi: F.Ahmet AKINCI
Senaryo Danışmanı: Turgut ÖZAKMAN
KUBİLAY SİNEMA FİLMİ
Kategori:Eğlence ve Sanat - Filmler
Açıklama:"KUBİLAY" (SİNEMA FİLMİ)
1920 de TBMM nin kuruluşu Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyeti anlattığımız filmde TBMM ne Cumhuriyete Atatürk devrimlerine karşı yapılan ayaklanmaların konu aldığı "Kubilay" adlı sinema filmimizde Anzavur Ahmet isyanı, Konya Delibaş Mehmet isyanı, Çopur olayları , Şeyh Sait isyanı yer alacaktır. Film 1930 da Kubilay'ın gerici yobazlar tarafından katledilmesiyle sona erecektir .
TBMM ‘sinin kurulmasında saltanat ve tarikatlar rahatsızdır. Kışkırtmalar ve ayaklanmalar başlar. Anzavur Ahmet isyanları ,Çopur olayları ve Konya Delibaş Mehmet ayaklanmaları 1920’lerin önemli ayaklanmalarındandır.
1920 de İzmir öğretmen okuluna giden Kubilay 1922 de Bursa öğretmen okuluna gider Buradaki öğretimi sırasında öğretmenlerinin taktirini alan Fehmi Kubilay’a Mustafa adı verilir o artık Mustafa Fehmi Kubilay’dır.
29 Ekim 1923 Cumhuriyet kurulur. 3 Mart 1924 tarihinde Halifelik kaldırılır. Halifeliğin kaldırılmasından dolayı ayaklanmalar çıkar. Bunların en büyüğü şeyh Sait isyanıdır.
25 Kasım 1925 tarihinde ve Kastamonu’da şapka ve kılık kıyafet devrimini yapan Mustafa Kemal 30 Kasım 1925 de tekke ve zaviyeleri kapatır.
1926 yılında Bursa Öğretmen okulundan mezun olan Mustafa Fehmi Kubilay Aydın’da okuduğu İlkokulda öğretmenliğe başlar.Mustafa Fehmi Kubilay aynı okulda tanıştığı meslektaşı Vedide hanımla evlenir.
1 Kasım 1928 tarihinde harf devrimi çıkar. Baş Öğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde bütün Anadolu’ya yayılan harf devriminin Mustafa Fehmi Kubilay ve Vedide Hanım da birer parçasıdır.
1929’un Haziran ayında Mustafa Fehmi Kubilay ve Vedide hanımın Vedat adını verdikleri oğulları dünyaya gelir. Vedat dünyaya geldikten kısa bir süre sonra Kubilay ve Vedide hanım ayrılırlar Kubilay askerliğini yapmaya Vedide hanım’da Gönen’e gider.
Şeyh Esat ve Laz İbrahim hocanın yardımı ile her geçen gün güçlenen Derviş Mehmet arkadaşlarıyla birlikte müritlerinden Sütçü Mehmet’in köyü olan Bozalan’a giderler. Burada zikir edip taraftar toplayan Derviş Mehmet, mehdiliğini de bu köyde açıklar.
Mehdi Mehmet ve arkadaşları 22 Aralık gecesi Menemen’e yola çıkarlar sabah namazı vakti müftü camisine gelirler, altı kişilerdir. Dördü silahlıdır. Tatlıcı Hüseyin Müftü camisindeki sancağı alıp, cemaate Derviş Mehmet’i methi olarak tanıtır ve hitap edeceğini söyler.
Mehdi Mehmet kendisinin dini temsil eden Mehdi olduğunu Cumhuriyet i yıkıp yerine şeriatı kuracağını 70 bin kişilik İslam ordusunun Menemen’i kuşattığını sancak altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini söyleyip sancağa alıp cemaat ile camiden çıkarlar.
Tekbir getirerek Gazez Camii ve hükümet binasının arasındaki meydana gelirler. Her geçen dakika sayıları artmaktadır. Cumhuriyet ve Mustafa Kemal aleyhine sloganlar atıp tekbir getirmekte ve zikir etmektedirler.
