|
|
YAZMAK
İzin verilenleri, doğru bilinenleri, hak edilenleri,
hissedilenleri, kalpten gelenleri yazmak.
Kalp diliyle konuşulanları yürek kalemiyle, gönül ehlinden,
gönül kulağıyla duyulanları, mânâ âleminde yaşananları yazmak.
Ya da, şeytani ve malayani değerleri yazmak..!
Yazmak; önceden yazılanların, önceden okunanların tekrarı
mıdır acaba?
Yazmak; beyine yüklenmiş olumlu veya olumsuz bilgilerle, kalbe
yüklenmiş sevgi veya nefretlerin sunumu mudur acaba?
Yazmak; bilgi ve duygu gösterisi mi acaba?
Hani insan, bildiğine efendi, bilmediğine köledir ya! Hani
insan, bildiğine dost, bilmediğine düşmandır ya!
Yazmak; dostluğun veya düşmanlığın ispatımıdır acaba!
Yazmak; yazanın muhataplarına; “Ben buyum, işte huyum, işte
suyum” diyerek kendini sunması mıdır acaba?
Hakk’ı ya da batılı, Rahmani ya da şeytani değerleri yazmak.
Hissederek yahut mantıkla yazmak.
Gördüğünü, duyduğunu, ya da içinden gelenleri yazmak.
Yazmak, kalemle konuşmak mıdır acaba?
Yazmak iç âlemi dış âleme sunmak mıdır?
Yazmak, konuşarak söylenemeyenlerin söylenmesi midir acaba?
İlhami Beyin ziyaretini anlatmak mı yazmak? İlham edilenleri,
ilham alanlara sunmak mıdır yazmak?
Sorumluluk bilinciyle yazmak. Önce kendine soru sorarak
yazmak.
İnsan olmanın bilinciyle yazmak. Her insanın yazılandan
insanca faydalanması için yazmak. Yazmanın bilinç ve şuuru ile
vebaliyle yazmak.
İftira ederek, karalayarak veya çamur atarak yazmak!
Hayırlı ve güzel olanları yazmak.
Kusur arayarak yazmak, hüner arayarak yazmak, ne aradığını
bilerek yazmak.
Tenkit ve tahkir ederek değil, yapıcı eleştirilerle, gönül
alarak yazmak.
Kaderi ben yazarım diyerek değil, kaderi ben ancak yaşarım
diyerek yazmak.
Başka yazanların yazısından istifade ederek yazmak.
Kendi izini bırakacak şekilde yazmak.
Hırsızlık yaparak yazmak, izin alarak yazmak.
Boşuna dememiş eskiler;
“Cahil ile sohbet etmek, zordur bilene.
Cahil; ne gelir ise söyler diline!
Alim ile sohbet edersen alırsın mertebe;
Cahil ile sohbet edersen, dönersin merkebe!” diyerek yazmak.
Yazdın da ne olmuş..! Yazsan ne olacak sanki!? diyenlere inat
yazmak…
Vebal taşıyarak yazmak… Yaraları kaşıyarak yazmak…
Ölü üzerinde elbise prova ederek yazmak… Oburlara hitap ederek
yazmak… Öbürlerine hitap ederek yazmak…
Oburları, öbürlerinden ayıran şey; Besmele çekmesini
bilmeyişleridir diyerek yazmak.
Menfaat için yazmak, merhamet için yazmak.
Öğrenmek için yazmak bir dilekçe gibi, öğretmek için yazmak
bir kitap gibi…
Efendice yazmak, efece yazmak. Kalemle yazmak, kılıçla yazmak.
Öncelikleri ve incelikleri bilerek yazmak, dileeen sende,
adaaam sende diyerek yazmak.
Kendine soru sorarak sorumluca yazmak, başkalarına soru
sorarak sorumsuzca yazmak.
Ne yazarsak yazalım, mutlaka bir okuyanı bulunur diyerek
yazmak. Beş N, bir K, formülüyle yazmak.
“Ne yazalım, ne zaman yazalım, nasıl yazalım, neden yazalım,
nereye yazalım, en önemlisi de kime yazalım?” diyerek yazmak.
Yazdıklarımıza muhatap arayarak yazmak!
Ben göremiyorum. Peki, siz muhatabınızı görebiliyor musunuz?
Ne de olsa yaşlandık ancak, ben yaşlıyım ama ihtiyar değilim
diyerek yazmak.
Gönül yaşıyla yazmak veya beden yaşıyla yazmak.
Severek ve sevdalanarak ama sızlanmadan yazmak.
Karşılık gören veya görmeyen aşıklar gibi yazmak...!
Yazmak nedir sizce? Harf ve kelimeleri dillendirmek mi,
kelimelerin üstüne binip de seyahat etmek mi?
Sağlıklı ortamlarda seyahat edenlere selam olsun.
Selam, yazısı güzel olan, yazdıklarıyla nur saçanlara olsun.
Başkalarını ve bulundukları ortamı kirletenler bizden uzak
olsun…
Selam kalbi nurlu, yüzü nurlu, kalemi nurlu, sözü nurlu
insanlara olsun…
Huzurlu çalışma ve yaşam seminerleri için bizimle, aşağıdaki
adresten iletişim kurabilirsiniz. Tel.; 0532. 261 01 47
Unutmayın sizlere; mahireyuboglu@hotmail.com kadar da yakınız.
Mahir Eyüboğlu
Eğitimci-İletişimci-Yazar
19. Ocak 2008 |
|
|
|
|
|
|