OF-HAYRAT ÇEVRESİ KÖYLERİ DERNEKLERİNİN 25.01.2003’TE İSTANBUL FATİH BELEDİYESİ ZÜBEYDE HANIM KÜLTÜR MERKEZİNDE DÜZENLEDİĞİ  PANEL NOTLARI

XV.YÜZYILA KADAR TRABZON-OF-HAYRAT ÇEVRESİNDE KÜLTÜREL, TARİHSEL GELİŞMELER

                                                                                        Haşim ALBAYRAK

                                                                                                                        Araştırmacı-Yazar (*)

         İlkçağ Doğu Karadeniz bölgesi incelendiğinde “Trabzon’u ilk kuranlar Yunanlılardır”

sözünün yanlışlığı ortaya çıkar.Ancak onlar Trabzon’a gelmeden önce de buralarda insanlar yaşamakta idiler.Anadolu’ya Kafkasya’dan gelen Hurriler,Anadolu’nun en eski kavmi olarak ortaya çıkar.Hurriler,öncelikle Doğu Karadeniz bölgesinin doğusuna ve Kafkasya’ya hakim olarak güneye doğru inmişler ve güneydoğuda teşkilatlanarak Mitanni imparatorluğunu kurmuşlardır.Hurrilerin Doğu Karadeniz’deki etkinlikleri M.Ö.2000 yıllarından öncedir.Yine M.Ö.2000 yıllarından önce Doğu Karadeniz’de yerleşim yeri ve köy adları verebilecek kadar etkin olan Luviler yaşamışlardır. İlkçağda belli bir ırk kavramı yoktu.Bir arada,boylar halinde yaşayan insanlar vardı.Doğu Karadeniz’e gelen bu ilk insanlar,Doğu Karadeniz’in coğrafi özelliklerinden istifade etmişlerdir. Zaten o dönemlerde insanlar,ilkçağın ilkel yaşantısına uygun olan yaşayabilecekleri yerleri bulmak zorunda idiler. İlkçağ ortamına göre insanların yaşayabilecekleri şartlar arasında öncelikle geçimlerini sağlayacak tarım ve hayvancılıkla ilgili arazi, maden yataklarının işletilmesi gibi ekonomik faaliyet alanları, insan yaşayışının temel maddelerinden olan suya yakın olma, stratejik açıdan güvenli konumda olması, ulaşımın kolay olması gibi özellikler bir araya gelerek yerleşim yerleri kurulmuştur.Yerleşim yerlerini kuranlar kendi dillerinde, kurdukları yerlerin özelliklerine veya kuranların özelliklerine göre yer adları verilir.Doğu Karadeniz bölgesindeki Trabzon, Samsun, Amasya, Giresun, Ordu’nun eski ismi olan Kotyora, Sümela gibi isimler Yunanca olmayıp Luvice diye bir dil olduğuna göre demek ki bu bölgede ilk yerleşim yerlerini kuranlar Luvilerdir diyebiliriz. Luviler,Anadolu’da Hititlerden önce yaşamış bir kavim olup Hititçe dili üzerinde etkili olmuştur.Of’ta Hititçe’de yerleşim yeri olarak Samri ve Zisno gibi yer adları da vardır.Luvice adların köy adlarına indirilmesi ile çalışmalar tarafımdan devam etmektedir. Bunların sonuçları daha sonra açıklanacaktır.

    Biz yine köy adları üzerinde durmaya devam edelim.1933 yılındaki Dahiliye Vekaleti’nin Mahalli İdareler Umum Müdürlüğü’nün kayıtlarına göre Doğu Karadeniz’de Trabzon, Rize, Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Giresun ve Ordu illerinin bütün kasaba ve köy listeleri taraması yapılmış ve bu isimler liste olarak dillerinde uzman olan kişilere okutularak Yunanca,Pontusça, Gürcüce, Rusça, Kırgızca,  Ermenice ve Laz’ca taraması yaptırılmış ve bunlardan çıkan sonuca göre yaklaşık 2000 eski köy isminden ancak 75 tanesi yukarda sayılan dillerden çıkmıştır.Gerisi Osmanlıların kullandığı Arapça,Farsça ve çeşitli Türkçe versiyonları ile Yunanlılardan önceki Anadolu’da kullanılan eski dillerden olduğu anlaşılmıştır.Biraz daha ayrıntıya kaçarsak yukarda belirtilen yedi ildeki yaklaşık 2000 köy içinde 21 köy adının Ermenice, 3 köy adının Laz’ca, 23 köy adının Gürcüce, 4 köy adının Rusça olduğu ortaya çıkar.Bölgenin Yunan kalıntısı olduğunu iddia edenler için söylüyorum.2000 civarındaki köy adından sadece 18 adeti Rumca, 5 adeti Pontus Rumca sı olarak imza altına alınarak belgelenmiştir.Üstelik Rumca yada Pontusça denilen köy adları içinden bazılarının diğer dillerde geçtiği ortaya çıkmaktadır.Örneğin Pontusça ad olarak imzalanan Alano adının  başka bir kaynakta Ala= at, ona = yer, ve Alano = atların yetiştiği yer olarak Laz’ca da geçmektedir.Bu duruma göre Bizans döneminde Lazların at yetiştirmeye uygun bir yer olarak Alano’ya yerleştiği görülmektedir. Yani Alano hem Lazca’da hem Pontusça’da bulunmaktadır.Aynı şekilde Anna, Tamara İstavri gibi köy adları dil ile ilgili olmayıp din ile ilgili olduğundan aynı dindeki Rum, Rus, Gürcü halklarının dillerinde isim olarak geçmektedir.Bunlar eklendiğinde Rumca kelimelerin daha da azaldığı ortaya çıkmaktadır.Bunu Rumca’nın daha çok olmasını ister görünümünde olanlarla tartıştığımda bana “zamanla Rumca isimler kelime yada harf değişimine uğramışlardır görüşünü ortaya koymaktadırlar.Bunlara cevabım Yunanlılardan binlerce yıl evvel buralara gelip isim veren halkların koydukları isimler günümüze ulaşabiliyor da onlarınkiler neden ulaşamıyor sorusu olmuştur.Bunu köy adları ile ilgili bir toplantıda tartışmak gerek.Böylelikle daha orijinal gerçeklerin ortaya çıkacağına eminim.Bir başka ilginç tespit ise İşkenaz sözünün Rumca olmadığıdır.Yunanlılardan önce Doğu Karadeniz’e Aşkenaz deniyordu.Farsça ağırlıklı bir kelime olan bu kelimeye bakıldığında ve M.Ö.550 yıllarından önce Doğu Karadeniz bölgesi Perslerin 19.satrabı olduğuna göre bu adı Farsça’da aramak gerekir.Özetle söylemek gerekirse Yunanlı koloniciler gelmeden  yüzyıllar önce bölgede insanlar yaşıyordu.Bu insanların Hurri, Luvi ve Hitit olması muhtemeldir.Çünkü bu konuda kesin bir bilgi yoktur.Ancak yerleşim yeri adlarına bakılırsa Luvi olmaları ihtimali daha çoktur.Tarihi kayıtlar, yaşayış biçimleri, yayılma alanları, dilleri incelendiğinde Luvilerin Türk olma ihtimalleri çok büyüktür.Ancak kesin Türk’tür sözünün denilmesi henüz mümkün değildir.   