Jandarma yüzbaşısı Fahri Bey olaya müdahale edip, dağılmalarını istesede grup dağılmayıp, Atatürk ve Cumhuriyet karşıtı eylemlerine devam eder. Sloganlar atarak zikirler çekerler. Yüzbaşı Fahri Bey durumu 43. piyade alayına bildirir.
Albay Nedim Bey askerleri ile birlikte sabah eğitimine çıkmaya hazırlanan Mustafa Fehmi Kubilay’ı görevlendirir. Kubilay’a bu görevi vermesinin en büyük nedeni Kubilay’ın Menemen de öğretmenlik yapması ve Menemen i tanımasıydı.
Kubilay askeri ile birlikte olay yerine hareket eder zaman kazanmak için yamaçları ve kestirme yolları kullanırlar. Kubilay ın silahı askerlerinde gerçek mermileri yoktur. Askerlerin silahlarında eğitim mermisi vardır.
Kubilay askerlerini bekletip kendisi Mehdi Mehmet’in yanına varır. Kan dökülmeden derhal bu eylemin bitmesini ister. Mehdi Mehmet Kubilay’a bir el ateş eder. Omzundan yaralanan Kubilay yere yıkılır. Kubilay’ın emrindeki askerler ateş etmeye başlar. Ancak silahta gerçek mermileri olmadığı için Mehdi Mehmet ve arkadaşları zarar görmezler. Mehdi Mehmet ben mehdiyim görüyorsunuz Cumhuriyet kurşunu bana işlemez der.
Yaralı Kubilay ayağa kalkar, Gazez camii avlusuna sığınır. Şamdan Mehmet ve Derviş Mehmet Camii avlusuna giderek Kubilay’ın başını keserler. Kesik başı sancağa dikmeye çalışırlar. Beceremeyince kesik başı getirilen bir iple sancağa bağlarlar.
Olayların üzerine gelen bekçi Şevki, ateş eder. Eylemcilerin birini yaralar ancak eylemcilerin açtığı ateş sonucu şehit olur. Arkadaşının yardımına gelen bekçi Hasan da şehit olur.
Yüzbaşı Ragıp emrindeki 43.piyade alayı askerleri olay yerine gelir, Teslim ol çağrısına biz mehdiyiz bize cumhuriyet’in kurşunu işlemez derler. Yüzbaşı Ragıp ateş emri verir. Açılan ateş sonucu Mehdi Mehmet ve 4 arkadaşı olay yerinde ölür. Grup dağılarak kaçar. Kaçanların hepsi tek tek yakalanır.
Yapılan yargılamada 28 kişi idama mahkûm olur ve 3 Şubat 1931 de Kubilay’ın şehit edildiği yerde infaz edilirler
Alev CUKURKAVAKLI
Görüntü Yönetmeni: İlkay IŞIK
Müzik: Cahit BERKAY
Yardımcı Yönetmen: Dudu Elif KONUK
Reji Asistanı: Yüksel KAY, Onur KULAKOĞLU,
Kerim Kurt
Işık Şefi: Çetin DEVRİM
OYUNCULAR: Arda KURAL, Ünsal EMRE, Selehattin TAŞDÖĞEN, Özcan VARAYLI, Numan ÇAKIR, Muhittin YEŞİLOVA, Anıl YILDIZ, Bülent YAŞIK, U.Galip KAYALI, Çetin YELTEKİN, Ve Nevin YILMAZ

BİR BAŞKA AÇIDAN MENEMEN OLAYI:
Kubilay Olayı Üzerinden İslam Düşmanlığı
Olay Menemende’de cereyan ettiği için ‘Menemen hadisesi’ olarak tarihe gecen olay 77 yıl önce meydana geldi. Yaşanan olayda Kubilay’ın şehit edilmesiyle olaylar alevlendi. Askeri birliklerin olaya hakim olmasından sonra Divan-ı Harp Mahkemesi’nde 37 kişinin idamı ve 41 kişinin çeşitli cezalara çaptırılmasıyla sonuçlandı. Kimilerine göre olayın perde arkasında siyasi bir oyun vardı. Cumhuriyeti koruma adına belli çevrelere göz dağı vermek için özel hazırlanmış bir senaryo idi. Amaç başarısız bir ayaklanmayı sahneleyerek herkese hattini bildirmekti. Yani bu görüşü savunanlara göre olay bir tezgah. Bu iddiayı savunanlar 1930 yılında Fethi (Okyar) başkanlığında kurulan “Serbest Cumhuriyet Fırkası/Partisi” irticâ ithamıyla kapatılmış, böylece “Cumhuriyet Halk Fırkası” yani CHP iktidar rakibinden kurtulup rahatlamıştı. Partinin kapatılmasına sebep gösterilen olaylar ve bir tek sanıkta yoktu. CHP’nin tek Parti dönemine muhalefet olacak ve iktidar şansı çok yüksek olan Serbest Fırkanın kapatılmasından 35 gün sonra Menemen olayının cereyan etmesi düşündürücüdür. 23 Aralık 1930 Salı günü İzmir’in Menemen ilçesinde sahneye konan bu siyasi oyun yakın tarihimize “Menemen irticâ vak’ası” veya “Kubilay olayı” diye geçti ve o günden bugüne bu olay bir İslam karşıtlığı ve Müslümanları karalama kampanyasına dönüştürülüyor.
