.
   KEŞİF ZAMANI

Her millet kendi insan tipini oluşturmaya mecburdur. Her aile de öyledir. O zaman ilişkiler memnuniyet frekansından ses verir. Ortak bir ses yakalayabilmek hiçbir devirde mümkün olmamıştır. Farklı insan tiplerinin varlığını da kabullenmek zorundayız.
Ancak temel değerleri sağlam olan insanlar, kırılma noktalarından fazla etkilenmezler. En tehlikeli etkileşim, temel değerlerin zayıfladığı noktada başlar. O zaman kırılma noktasından büyük çatlaklar meydana gelir.
Müslüman Türk insan tipi ne ve nasıl olmalıdır? Şu andaki medyanın yarattığı insan tipi, Müslüman Türk insan tipi veya modeli midir? Peki, dünya insan tipini, böylesine çelişki ve çatışmalar varken nasıl belirleyebiliriz?
İlla tek tip bir dünya insan tipi mi olmalıdır?
Milet olmanın, bir millete ait olmanın, bir aile olmanın ve bir aileye ait olmanın alt yapı değerleri nelerdir?
Bir millet bağımsız değilse kendi öz değerlerini koruması mümkün değildir. Bağımsızlık, sosyal ekonomik, kültürel ve siyasi boyutuyla ihtiyaçtır. Sosyal bağımsızlığınız yoksa kültürel bağımsızlığınız da yok demektir. Ekonomik bağımsızlığınız yoksa sosyal ve kültürel bağımsızlığınız da yok demektir.
Her basımsızlığın, olmazsa olmaz bir alt ve bir de üst yapı değerleri vardır. Alt yapı değerleri, milletin ister icraata koysun isterse koymasın, manevi değerleridir. İmani değerleridir.
Bir insan ki, imanı var icraatı yoktur. Maneviyatını icraata koyamıyordur. Kendini suçlu veya günahkâr da hissedebilir. Ama manevi değerlerinin hakir ve küçük görülmesine veya gösterilmesine asla tahammül edemez, etmez.
Alt yapı değerlerinde meydana gelen yozlaşmalar veya yok olmalar insana önce anne babası vasıtasıyla yüklenir.
Eğer bu yüklenme anne babadan alınmazsa, yakın çevreden veya özenilen insanlardan alınır. Bu kademe-kademe genişler.
Birey kendini sorgulamaya aldığı zaman durur. Birey kendiyle hesaplaşmaya başladığı zaman yeni bir sayfa açılır.
Bu sefer boş yaprakları doldurmak adına yeni arayışlar başlar. Dinlerken dinlendiği veya dinleneceğine inandığı insanlarla ilişkiye girer. Nefis âleminden gönül âlemine geçmeye başladıkça, kendinde hissettiği mutluluğun değişim rüzgârlarıyla farklı mekânlarda gezinmeye başlar.
Her yenilenme ve yenileme, o insana yeni bir mutluluk heyecanı katar. Pozitif değer yüklü mutluluk heyecanlarıyla dolu olan insan, kendini ve başkalarını sevmeye başlar.
Sevgi ağacı kök salmaya başladıkça sevgi meyveleri çoğalır. En güzel meyvelere ulaşmak için farklı dallara tutunmaya başlar. Her tutunuş yeni bir yükselmenin işaretidir.
Maneviyatsız geçen ömür, bir düşüştür. İnsan kalbinin onaylamadığı ve desteklemediği bir düşüş… Düşen insan, düşme anında hiçbir dala şuurla tutunamaz.
O zaman, nice istenmeyen çarpmalar ve kırılmalarla karşılaşılır.
Acılar içinde kıvranan bir insan ve insanlardan oluşan bir nesil. İşte toplum şu anda bu manzara içinde.
Meyvelerinden yiyip beslenmek için hedef koyduğu manevi bir yükselme aşkı yok. Manevi liderinden habersiz, cıvataları gevşemiş, ne zaman kaza yapacağı belli olmayan madde dünyasında yolculuk yapıyor.
Yol var, yolcu var, yolculuk devam ediyor. Yol işaretlerine dikkat edilmediği için yolun sonu nereye varır, kimse hesaplamıyor.
O nedenle gençlik, günü-birlik yaşıyor ama günü “dirlik (huzur)” içinde yaşayamıyor.
Nesil huzursuz, toplum huzursuz ama böyle olmasını isteyen gizli güçler çok çok huzurlu…!
Şimdi silkelenip, titreyip kendimize dönme zamanı. Zamanı iyi kullanma zamanı. Sorumluluğu paylaşma ve yaşama zamanı.
Evdeki huzur işe nasıl yansır?
İş yerinizdeki başarı evinize nasıl huzur verir?
Huzurlu çalışma ve yaşam seminerleri için bizimle, aşağıdaki adresten iletişim kurabilirsiniz. Tel.; 0532. 261 01 47
Unutmayın sizlere; mahireyuboglu@hotmail.com kadar da yakınız.
Keşfedilmiş yeni zamanlarınızı kutlar selam, sevgi ve saygılarımı sunarım.

Mahir EYÜBOĞLU
Eğitimci- İletişimci Yazar
10 Mart 2008
mahireyuboglu@hotmail.com