     Yunanlılar geldiklerinde bölgede kendilerine kendilerinin ya da Yunanlıların Mosk, Tibaren, Mar gibi isimler denen kavimler vardı.Kafkasya’dan gelen bu kavimlerin buralarda kıyılarda tarım ve balıkçılık, içlerde demircilik ve madencilik ile uğraştıkları bilinmektedir ( 1 ).Bu konuda dünyada hakli bir üne sahiptirler.Üstelik dünyadaki madencilik ile terimlerin çoğunun bu bölgenin yerli lisanından çıktığı bilinmektedir ( 2 ).

     Bölgemiz ile ilgili bir efsane olan ünlü “Argonatlar Seferi” ile ilgili efsanede bölgenin aşırı zengin ve doğal zenginlikleri “Altın Post” şekline büründürülerek Yunanlı maceracıların bunları nasıl elde ettikleri anlatılmaktadır.

     Anadolu’da Bilge Umar’ın “Yaban Sürüleri” dediği ve M.Ö. XII.yüzyılda batıdan geldiği ileri sürülen istila ve yağmacılık hareketleri sonucunda Hitit İmparatorluğu yıkılınca, bu imparatorlukta sağ kurtulabilenler kaçmak zorunda kalmıştır.Kaçanlar genelde kuzeye ve güneye gitmişlerdir.Güneye gidenler oradaki Mezopotamya medeniyetindeki devletler içerisinde kalmışlar,arada erimişler, bazıları belli bölgelerde toplandıklarından “Genç Luviler” denen şehir krallıkları kurmuşlardı.Ancak kuzeye gidenler, buralarda devlet olmaması ve buraların dağlık yapısı nedeniyle güvende olmuşlardır.Dolayısıyla bölgeye Luvi ve Hitit adlarının kalmasının nedenlerinden birini ancak bu olayla açıklamak mümkündür.Sadece Of ilçesi ile ilgili olarak Boğazköy’deki Hitit metinlerinde geçen yer adları arasındaki Zisno ve Samri’nin günümüzde bile devam etmesi bu düşünceyi doğurur ( 3 ).Yaklaşık beş yüz yıl süren bu istila hareketine “Anadolu’nun Karanlık Çağı” denilmektedir.Bu konu ile ilgili olarak Bilge Umar’ın Yaban Sürüleri adlı konuya bakılmalıdır.

     Sonuç olarak bölgemize Yunanlılar gelmeden önce bir çok topluluk vardı ve gayet zenginlik içerisinde yaşıyorlardı.Bu toplulukların Proto-Türk olmaları muhtemeldir.Gürcü ırkı ise Gürcü ilim adamları her ne kadar iddia etseler de bu dönemlerde henüz ırk olarak teşekkül etmiş değildi.Aynı şekilde Ermeni ırkı da henüz teşekkül etmemiş idi.Bu nedenle onları Doğu Karadeniz’in kurucuları arasında göstermek yanlış olur.

      KOLONİZASYON DÖNEMİ

        Anadolu’da “Karanlık Çağ”ın bittiği dönem ile birlikte yeni oluşumlar ortaya çıkmaktadır. Yunanlılar,Anadoluluların son kalesi olan Truva kentini hile ile de olsa aldıktan sonra, Anadolu’nun Ege kıyılarına yerleşmeye ve burada koloni şehirler kurmaya başlamışlardır. Yunanistan’a bağlı olarak kurulan bu şehirler zamanla bağımsız şehir devletleri olurlar.Bu şehir

info@ofhayrat.com