“irticâ hortladı”, “Cumhuriyetin kazanımları elden gidiyor” feryatları ile TV programlarında tartışmalar kırla gidiyor.
Olayın bilinen ve bilinmeyen yönleri var. Olayın üzerinden 77 yıl geçmiş olmasına rağmen sır perdesi hala aralanamamıştır. Cumhuriyeti koruma adına bilgi ve belgeler yok edilmiş. Olayın failleri ortadan kaldırılmış. Kubilay bu olay vesilesiyle sempolleştrilmiş. Bir avuç kendini bilmezin (ki bunlar oyunun figüranlarıdır) gerçekleştirdiği bu eylemden tüm Müslümanların sorumlu tutulması ile bilinçli bir şekilde inançların hedef gösterilmesi üzücü ve tehlikeli bir gelişmedir. Şimdiye kadar görgü tanıklarından elde edilen bilgilere göre olayın failleri bir grup esrarkeş. Yani din maskeli bu grubun dindarlıkla veya Nakşibendilikle bir alakası olmadığı, Yakalandıklarında ceplerinden esrar çıktığı, görgü tanıkları ile yakın tanıdıklarının ifadelerinden anlaşılmıştır.
Olay şöyle gelişmiş;
İş bu oyunun başaktörü Derviş Mehmed adında biri idi. Yardımcıları ise: Şamdan Mehmed, Sütçü Mehmed, Emrullah oğlu Mehmed ve nalıncı Hasan’la Ali oğlu Hasan’dan oluşan 6 kişilik grup 23 Aralık 1930 Salı günü sabah namazı vakti Menemen’e varırlar. Kesekköyü Camiine girerler ve minberdeki sancağı alıp, o zamanki hükümet, şimdiki Belediye meydanında bulunan Gazaz Camii önüne dikerek Tekbir getirmeye başlarlar! Namazı eda edip çıkan cemaatin şaşkın bakışları arasında Tekbir getiren bu grubu temsilen Derviş Mehmed konuşmaya başlar. Kendisinin Mehdi olduğunu, son Halîfe Abdülmecid Efendi’nin hududa geldiğini, Menemen’in yetmiş bin kişi tarafından sarıldığını, herkesin sancak altına toplanıp “Şeriat istiyoruz” söylemelerini ister.
“Şapka giyen kafirdir, din elden gidiyor, saltanatı geri getireceğiz” diyerek bir isyan hareketi başlatmak isterler. Menemen’de yedek subay öğretmen olarak görev yapmakta olan Kubilay bu hareketi bastırmak için bir manga askerle olay yerine gelir. Askerlerin yanından ayrılarak tek başına grubun arasına girip teslim olmalarını ister. Aralarından biri ateş ederek Kubilay’ı yaralar.
Yaralı Kubilay’ın başını kesen din maskeli caniler, başını sancağın tepesine bağlarlar. Bu aşamada askeri birlikler yetişir ve olaya hakim olur. Olayın şekli ve sonrası yaşananlara bakıldığında bir siyasi oyunda olabilir, fanatik kendini bilmez bir grubun ferdi girişimi de olabilir.
