HAZERFEN AHMET ÇELEBİ’NİN OF VERSİYONU

 

 

İLK UÇAN OFLU ALİMLER

                                                                                   Haşim Albayrak

                                                                                                Araştırmacı-Yazar

 

Hani fıkralarda “kaz uçar da Laz uçmaz mı?” diyerek kendini minareden atan Laz vardır ya. Aslında bu fıkra uydurma değilmiş. Genelde büyük bir yanlışlık sonucu Doğu Karadenizlilere Laz denilmektedir. Aslında değil. Gerçek manada Lazca konuşanlar sadece 25-30 000 civarında olup Rize’nin doğusu ve Artvin’in batısında bir yerlerde yaşarlar. Bu durumda büyük din alimleri ile meşhur Of kazası, Lazca konuşmayan Rumların istatisklerinde 1912 yılında sadece %1 Rum var denilmek suretiyle Rum olma imkanı olmayan ve genelde Kuman ve Çepni Türklerinden oluşurlar.[1]

Oflu din alimlerinden teknik alanda başarı gösterenlere de rastlanır.[2] Alimler sadece dini alanda olmayıp teknik alanda da faaliyet göstermişlerdir. İşte bunlardan üç tanesi ilk uçan Türkler arasında gösterilir. Bunlarla ilgili kaynaklarda geçen bilgiler şöyledir:

                                                                                              

MOLLA UZUN HASAN

 

“Havacılık tarihimizin ünlü şahsiyetlerinden Vecihi Hürkuş, bize, Karadeniz sahillerinde yapılan bir uçuş denemesinden söz etmektedir.

Oflu Molla Uzun Hasan isimli bir Türk genci, küçüklüğünden beri derin bir zevkle takip ve tetkik ettiği, martı kuşlarının kanatlarını taklid ederek, yaptığı bir çift kanat üzerinde uçuş tecrübelerine başlamış ve pek kısa bir zaman içerisinde derin uçurumlu Of Çayı yamaçlarında karşıdan karşıya geçmeye muvaffak olmuştur. Fakat o  zamanın talakkisine göre bu muvaffakiyeti milli bir duygu ile benimseyemeyen mutaassıp softaların ; (Bu adam şeytandır, öldürün!...) suretindeki teşvikleri üzerine medrese öğrencileri tarafından  tutularak öldürülmüştür.

Of kasabasının bugün dahi herhangi bir havacılık mevzuunda bu vak’a en hazin bir hikaye esasıdır. Halen de bu kahramanın yaşayan ahvadından insanlar var.[3]

Hürkuş, olayın tarihini belirtmemiştir. Ancak, kronolojik sıralamasına göre; Oflu Molla Uzun Hasan’ın denemesini 15.- 16. yüzyıllar arasında bir tarihte yaptığı anlaşılmaktadır.”[4] Bu duruma göre Hazerfen Ahmet Çelebi ile aynı dönemlerde hatta daha önce bu uçuş denemesini yaptığı ortaya çıkmaktadır. Buradan da çıkan başka bir sonuç Oflu alimlerin adı geçen yüzyıllarda da bulunduğudur. Ancak bizim düşüncemiz bu tarihin daha sonraki yüzyıllarda olduğudur. Çünkü Of medreselerinde eğitimin en yaygın olduğu ve sayılarının en fazla olduğu dönem18. yüzyıldan sonradır.

 

VELİ DİREKO VE AHMET HOCA

 

“Of ilçesinin Dernek Bucağının Arşolo Köyü Ahtanos mahallesinden Veli Direko ile yakın arkadaşı Derelioğullarından Ali’nin oğlu Ahmet Hoca’nın XIX. Yy. başlarında bir yaz günü, Karadeniz’den gelen martıları seyrederek, vurdukları bir kartalın kanadını, gövdesini, kuyruğunu ve ağırlığını tetkik ederek; kösele, tahta ve yaylardan kanat yaparak uçuş denemesi yapmışlardı (Gilberto Primi, L’aviation Turque, İstanbul 1951, zikreden Yılmaz Öztuna- Yavuz Karsu- Sermet Şensöz, a. g. e., s. 88 dipnotuyla)

Veli Hoca, kanatları sırtına geçirdi. 400 metre aşağıda ve 2 km. mesafedeki Ahburun’a uçtu. Hedefini tutturamadı ise de, güçlükle 200 metre aşağıda bir yere indi.

Daha sonra, bu iki hocanın, Of Deresi’ni aşma denemeleri, mahalli idareciler tarafından durduruldu.”[5]

Yukarıdaki bilgilerin hangi tarihlerde olduğuna dair kesin bir bilgi yoktur. Ancak 1930-1940 yılları arasında hala bu uçuş denemeleri konuşulduğuna göre 1850-1860 yılları arasında olabileceğidir.


[1] Ayrıntılı bilgi için bakınız: Haşim Albayrak, Doğu Karadeniz’de Etnik Yapılanmalar ve Pontus, İstanbul 2003

[2] Ayrıntılı bilgi için bakınız: Haşim Albayrak, Of ve Çaykara, İstanbul 1990

[3] Vecihi Hürkuş, Havalarda 1915-1925, İstanbul  1942, s.4

[4] Prof. Dr. Cemal Anadol- Dr. Nazife Abbaslı- Fâzile Abbasova, “Türk Kültür ve Medeniyeti” İstanbul 2002, s. 558

[5] Prof. Dr. Cemal Anadol- Dr. Nazife Abbaslı- Fâzile Abbasova, “Türk Kültür ve Medeniyeti” İstanbul 2002, s. 562

info@ofhayrat.com