Kim ne için yaparsa yapsın, hangi amaca hizmet için olursa olsun, her şeyden önce küstahça bir saldırıdır ve nefretle kınıyorum. “Yabancı güçlerin desteklediği Cumhuriyet düşmanı, gerici, yobaz bir tarikat tarafından organize edilen bir başkaldırı hareketi” olayı gerçekleştiren grup bu ifadelerle tanımlanıyor. Eğer iddialar doğruysa, bu olayı nefretle kınamak yetmez. Çünkü ; Cumhuriyet ve kazanımları tüm milletimizindir. Ordumuzun her mensubu bizimdir. Cumhuriyetimize ve Ordumuzun mensuplarına yapılacak, her saldırıyı biz, Milletimizin kendisine yapılmış kabul ederiz.
Ben Müslüman’ım diyen, hiçbir Türk vatandaşı, bu saldırıyı kabullenmesi veya takdir etmesi asla söz konusu olamaz. Mensubu olmakla şeref duyduğumuz, dinimiz İslam’da, insanları öldürmek suçtur, haramdır. Hele hele dış güçlerin beslemesi olanlar ise asla Müslüman olamazlar.
Ancak, Menemen olayı bahane edilerek İslam’a saldırılması ve Müslümanlar aleyhinde bir karalama kampanyası sürdürülmesi o, cinayet kadar tehlikelidir. Bunu yapan ve yaptıranların ise cinayeti işleyen ve işleten karanlık kafalardan hiçbir farkı yoktur.
Milletin kafasını karıştırmak için fitne ateşine odun taşıyanlar var. Ülkemizdeki güzel gelişmelerden rahatsız olanlar, geçmişte işlenen adice bir cinayetin üzerinden bu ülkenin seçilmişlerine saldırmaktadırlar.
Bazı siyasiler ile bazı basın kuruluşlarının öncülük ettiği bu karalama kampanyasında milletin seçtiklerine ağır hakaretler yapılıyor. Bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanını Menemen cinayeti ile ilişkilendirecek kadar küstahça bir yaklaşım sergilenmesi toplumsal barış acısından son derece tehlikeli olduğu kadar küstahça bir harekettir.
Bu konuda Cumhuriyet adlı gazetenin manşetine taşıdığı “Kubilay a Layık Olmak...” başlıklı yazıda yer alan şu cümleleri ibret olması için aynen naklediyorum.
“Bugün bile (aradan yaklaşık seksen yıl geçmesine karşın) yabancı odaklardan destekli dinci-İslamcı siyasal akımların ve kanlı gerici saldırıların yaşandığı bir ülke olmaktan kurtulabilmiş değiliz. Nakşibendi tarikatının siyasal iddiası ve devleti ele geçirme yolundaki örgütlenmesi tasfiye edilemedi, bugüne dek süregeldi.
İktidardaki partinin, hükümetin ve Çankaya nın takıyyeci olduğu iddiası ciddi kaygılar yaratmaktadır. Kaygıları besleyen kanıtlar dünden bugüne uzanıyor ve yoğunlaşıyor”
Bu iddiaların belgeleri yoksa bu gazete ve yöneticileri suç işliyor demektir. Çünkü bu iddialar çok ağır hakaretler içermektedir. Bu yaklaşım ve girişimler ülkeye hiçbir şey kazandırmaz çok şey kaybettirir. Bizi biz yaban değerleri küçümsemek ve karalamak kimseye fayda sağlamaz. Birileri kutsallarını aştı deye, biz aşmak zorunda değiliz. Birileri istiyor diye inançlarımızdan da vaz geçecek değiliz. Herkes aklını başına almalı ve birbirinin düşüncesine saygılı olmalıyız. Asılsız iddialarla kitleleri yanlış yönlendirmek bölücülük kadar yanlış ve tehlikelidir. Bu milletin inançları ve değerleri bellidir. Bunları yaşamak ve yaşatmak bu milletin hakkıdır. Bu değerleri istismar ederek cinayetler işleyenler, Cumhuriyet düşmanlığı yapanları bu değerlere mensup olan Milletimiz tarafından her zaman kınanmıştır. Onlarla bu milletin değer verip seçtiklerini ayni kefeye koymak bana göre bir ihanettir.
Mehmet Koçak
27.12.2007
Bu yazı toplam 86 defa okundu.